Jan-Philipp Sendker / Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler
Bazı hikâyeler kelimelerle değil, sessizlikle anlatılır. Bu roman o sessizlikte ilerliyor. Yavaş, içsel ve duygusal bir hikaye. Terk ediliş ve bağışlama arasındaki duyguların dansına eşlik ediyorsunuz.
Hayatın olması gerekeni dayatmasından kaynaklanan kabullenme zorunluluğu ve kültürel farklılıklar hikayenin bütününe serpiştirilmiş. Sessizliğin aslında çok gürültülü olduğunu, her kalbin kendi şarkısını söylediğini ama bazen o şarkıyı kimsenin duymadığını hissetmenizi sağlayan bir hikaye.
Julia, bir not bile bırakmadan sessizce kayıplara karışan babasını gerçek anlamda ne kadar tanıyordu? Bir yıl aradan sonra babasının yazdığı ama göndermediği bir mektubu bulmasıyla, geçmişin sislerini kaldırmak ve babasını bulmak için hayatını askıya almaya karar verip yollara düşer.
Gözlerin görmediği, aşkın mesafe tanımadığı, bir kalbin nasıl kilometrelerce uzaktan bile yankı bulabileceğini okuyorsunuz. Aşkın bir sınırı olmadığına ama kaderin bazen en güzel hikayeleri bile nasıl yarıda bıraktığına tanık oluyorsunuz.
Her sayfasında hem sevgiyi hem çaresizliği hissettim. Bir masal gibi başlayıp, bir dua gibi bitti. Sevmenin başka bir halini görmemizi sağlayan bir roman.
Keyifli okumalar…