Sırça Köşk ( Spoiler İçerebilir )
8/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 21:38
Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk kitabını ilk elime aldığımda, 1947’de yazılmış bir eserin beni bu kadar derinden etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Sayfaları çevirdikçe fark ettim ki, o dönemin hikâyeleri değil bunlar; bugünün, hatta belki yarının hikâyeleri… Çünkü Sabahattin Ali, sadece bir dönemi değil, insanın değişmeyen tarafını yazmış: hırsı, sömürüyü, adaletsizliği ve suskunluğu. Kitap, 13 hikâye ve 4 masaldan oluşuyor. Her biri bambaşka bir yüzüyle aynı gerçeğe dokunuyor: “Bu ülkenin acısı hiç bitmemiş.” Portakal, Böbrek, Kurtla Kuzu, Hakkımızı Yedirmeyiz… Her hikâyede aynı yankı var: Gücü elinde tutanların doymazlığı, sessiz kalanların çaresizliği. Portakal’da yoksul bir işçi, taşıdığı malı kendine bile alamıyor; Kurtla Kuzu’da fikirlerinden dolayı işkence gören insanlar var. Hakkımızı Yedirmeyiz’de ise “namus” kisvesi altında dönen yolsuzluklar. Ve insan okudukça fark ediyor: O yıllar geçmiş, ama düzen hiç değişmemiş. Sabahattin Ali’nin kalemi, ne bir isyan ne de bir ajitasyon; o sadece gördüğünü yazıyor. Ama öyle bir yazıyor ki, kelimeler sanki yüreğine oturuyor. Bazı hikâyelerde öfke hissediyorsun, bazılarında çaresizlik, bazılarında da insanın insana ettiğine duyulan keder. Her satırında şu düşünce yankılanıyor: Biz aynı hataları hâlâ yapıyoruz. Kitabın son kısmında yer alan Sırça Köşk masalı ise bambaşka bir seviyede. Bir halk düşün; elinde varıyla yoğuyla, sadece “eksik kalmayalım” diye bir köşk inşa ediyor. Köşk büyüdükçe büyüyor, içi bürokrasiyle doluyor. Halk yoksullaşıyor, ama o camdan yapıya hayranlıkla bakmaya devam ediyor. Ta ki, bir gün halktan biri elindeki koyun kellesini köşke fırlatıp o camları tuzla buz edene kadar. İşte o an, insanın içinden garip bir umut yükseliyor. Çünkü o kelle sadece bir öfke değil; fark edişin sembolü. Sabahattin Ali, o masalla bize şunu söylüyor: Gerçek değişim, halkın elindedir. Ama halk farkına varmadıkça, hiçbir köşk yıkılmaz. Ben bu kitabı okurken sadece geçmişi değil, bugünü gördüm. Bugün hâlâ aynı haksızlıklar yaşanıyor, hâlâ güçlüler kazanıyor, hâlâ susturulanlar var. Ama bir fark var: Sabahattin Ali, bunu 80 yıl önce görmüş ve yazmış. Demek ki sorun bizde. Çünkü o uyardı, biz duymadık. Sabahattin Ali’yi 41 yaşında kaybettik. Çok gençti. Bazen düşünüyorum; eğer yaşasaydı, kim bilir neler yazardı, kim bilir kaç kez daha aynayı yüzümüze tutardı. Ama belki de bu kadar genç yaşta gitmesi, onu ölümsüz kıldı. Çünkü o, sadece yazmadı; hissettirdi. Ve ben Sırça Köşk’ü okurken, sadece bir yazarın kalemini değil, bir vicdanın sesini duydum. Bu kitap bana şunu öğretti: Gerçek masallar camdan değil, emekten yapılır. Biz sustukça kırılan sadece köşkler değil, insanlık oluyor. Ve ben bu satırları yazarken bir kez daha anladım… Sabahattin Ali hâlâ yaşıyor çünkü biz hâlâ aynı hikâyenin içindeyiz...
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,8bin okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.