Puslu Kıtalar Atlası ile tanıştığım ve çok özel bir yere koyduğum yazarın bu kitabını canım arkadaşım hediye ve tavsiye etti. Belki büyük beklentiyle başladığımdan belki de kendimi tam veremediğimden bilmiyorum ama ilk okuduğum kitabın tadını veremedi bana. Evet üslup aynı ve yalnızca bu bile kitabı sevebilmeniz için etken. Ama sanırım, masalın arasına yoğurulmuş tarih ve felsefeyi bu kitapta da aradım. Bu kitapta ise anlatılan hikayeler -her ne kadar fantastik ögeler olsa da- günümüze daha yakın. Ana karakterlerimiz Ölüm ve Cezzar Dede. Ölüm burada aslında Azrail. Ölüm; Cezzar Dede'yi de yolcu etmeye geldiği vakit, bir şans tanıyor ve Cezzar Dede'nin canını hemen almıyor. Dede torunlarını üzmemek adına Efrasiyab'ın hazinesini bulmaya gittiği yalanını söyleyerek Ölüm'ün peşinden diğer kişi için yola çıkıyor. Çeşitli hikayeler anlatarak yolculuğu paylaşıyor aslında bu ikili. Her bir hikaye katman katman kendi içinde başka dünyalara kapı aralıyor okur için. Ölüm'ün başka bir aradığı ve hayatına son vermeyi düşündüğü isim Uzun İhsan Efendi ise göz korpıyor bize. Bu karakterin, yazarın bütün kitaplarında geçtiği söyleniyor. Bu kitapta da anlatılan her hikayeden sonra Ölüm'ün elinden bir şekilde kaçmayı başarıyor.