9/10
·400 syf.··
2025 69. kitabı
Sanırım hayatım boyunca okurken kalp çarpıntılarına, bunalımlara, sinir krizlerine maruz kaldığım sayılı kitaplardan birisi oldu. Uzun uzun karakterlerin psikolojik analizlerini yapmak istemiyorum ki zaten bunu yapabilecek gerekli eğitimden yoksun, sade bir okuyucuyum yalnızca. Tek demek istediğim Nazan'ın sonunun hak edilmiş bir son olmadığı olabilir. Nazan yerine bu sonu yaşayan kişi olarak bar kızını yani Neriman'ı görmeliydik. Mazhar hak ettiği sona, Hacer hak ettiği sona ve Naciye ile Rıza da en nihayetinde o hak ettikleri sona ulaşmış oldular ancak Nazan içimi çok burkuyor. Yediği dayaklar, hakaretler, sırf kocası tutku peşinde ve bir bar kızının koynuna girmek için deliriyor diye sokağa atılması, teyzesinin yanında tecavüze uğraması, Sami tarafından kullanılması ve hapse düşmesi, hapiste bir deli karının eline düşüp hem ruhen hem bedenen bir tecavüze maruz kalması. Mazhar gerekli vicdan azabını hiç çekmedi. Tek yaptığı oğlunu düşünmek ve oğlunun istikbalini koruyabilmekti. Nazan hiçbir zaman gerçek anlamı ile kimsenin umurunda olmadı. Oğlunun karşısına çıksaydı da olmayacaktı. Nazan bu hikayenin el ağzına bakan, el ağzına bakmaktan kendini hapsedip belki de tüm kaderini mahveden bir el kızıydı. Romanın tek ve en önemli karakteri oydu. Saftı, masumdu, iyiydi ve bir makinenin koca, yağlı dişlerinin arasında çatır çatır yendi. Ne yazar ne de roman karakterleri acımadı ona. Bahse varırım ki Orhan Kemal bu romana sırf Nazan için ağladı. Hepimiz ağladık, somut gözyaşları dökmesek de soyut gözyaşları roman boyu aktı durdu içimizde. El Kızı Ah Nazan.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.