Gün batımı, sadece bir gök olayı değil; bir erime noktasıdır. Işık, ısrar etmekten vazgeçer ve kendini teslim ederken, dünya bir arınma evresine girer. Tam bu kritik geçiş anında, insan eyleminin en sabırlı sembolü devreye girer:Çay bu dönüşümün nihai ürünüdür. Demlenmek, bir varoluşsal zorunluluktur. Yaprak, kendi özünü suya bırakmadan, rengini ve derinliğini sunmadan, sadece sıradan bir ot olarak kalır. Çayın rengi, gün batımının gökyüzündeki kızıllığıyla yarışır; her ikisi de bir vedanın ve bir umudun, yani kısa süren güzelliğin somutlaşmış halidir.