Sami Ata çocukluğundan beri sevdalıydı Narin'e. Narin de seviyordu Sami'yi ama birbirlerinin karşısına geçipte sevdalarını dile getiremediler. İçten içe sessizce sevdiler birbirlerini. Narin'in bu hayatta babaannesinden ve Saklıca'da ki dostlarından başka kimsesi yoktu. Hayalleri vardı. Doktor olmak için gittiği bu kasaba'ya beyaz önlüğüyle geri dönecekti.
Bu yolda en büyük desteği Sami Ata verdi. En büyük fedakarlıkta ona düşüyordu. Özlem bağrını kor gibi delsede bu geçici ayrılığa katlanmak zorundaydı Sami Ata, zor olacaktı ama netice de bu yolun sonunda kavuşmak vardı Narin çiçeğine.
Narin, hem babaannesine hem de arkadaşlarına mektup yazar durumunu neler yaptığını, neler yaşadığını tek tek anlatırdı. En çokta Sami gözlerdi Narin'den gelecek olan mektupları.
Bir gün o çok beklediği mektup ulaştı Sami'nin eline. Okuduğu her cümle bir kesik açtı kalbine. Bakmaya kıyamadığı Narin çiçeği, birini çok sevdiğini ve onunla evlendiğini yazmıştı. O mektuptan sonra Saklıca'da kimse Narin adını ağzına almamıştı.
Aradan geçen yılların sonunda herkes hayatını kurmuş Sami de yasına son vermeye karar vermişti. Mahallelerinde ablası ile yaşayan bir kız vardı adı Türkan. Arkadaşlarının da ısrarıyla karar vermişti. Evet belki Türkan'a aşık değildi ama Türkan'ın aşkı ikisine de yetebilirdi. Nişanlanacağı akşam Narin geçmişten çıka geldi. Doktor olmak için gittiği Saklıca'ya avuçlarında minik bir elle geri döndü.
Kitabı okurken içimin sıcacık olması peki Geçmiş yılları ele alan kasaba ya da mahalle kurguları insanın içini yumuşacık yapıyor. Kitapta yok yok size onu söyleyeyim. Fitne fesat, yalan dolan, dostluk, tertemiz aşk daha neler neler. Okurken hem keyif aldım, hem ağladım, hem de sinirlendim. Narin'in yaşadıkları ve o yangının içinden tek başına sağ salim çıkmaya çalışması beni o kadar etkiledi ki Sami Ata'da adam çıktı hani. Narin'e de oğluna da kol kanat oldu. Türü sevenler Narin ve Sami Ata'nın hikayesine mutlaka bir göz atsın derim