Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 04 Kasım 2025 05:38 Mary Shelley’nin Frankenstein ya da Modern Prometheus adlı eseri, yalnızca bir korku romanı olarak değil, insanın bilgi arayışı, yaratma tutkusu ve sorumluluk kavramı üzerine derin bir felsefi sorgulama olarak da değerlendirilebilir. Roman, doğanın sınırlarını aşmaya çalışan bilim insanı Victor Frankenstein’ın, kendi yarattığı varlık tarafından hem fiziksel hem de ruhsal olarak yok oluş sürecine sürüklenmesini anlatır. Shelley, dönemin bilimsel gelişmelerine ve insanın Tanrı rolünü üstlenme arzusuna eleştirel bir bakış getirir. Eserin merkezinde “yaratma” eyleminin ardındaki etik sorumluluk sorusu vardır: Bir şeyi yaratabilmek, onun sonucuna hükmetme hakkını da verir mi?
Roman, gotik ögeleriyle dikkat çekmekle birlikte, aynı zamanda insanın yalnızlık, reddedilme ve aidiyet arayışı gibi evrensel duygularını işler. Frankenstein’ın yarattığı “canavar”, aslında bir insan olma arzusuyla doğan, ancak toplum tarafından dışlandıkça şiddete yönelen trajik bir karakterdir. Shelley burada, gerçek “canavar”ın kim olduğu sorusunu ustalıkla okura bırakır. Bilimsel kibirle hareket eden Victor mu, yoksa sevgisizlik yüzünden öfkeye dönüşen yaratık mı?
Ayrıca muhakkak okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.