Bazı yazarların en önemli eserlerini okumadan ölmemek gibi bir hedefim var. Gogol de bunlardan biri. Bu hikayesi, Ölü Canlar, Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto gibi eserlerinden sonra okuduğum en son öyküsü Burun oldu. Birçok okuyucunun da yaptığını düşündüğüm gibi ben de hemen neyi kaçırdım, neleri anlamadım araştırmasına giriştim :) ve malesef çok beylik cümleler, “anlamadım ama illa bir yorum yapmam lazım” minvalinde yorumlar okudum. İtiraf etmeliyiz ki bu kitabı Gogol’den başka kimse tam olarak anlamadı, belki o bile ne yazdığından tam emin değildir! Söz konusu burunun tam olarak neyin metaforu olduğunu tam anlamıyla açıklayabilen yok. Gogol’ün hiciv yoluyla toplum, bürokrasi ve sistem eleştirisi yaptığını zaten biliyoruz, bu kitap da onlardan biri ama metaforik anlamını tam olarak çözemedim ben. Ve malesef itiraf etmeliyim ki en hoşuma gitmeden okuduğum eseri oldu. Haydi herkes kendisine itiraf etsin, bu hikayeden tam olarak ne anlamamız gerektiğini hiçbirimiz bilemiyoruz! Dostoyevski de “Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık” demiş zaten, burnundan düştük dememiş :) Öyle deseydi anlamak için daha çok çaba göstermek isteyebilirdim.