Fazlasıyla gemicilik terimiyle dolu bir kitap olarak Tiamat, ağır bir dile sahip. Cümleler uzun ve kitabın ele aldığı dönemin dilini yansıtan eski sözcükler( Farsça-Arapça vs.) mevcut. Bu beni rahatsız edecek düzeyde değildi, yazarın şiirsel bir dili olduğunu düşünüyorum.
Kitabın konusu Osmanlı'nın bir denizaltısında geçiyor. Olağanüstü bir varlığın mürettebata musallat oluşunu okuyoruz. Bu kısa kitap gereğinden fazla yer verilmiş terimler dışında akıcı ve ilginçti. Hatta keşke bu hikayeyi daha çok uzatıp derinleştirseydi yazar dedim içimden.