Öldürülen yada, hastalıklardan ölenler, hastaların gözü önünde sedyeye bile konulmadan bacağından, kolundan tutturulup sürükleterek hastalara taşıtılıyordu...
Burası girişi olan, çıkışı olmayan bir çıkmaz labirent, insanlığın, vicdan ve merhametin öldüğü pis kokan, izbe, soğuk, karanlık bir cehennemden başka bir şey değildi...
Tımarhanenin bahçesinde akasya ağacının altındaki bankta öylece oturmuş iki hafta önce şizofreni tanısı ile getirdikleri on iki yaşındaki küçük kızı seyrediyordum. Öpücük atar gibi dudaklarını büzüp, iki elini yüz hizasına kaldırmış, işaret parmaklarıyla birini çağırıyor gibi yapıp, tuhaf sesler çıkarıyordu. Baş hekim bahçedeki kamelyada piposunu tüttürüyor bir yandan kahvesini yudumluyor, bir yandan da yanındaki beş – altı gazeteyi sırasıyla dikkatlice okuyordu. Onbaşı, hemşire ve çalışanların göz hapsinde bahçede benimle birlikte otuz kadar hasta vardı...
Hastanenin nizamiye kapısına lüks bir minibüs yanaştı. Kapıdaki güvenlik görevlisi şoförle konuşmaya başladı;
Güvenlik görevlisi:
- Buyurun efendim, nereden geliyorsunuz?
Minibüsün şoförü:
- Başbakanlıktan geliyoruz, araçtaki beyler İnsan Hakları Komitesi’ nden denetim yapılacak!
Güvenlik görevlisi:
- Peki efendim sizi bir dakika bekleteceğim Başhekim Bey’e haber vereyim!
Minibüsün şoförü:
- Tabi, lütfen!
Güvenlik görevlisi kapıyı açmadan koşarak başhekimin yanına geldi;
Güvenlik görevlisi:
- Sayın Hocam kapıda bir minibüs var, Başbakanlıktan ve İnsan Hakları Komitesi’nden denetime gelmişler!
Başhekim sağ gözünü hızlı hızlı kırparak;
- Oğlum alsana içeri, neden kapıda bekletiyorsun adamları!
Diye yüksek sesle kızarcasına konuştu. Kalktı üstünü - başını kravatını düzeltti;
- Yürü -yürü, fırla daha gözümün içine bakıyor!
Güvenlik görevlisi:
- Emredersiniz hocam, hemen açıyorum.
Dedi önden güvenlik görevlisi koşarak, arkasından başhekim hızlı adımlarla kapıya yöneldi. Anlaşılan önemli kişiler gelmişti, yoksa başhekim istifini bile bozmazdı. Güvenlik görevlisi çift kanatlı kapıyı açtı araç içeri girdi. Aracın ön camında “BAŞBAKANLIK - GÖREVLİ - RESMİ HİZMETE MAHSUSTUR” yan tarafında “İNSAN HAKLARI KOMİTESİ (HÜMAN RİGHTS COMMİTTEE - CCPR)” yazıyordu. Siyah film camlardan aracın içi görünmüyordu. Başhekim aracın yanına gidene kadar şoför inmedi. Başhekim denilen adi herif hastalara ve çalışanlara aslan kesiliyordu. Lakin şimdi aracın yanında iki büklüm duruyor, ellerine önüne el pençe divan bağlayıp süt dökmüş kedi gibi olmuştu. Şoför araçtan indi, uzun boylu yakışıklı bir gençti, hızlıca dolaşıp orta kapıyı açtı, selamlar gibi eğilip;
- Buyurun efendim, Başhekim Bey geldiler.