Felsefeye Giriş

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.011
Gösterim
Adı:
Felsefeye Giriş
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
260
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757819196
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paradigma Yayıncılık
Baskılar:
Felsefeye Giriş
Felsefeye Giriş
Felsefe nedir? Herşeyden önce bir dijşijnce faaliyetidir; belirli türde sorular sormak ve bu sorular üzerine sistematik / metodik düşünmek. Felsefe birtakım görüşlerin körü körüne savunuculuğunu yapmak değil çoğumuzun apaçık ve tartışılmasına gerek görmediği peşin hükümleri / kabulleri tartışmaya açmak ve inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa kavuşturma yolunda zorlu bir zihinsel ve ruhsal yolculuğa çıkmak demektir.Felsefeye G/r/ş felsefeye "ginnek", felsefenin eşiğine adım atmak, felsefeyle tanışmak isteyenlerin ve felsefeye muhabbeti olanlarm kitabı. Felsefeye Giriş, öğrencilerin kullanacağı kavramların hesabını vermeye azmetmiş araştırmacıların kitabı. Sistematik, rahatça anlaşılabilir ve "okunabilir". Usta felsefeci Nigel VVarburton'un metni tematik bir kitap; felsefede çok şey değişebilir; sorular, sorunlar, bakış açıları vb. fakat ana temalar iki bin beş yüz yıldır aynı. Kitap şu temaları ele alıyor: felsefe, tanrı, doğru ve yanlış, politika, dış dünya, bilim, zihin, sanat. Ve çok daha önemlisi felsefenin temel kavramlarını öğretiyor VVarburton; ve sizi felsefeye davet ediyor.
Siyaset, Bilim, Sanat, Zihin, Tanrı gibi konuları en basite indirgeyerek anlatan;felsefeye duyarlı kişilerin ilk aşama olarak okuyabileceği sade, anlaşılır bir eser :)
Felsefeye giriş eserleri, -popüler bilim kitapları gibi- çoğunluğa ulaşmak ve yüzeysel de olsa ana fikri anlatmak için önemlidir. Ama bundan daha önemli olanı, giriş kitaplarının da girişini yani ön sözünü okumaktır. Çünkü felsefe yapmanın ne olduğu bilinmediğinde felsefenin alt başlıkları olan, örnegin zihin felsefesi, sanat felsefesi vs. nin ve hayata dair diğer fikirlerin felsefesinin tam anlamıyla idraki mümkün olmayacaktır. Felsefe yapmak bilgi yığınının ezberlenmesi değil aksine ezberletilenlerin sorgulanması ile ilgilidir. Sorgulama ise sadece muhalif olmakla ilgili değildir. Yanlışa neden yanlış dendiği kadar hatta belki daha fazla, doğruya neden doğru dediğimiz de sorgulanmaya açıktır.

Bilim gibi felsefe de oldukça dar sınırlara hapsedildiği için, nasıl ki bilim insanları gözümüzde asosyal, beyaz önlüklü, gözlüklü insanlar olarak canlanıyorsa; filozoflar da masa başında sorunları teorik olarak çözmeye çalışan ve aslında pek de işe yarar şeyler söylemeyen hafif kafadan kırık tipler olarak belirir. Oysaki bilim de felsefe de insanlığın ilk dönemlerinden beri hayatımızdaydı. Bize şu an makinelerden dolayı basit gibi gelen araç gereçlerin ilk yapımı el ileydi ve bunun yapılabilmesi için bir düşünce süreci gerekti. Bu yüzden felsefe yapmak salt filozofların işine indirgenemez. Uzmanlık arttığı için tüm külliyata erişemeyeceğimiz bir gerçektir ancak bu,  hayatlarımızı hiç sorgulamadan/felsefe yapmadan geçireceğimiz anlamına gelmiyor. Bunu yapabilmek için de belli bir düşünce sistemine sahip olmamız gerekiyor.

Kitapta da geçtiği gibi: "Felsefeyle uğraşmak sadece bizim ön yargılarımız üzerine açık seçik olarak düşünmemize değil fakat inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa kavuşturmamıza da yardım eder. O, zaman geçtikçe de geniş kapsamlı bir konular silsilesi hakkında tutarlı bir biçimde tartışma yeteneği kazandırır." 

Ben sorgulanmamış hayatın zevksiz ve renksiz olacağını düşünenlerdenim. Ancak çoğunluğun sorgulama eyleminden uzak durdu(rul)ğunu da görebiliyorum. Çünkü sorgulamak her an değişebilecek şeylerin varlığına gebedir ve değişimin işine gelmeyeceği kişiler mutlaka olacaktır. O zaman işe sorgulamayı sorgulamakla başlamak gerekiyor belki. Bunun için de felsefe başat rolde.
Kitapta belli başlı felsefi konular hakkında filozofların görüşleri aktarılmış. Önce bir görüş nakledilip arkasından o konu hakkındaki karşıt görüş verilmiş. Yazarın bunu yapma nedeni felsefe tarihi öğretmek yerine nasıl felsefi düşünülebilecegini öğretmektir. Felsefe zaten bir düşünme etkinliğidir. En güzel felsefi düşünme metodu da diyalektik metoddur.
Yazarın okura benimsetmek istediği ve kitapta izlediği yöntemde böyledir.
Yazarın ikici kitabını okudum.İlki ''Felsefenin kısa tarihi ''kitabıydı.İlk kitap felsefeye iz bırakan kişilerlden kısa kısa açıklamalarla doluydu ve bence okunması gerekli bir kitaptı.Bu kitap ise belirli konularda ortaya sürülen felsefi yaklaşımları ve onlara karşı oluşankarşı tezleri anlatmış durumda.En çok ilk bölümde olan ''Tanrı'' kısmını çok beğendim
Kitabın 73. sayfasında Epikuros'un ölüm korkusunun neden gereksiz olduğu hakkındaki düşüncesine yer verilmiştir. Bitişiğindeki Epikuros Eleştirisinde ise "öldükten sonra herhangi bir yaşamın kötü olmayacağını varsayması" adlı bir başlık ve açıklama vardır. Lakin sayfanın konusuyla eleştiri aynı konulardan bahsetmiyor. Yazar burada Epikuros'un başka bir argümanını eleştirmiş olabilir diye düşünüyorum(gerekli incelemeyi yapınca muhakkak düzeltme yaparım.) yada sadece alt başlığa eleştiri yazabilmek için( kendini bir şekilde haklı göstermek için) farklı bir savunu yazmış. Sayfa 73'ü incelerseniz ve benim bir yanlışım varsa belirtirseniz çok sevinirim. İyi okumalar.
Kitap bize felsefenin en çok tartışılan 7 konusu hakkında açıklayıcı argümanlar sunuyor. Bunlar; Tanrı, Doğru ve Yanlış, Hayvanlar, Siyaset, Zihin, Bilim ve Sanat konuları. Lakin bunlardan en dikkat çekici olanı Tanrı'nın varlığı üzerine sunulan olumlu ve olumsuz argümanlar. Yazar, Tanrı'nın varlığı üzerine kurulan olumlu argümanları yoksaymış dersek kitap ile alakalı önemli bir tespit yapmış oluruz.
Yazar felsefenin konularını dini bir kitap olan Eski Ahitte bulabiliyor, ama anlaşılan Kuranı es geçmiş. Tanrı'nın varlığı ile alakalı olan İnce Ayar, Tasarım ve İlk Neden gibi argümanları çıkmaz sokak diye kestirip atmış. Lakin bu çıkmaz sokakların birçoğunu Kuran açıyor. En basitinden Tanrının kötülüğe niye izin verdiği hususunda mantıklı bir açıklama getiremeyeceğini savunan yazar, Bakara suresinin 216. ayetinden bihaber(Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.). Bana göre bu ayet kötülük sorununu tamamen ortadan kaldırabilecek bir ifade.
Diyelim ki bir insan kötülük yaparak 10 birim kötülük yapmış oldu. Yaptığı bu eylem sonucunda 100 birim kötülüğün sosyolojik anlamda önüne geçmiş olma olasılığını hiçe sayamayız. Bir olayın kötü olmasının hemen akabinde yararımıza olabileceğini tartışamayacak kadar aptal değiliz. Buna mukabil, Filibeli Ahmed Hilmi'nin A'mak-ı Hayal adlı kitabını okumakta fayda var. En azından bu konu üzerinden daha açıklayıcı bir yoruma katkı sağlayabilecek bir eser.
Her birimiz ayrı birer filozofuz aslında. Kimimiz az düşünür, kimimiz fazla. Pek azımız düşüncelerimizi Sokrates, Aristo, Mevlana gibi ölümsüzleştirebiliriz. Ama neticede onlar dahi düşüncelerinin bugüne kadar ulaşabildiğini bilmiyorlar. Bu kadar aciz bir canlının dünyayı hatta evrenin içinde kötülük unsurunu Tanrının niye koyduğunu sorgulayacak kadar nitelikli olduğunu düşünmüyorum. Üstelik evrenin doğuşundan bu yana herşeyin bir düzen içinde işlediğini daha yeni yeni kavradığımız Kuantum Mekaniği bize söylerken.
Burada belirtmemiz gereken önemli bir başka husus ise yazarın daima kendi inanç temelleri üzerine dayalı bir bakış açısıyla kitabı yazmış olması. Öyleki kitabın 173. sayfasında evrimciler ve yaratılışçıları sanki iki zıt kutupmuş gibi birbirinden ayırması, yazarın ne kadar amatör bir tutum sergilediğini bize göstermekte. Günümüzdeki Evrim Kuramı'nın hepsi olmasa bile bazı Teistlerin inançlarıyla hiçbir şekilde çelişmediğini hepimiz biliyoruz.
Gelgelelim kitabın olumlu taraflarına... Kitabın tamamını yerden yere vurarak kitaba haksızlık yapmış oluruz. Yazar, kitapta içini doğru bir şekilde dolduramadığımız önemli kavramları bize sade ve yalın bir dille açıklıyor. Ben doğrusu pozitif ayrımcılık, sivil itaatsizlik gibi kavramları bu kitapla birlikte doğru ve bütün bir şekilde anlama fırsatı buldum.
Eserin içeriğinde her ne kadar katılmadığım bölümler olsa dahi en azından eser, benim sınavımı geçmiş vaziyette. Yani okunmalı diyebilirim. Ama felsefeye giriş yapmak isteyenlerin kitabın ismine aldanıp felsefeye dair okuyacakları ilk kitap bu olmamalı...
Kitapda her bir konu ayrı bir başlık altında incelenmiş. Özellikle “felsefe nedir”, “özgürlük” , “mantık” , “ötanazi” , “Immanuel Kant” , “ rüya görümü“ ve
“ilahi saatçi”
kısımları en çok keyif alarak okuduğum kısımlardı. Hoşuma gitmeyen tek şey yazarın kitapta okuyucuya “bir kitabı eleştirerek okuyun, okuduktan sonra tartışın” demesi ve kendi kitabı hakkında ise ‘Tanrı’ bölümünde yazar Tanrı’ nın var olmadığı görüşündeyken buna saygım sonsuzdu, böyle de olması gerekiyor elbette ama bu kısımı anlatırken kitapta “Bunlar benim görüşüm siz böyle düşünmüyor olabilirsiniz” dedikten sonra okuyucuyu kendi düşüncesine sürekli bir ikna etme uğraşında olarak yazdığı kısımlara denk geldim. Bunun dışında kitap yalın ve güzel bir dille anlatılmış, tavsiye ederim.
Felsefeye giriş için ideal bir kitap. Dili yalın ve konuları en temel biçimde ele alıyor. Felsefenin en temel sorunlarını ve olası değerlendirmeleri anlaşılır bir biçimde inceliyor. Özet bir kitap tadında gayet güzel.
Yazarımız genel bir felsefi hakimiyet kazanabilmemiz ve kavramlarla tanışabilmemiz açısından temel konulardan kısa kısa kesitler sunmuş. Amacı hiç bir düşünceyi öne çıkarmamakla birlikte mevcut her başlığın önce tezini hemen ardından bu konuya yönelik anti-tezini sunarak bir nevi işte felsefe böyle bir şeydir demek istemiş. Kitabın ortalarında bir yerde ettiği siteme ise aslında kendisi de biraz inanıyor ve bu yakınması, bu kitaptan ve felsefeden çıkarabileceğimiz en kesin sonuç gibi: "Felsefeyi eleştiren bazı insanlar, onun her şeyi olduğu gibi bırakan yararsız bir etkinlik olduğunu iddia ederler." Belki de felsefenin bize bu kadar kendini bağlatan, etkili, güzel ve ilgi çekici yapmasında bu cümlenin de haklılık payı vardır.
Uzun süre ve sindirerek okumaya çalıştım nitekim kitap da anlatılan konular kısa, öz ve akıcı idi. Diğer felsefi kitaplar gibi akıcı olsun diye roman tarzı gibi düşünmüştüm ancak hemen biten bölümlerin sonunda onlara yapılan eleştiri kitabı daha samimi buldum. Okuyucuya tavsiyem her gün bir bölüm bitirin, kitap anlaşılır ve akıcı diye bir nefeste bitirmeyin. Ve şunu anladım felsefe yapmak için bazen çok da süslü kelimeler ihtiyaç duyulmaya bilir.
Belki tüm dünya ve içindeki her şey zihnimin bir yaratısıdır. Belki de benim dışımda hiç kimse yoktur.
Hayvanların bizlerinkine benzer sinir sistemleri bulunduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, birilerinin hayvanların acı duyamayacağını düşünüyor olması oldukça mantıksız ve rahatsız edicidir.
İnsan doğası gibi bi varsayım, kendini aldatmanın ve her birimizin sahip olduğu büyük sorumluluğun inkarının bir biçimidir.
Herhangi bir eylemin etkileri geleceğe doğru bütünüyle uzatılabilir ve bu etkilerin belirli bir durma noktası neredeyse yok gibidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefeye Giriş
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
260
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757819196
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Paradigma Yayıncılık
Baskılar:
Felsefeye Giriş
Felsefeye Giriş
Felsefe nedir? Herşeyden önce bir dijşijnce faaliyetidir; belirli türde sorular sormak ve bu sorular üzerine sistematik / metodik düşünmek. Felsefe birtakım görüşlerin körü körüne savunuculuğunu yapmak değil çoğumuzun apaçık ve tartışılmasına gerek görmediği peşin hükümleri / kabulleri tartışmaya açmak ve inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa kavuşturma yolunda zorlu bir zihinsel ve ruhsal yolculuğa çıkmak demektir.Felsefeye G/r/ş felsefeye "ginnek", felsefenin eşiğine adım atmak, felsefeyle tanışmak isteyenlerin ve felsefeye muhabbeti olanlarm kitabı. Felsefeye Giriş, öğrencilerin kullanacağı kavramların hesabını vermeye azmetmiş araştırmacıların kitabı. Sistematik, rahatça anlaşılabilir ve "okunabilir". Usta felsefeci Nigel VVarburton'un metni tematik bir kitap; felsefede çok şey değişebilir; sorular, sorunlar, bakış açıları vb. fakat ana temalar iki bin beş yüz yıldır aynı. Kitap şu temaları ele alıyor: felsefe, tanrı, doğru ve yanlış, politika, dış dünya, bilim, zihin, sanat. Ve çok daha önemlisi felsefenin temel kavramlarını öğretiyor VVarburton; ve sizi felsefeye davet ediyor.

Kitabı okuyanlar 129 okur

  • Adyali
  • İsmail Duran
  • Sevgi Özdil
  • Merve
  • Erkan Korkmaz
  • Aslı T.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0