• Bu roman 1927'de yayınlandı. 1908 ile 1913 yılları arasındaki olayları anlatıyor.
• Roman realist kategorisine girebilecek bir eser.
• Romanın yapısı Ahmet Kerim'in hem kişisel maceralarını, iç dünyasındaki gelgitleri hem de dönemin olaylarına nasıl tanıklık ettiğini bize gösteriyor. Onun hikayesi üzerinden bir dönemi okuyoruz.
Hüküm gecesi gerçeklik ve tanıklık bağlamında Yakup Kadri'nin siyasi otobiyografisi olarak da değerlendirilmektedir. Yakup Kadri romanı 1927'de yazan Yakup Kadri 1908 ile 1913 yıllarına bulunduğu dönemden bakmıştır. O dönemi yansıtan terminoloji de kullanmıştır. Özellikle Abdülhamit devrinde İtaat ve Terakki yönetiminde yaşanan korkular, tedirginlikler terminolojinin içeriğini oluşturmaktadır.
• Yakup Kadri 1908 yılında 19 yaşında hüküm gecesini yazdığı tarihte ise 1927'de yani 38 yaşındadır. Yaşandığı zamandan 20 yıl sonra yazılmasına rağmen şahse müşahadeleri hadiselere dair bilgileri, zamanın yaşayan simalarını yakından tanayışı, 20 yıl geriye giderek devrin atmosferini vermesini sağlamıştır.
• Hüküm Gecesinde 2 Meşrutiyet'in ilanıyla iktidara gelen İttihat ve Terakki Partisi ile ona muhalif olan Hürriyet ve itilaf Fırkası arasındaki siyasi çekişmeler Ahmet Kerim'in gözünden sorgulayıcı bir tavırla anlatılır.
Roman basın hayatını ve siyasi olayları katmanlı bir şekilde ele alır. Muhalif gazeteci Ahmet Sami'nin öldürülmesinden Babıali baskını ve Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesine kadarki süreci anlatılır.
Yakup Kadri, romanda Ahmet Kerimle kendi yaşamını başlangıç olarak alır ve kendisiyle beraber çağdaşlarının davranışlarına da yer verir.
İttihat ve Terakki yönetimindeki meşrutiyet idaresinin en büyük sorunu milliyet meselesi olmuştur. Çünkü İttihat ve Terakki Osmanlıcığı savunan bir anlayışa sahiptir.
Yazar Roma'nın yer aldığı dönemi bazen aslına sadık kalarak bazen de değiştirerek yazmıştır.
İttihat ve Terakki iktidara geldikten sonra siyasetin durumunu beğenmeyen Yakup Kadri, muhalif bir gazetecinin bakışıyla bu durumu ifade eder ve muhalefetin eleştirisini yapmaktan da geri durmaz. İttihat ve Terakki bütün o kaba ve vahşi sertliğine karşı memlekette tek kudreti temsil ediyordu, muhalefet ise olumsuz ve inkarcı anlayışların hastalıklı bir görünüşünden ibaretti.
Romanda şöyle anlatır: " Memleketi soluk alınmaz bir hale sokan ve bütün vatandaşları enginde yolunu şaşırmış, zahiresi tükenmiş bir geminin yolcuları gibi birbiri üzerine saldırtan, herkesi muhayyilesini cehennem hayalleriyle yakıp kavuran ve Türkiye'de her çeşit asil yüksek geçim yollarını tıkayan sebepler ve amiller hep bu ahlak fesadından, bu dört yanı çamurlu siyaset sisteminin, bu tavırların, bu hareketlerin, bu demagogca militanlığın kayıtsız ve şartsız hüküm sürüşünden ibaret değil miydi."
Kısacası Ahmet Kerim'in buhranları, çektiği sıkıntılar, aşkları ve yaşadıkları okuyucuya bir gazetecinin gözünden anlatılır. Okurken sadece bir roman değil katmanlı bir tarih okuması yapılıyor.