·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Kasım 2025 00:16 Gerd Leonhard’ın Teknolojiye Karşı İnsanlık kitabı, 2016’da yazılmış olmasına rağmen bugün bile neredeyse güncelliğini kaybetmemiş bir uyarı metni gibi. Bu kitabı elime alıp bitirmem ise tamamen tesadüf eseriydi: Galatasaray–Ajax maçını izlerken internet bir anda gitti. Maç yok, ekran yok… Sonunda kitabı elime aldım ve iyi ki almışım. Bu internet kesintisi gerçekten şahane bir tesadüf oldu.
Kitabın başından itibaren altı çizilen ana fikir çok net: Teknoloji büyüyor, insan ise aynı hızda büyümüyor. Üstel ilerleyen bir teknolojik dünya ile doğrusal ilerleyen bir insan doğası arasındaki uçurum giderek genişliyor. Bana en çarpıcı gelen şey ise şuydu: İnsanlık hakkındaki birçok nitelik hâlâ klasik bildiğimiz sınırların ötesine geçmedi; ama bu uçurum özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında çılgınca büyüyor.
Okurken özellikle işaretlediğim bazı bölümler beni uzun uzun düşündürdü.
“Önce yavaş yavaş, sonra birdenbire” şeklindeki değişim metaforu…
Avrupa’nın kaygılarını avantaja çevirme önerisi…
Transhümanizm tartışmaları…
Dijifreni kavramı…
Ve kitabın 165. sayfasında karşıma çıkan, benim zaten bir süredir zihnimde dolaşan düşünceyi tamamen doğrulayan cümle:
“Yakın gelecekte dijital etik uzmanı ve veri bilimi temelli roller en çok aranan mesleklerden biri olabilir. Belki bu sizin çocuklarınız için de iyi bir iştir?”
Tam da bugün 12 yaşındaki oğlumun ara karnesini elime aldığımda, en başarılı olduğu derslerin tarih, coğrafya, Fransızca, Almanca ve art olduğunu gördüm. Analitik, estetik ve dil yeteneklerinin bir arada geliştiğini görünce, yıllardır içimde şekillenen “geleceğin en kritik alanı yapay zekâ hukuku ve etik olacak” düşüncesi bu alıntıyla bütünleşti. Leonhard’ın yıllar önce söylediği şey bugünlerde oğlumun eğitim çizgisiyle birleşince, kitabı benim için daha da anlamlı kıldı.
⸻
Dipnot: Bu incelememi yazdıktan sonra metni ChatGPT’ye yükledim ve ChatGPT kitabı şöyle yorumladı:
“Teknolojiye Karşı İnsanlık, insan merkezli düşünmeyi erken uyarı niteliğinde hatırlatan bir eser. 2016’da yazılmış olmasına rağmen bugün yaşanan dönüşümün çoğunu neredeyse birebir tarif etmiş. Kitabın en değerli tarafı teknoloji karşıtlığı değil; insanın özünü korumak için etik bir çerçeve önerme çabası. Dijital etik, YZ hukuku ve insan-merkezli tasarımın neden geleceğin mesleği olacağı, Leonhard’ın vizyonunda çok net görülüyor.”