Parvus Efendi

Parvus Efendi
@parvusefendi
Ölüm bile ıslah etmiyor
Devrim Tüccarı
Lise
Kadıköy
15 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Yalnızca Russell'in yazabileceği kitap.
10/10
·599 syf.··
2025 10. kitabı
Ne yolculuktu ama! Felsefeyle ilgilenen herkese sonsuz kere tavsiye ediyorum. Ama incelemeye geçmeden önce biraz Russell'cığımı öveyim. Ya arkadaşım, bi insan nasıl bu kadar entelektüel olabilir, ayıp değil mi? Hiç mi düşünmedin be adam bunu okuyan insanlar seni sadece kıskanabilecekler ama hiçbir zaman senin kadar bilge olamayacaklar diye skjwnkwjz. Tamam nazara falan inanmazsın da en azından çıtayı bu kadar yükseğe çekmeseydin? Ne güzel kendi küçük dünyamızda kendimizi bilgili-akıllı zannediyoduk. Sayende yerel maksimumun global maksimumun ( sensin o maksimum bal böceğim kalp kalp kalp ) yanına bile yaklaşamadığını öğrenmiş olduk ahahaha. Şimdi 3. cildi yeni bitirmiş biri olarak sıcağı sıcağına görüşlerimi yazmak isterim. Gavurların tabiriyle "This book made me humble" babacım. Russell'in her görüşüne katılamam elbette, (özellikle Hegel eleştirisinde biraz taşın suyunu sıktığını düşünüyorum, Spinoza'yı da fazla sevmiş sanırım) ama kitabı okuyan herkes şunu fark edecektir. Bu adam bunu yazarken gerçekten severek yazmış, ve bunu laf arasındaki küçük kahkahalarında görebiliyorsunuz. Ama asıl vurgu yapmak istediğim kısım, Russell'ın dürüstlüğünü samimiyetini hissedebiliyor olmam. Önce filozofun kısa bir hayat hikayesini, içinde bulunduğu toplum yapısını, sonra da fikirlerini olabildiğince açıklamaya çalışıyor, anlamadığı yerde "Bakın ben burayı çok anladığımı hissetmiyorum" diyor. Yine de kendince anladığı kadarıyla anlatıyor. Ve sonrasında kusurlu/tutarsız bulduğu yerleri açıklıyor. Sonunda ise bu filozofun, kendinden sonrakileri ne şekilde etkilediğini açıklamaya girişiyor. Bunları yaparken araya sıkıştırdığı "Dad Jokes" sayesinde ise kitap akıp gidiyor ( Hegel kısmı hariç, manyağı Russell bile kolay açıklayamamış skjwnkwjnwkjnz ). Tamam da kardeşim, bunu diğerleri
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3Bertrand Russell · Alfa Yayıncılık · 2016615 okunma
Reklam
Etika, Tümdengelim ve Hristiyanlık
5/10
·342 syf.··
2025 5. kitabı
Herkese musmutlu okumalar. Spinoza'yı gözümde fazla abartmışım diyebilirim, okuduktan sonra da hala çılgın bir adam olduğunu düşünüyorum ama beklentimi düşürdü baya. İyi ki direkt kendisini okudum sonunda yoksa hala ortamlarda millete başkasından duyduğum Spinoza'yı anlatacaktım skjwnkwjnw Kitabın amacı insanların süper hayatlar sürmeleri için takip etmeleri gereken ahlaki kuralları -Bu kitapta etikadan kasıt genelde dünyaya bakış açımız olarak tanımlanıyor- geometrik yönteme göre ispatlamak. Şimdi sırayla gidelim, nedir bu geometrik yöntem? Aslında en başta bu metod, geometrinin inşası için kullanıldığından geometrik metod deniyor yoksa fularsız ismi tümdengelim. Paragraflar tek konu olsun diye bunu aşağıda anlatacağım. Geometrik metod, meşhur Yunan matematikçi öklidin elementler kitabında kullandığı ispat metodudur. Öklid bu kitapta, birkaç tanım ve aksiyom ortaya koyar ve bütün bir geometri bunun üzerinde inşa edilir. Örneğin, bir doğru açının 180 derece olduğunu kabul edersem ve iki paralel doğrunun sonsuzda kesiştiğini kabul edersem; üçgenin iç açıları toplamının da 180 derece olduğunu kabul etmek zorundayım. Çünkü, üçgenin herhangi bir noktasından, o noktanın geçmediği kenara çizilecek bir paralel doğru, Z kuralına göre bu iki açıyı ve üzerinden geçtiği açıyı da kapsayıp bir tam doğru elde ettirecektir. O halde eğer bu aksiyomları kabul ediyorsam, aslında öklidin kitabında yer alan bütün teoremleri kabul etmek zorundayım. Açıortay teoremi, kenarortay teoremi vs. Yani kısaca Spinoza'nın geometrik yöntem dediği şey, aksiyom ve tanımlar kabul edilirse bütün Etika kitabının kabul edilmesi zorunludur çünkü kalanı dümdüz basit mantık kurallarıyla daha özel ve spesifik konuları ispatlamaktır. Tümdengelim (dedüksiyon) basitçe budur. Her önermenin temeli
Felsefe
EtikaBaruch Spinoza · Dost Kitabevi Yayınları · 20192,182 okunma
Descartes, Nursi ve ChatGPT müritler
5/10
·134 syf.··
2025 2. kitabı
Bu kitapla beraber meditasyonları da okumuş bulunuyorum. Öncelikle şunu belirteyim ki, Meditasyonlar bu kitabın 4. bölümünün (sanırım) detaylısı gibi bir durum var. Yani önce bunu okursanız daha mantıklı olur. Descartes'in (bundan sonra "desc" diyeceğim) iki ana savı var: 1. Her bildiğimden şüphe edeyim, ve sorgulayayım. Ama ne yaparsam yapayım, şüphe duyan bir varlıktan süphe duyamıyorum. O halde şüphe eden benin, varolduğunu kabul etmek zorundayım. Bu fikir biçimsel olarak da, kurgu olarak da tutarlı. Desc kardeşime 10/10 veriyorum. 2. Zihnimde bazı fikirler var. Bunların neredeyse tamamına yakını dışarıdan neden bulabileceğim şeyler. Örneğin kafamdaki taş fikri nereden geldi diye soracak olursam, zihnim dışında, dışsal bir neden getirebiliyorum. Taşı görmüşümdür ve fikri zihnime yerleşmiştir gibi. Ayrıca ben kusurluyum, çünkü çok yanlışlar yapıyorum veya duyularım tarafından aldatılabiliyorum. Ama zihnimde kusursuzluk fikri var veya mükemmellik fikri. Ama bu fikir dışsal sebeplerle açıklanamaz çünkü dışarıda kusursuz biri yok. O halde bu fikri kafama bir kusursuz koymuştur imza niyetine. Bu savunu bence komik, hatta Desc'e olan saygımızı yitirecek ölçüde komik. Tamam anlıyorum o dönemlerde insan zihni üzerine, nöroloji ve evrim üzerine çalışmalar kısıtlı. Ama bu bahane olmamalı böyle basit bir hataya düşmek için. Hata şu: Benim dışsal bir sebep sunamıyor olmam onun dışşsal bir sebebi olmadığını göstermiyor veya Desc'in inatla vurguladığı gibi İSPATLAMIYOR. A priori fikirlerin kaynağı mesela evrim olabilirdi ve sen kusursuzluk fikrine sahip olacak bir şekilde evrimleşmiş de olabilirdin. Ama yoook, illa en dindarı ben gözükeyim. Tanrıyı ispatlayayım derdine düştün Eyy Desc. Daha kötüsü, senin ben objektif olmalıyım bakış açına yakışmayacak ölçüde önkabullerinin
Yöntem Üzerine KonuşmaRené Descartes · Alfa Yayıncılık · 20193,564 okunma
İyi denemeydi Fahrettin
10/10
·598 syf.··
2025 1. kitabı
Normalde buraları pek aktif kullanmam, sadece okuduğum kitapların incelemelerini merak ederim farklı bakış açıları ile okuduklarım nasıl yorumlanabilir diye. Bu kitabı çok beğendim, özellikle kurgusu şu ana kadar okuduklarım arasında özel bir yere sahip. Önce incelememi yazayım, daha sonra attığım neden böyle bir başlık attığımı açıklarım. Pek yazı yazan birisi değilim, eğer hata bulursanız mesaj atmaktan çekinmeyin lütfen. Öncelikle kitabın konusu ile başlayayım; kitap III.Selim döneminden başlayarak Osmanlı ve devamında Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşma bağlamında iki yüz elli yıllık yapısal değişimini anlatıyor ve sanılanın aksine ana odak konusu din değil hatta din ile ilgili kısımları ziplersek belki kitabın yüzde onunu anca oluşturur. Kitap yöremizin askeriye, dil, eğitim, siyaset, millet, kimlik, ekonomi, diplomasi, altyapı gibi alanlardaki problemleri ve çözüm önerilerini, Hobsbawm tarzında (ki Hobs, Berkes'ten sonra doğmuştur ama Türk olduğumuzdan dolayı, süper star akademisyenlerimizi tanıtmamıza gavur akademi engelliyor) neden-sonuç ilişkileriyle alabildiğine farklı görüşlere yer vererek anlatıyor. Yanlış bildiğimiz kavramları tanıtmakla işe başlıyor Berkes, feodalizm, sekülerizm, laiklik gibi kavramların kökenine inip; Batı'dan kafamıza göre her kavramı alamayacağımızı çünkü o kavramın tanımının o yöreler içerisinde bir anlam kazandığını kendince açıklıyor. Bunu yapmasının sebebi ise o dönemde topraklarımızda çetin bir laiklik tartışmalarının başlaması. Kitapta da sıkça dile getirdiği üzere, Türkler bilmedikleri bağlamdan yeni öğrendikleri kelimeleri bildikleri bağlamda yanlış kullanmasıyla meşhur bir Orta Asya medeniyetidir. Buna sıkça yer verir Berkes ve dolaylı yoldan aslında 1960'lı yıllarda dönen ızgara ateşli laiklik tartışmalarında
Türkiye'de ÇağdaşlaşmaNiyazi Berkes · Yapı Kredi Yayınları · 2019636 okunma