Sessiz
"Hatırlamamak için unutmak... Belki de hiç unutmuyordur insan, sadece hatırlamıyordur."
Kaçmış bir çorap, mürekkepli eller, kocaman gözlükler ve keskin nane kokusu... Gözünün önüne parça parça geliyordu her şey. Hatırlayamıyor muydu yoksa hatırlamak mı istemiyordu Lal? Beyni ona oyun mu oynuyordu yoksa bütün bunlar yaşanmış mıydı?
Başarılı bir avukat olan Lal uzun yıllardır ünlü iş adamı Haluk Varlı'nın yanında çalışmaktadır. Fakat Haluk Varlı adına açılan taciz davasını öğrendiğinde onun masum olduğuna kayıtsız şartsız inanır. Çünkü yıllardır onunla birlikte çalışıyordur ve ona çok güvenmektedir. Fakat davada derinlere indikçe unuttuğunu ya da bastırdığını sandığı kötü anıları yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar. O artık küçük kız çocuğu olan Lal'in yaşadıklarını, sessiz kalışını, bundan kurtulmak için çırpanışını hatırlıyordur. Ve bu artık sadece bir dava değil kendi geçmişiyle de yüzleşme ve sessiz kalanların sesi olma mücadelesidir.
Tacize uğrayıp susan, susturulan, susmak zorunda kalan, baskı gören, tehdit edilenlerin sessizliğinin ardındaki çığlıkları duyabiliyor musunuz? Yaşadıkları travmaları, bunları atlatma çabalarını, kendi kendileriyle savaşlarını görebiliyor musunuz? Kimi unutursa hatırlamaz sanıyor kimi de hatırlamazsa unuturum diye düşünüyor. En önemlisi belki de kimsenin inanmayacağını düşünmeleri... Belki de bu yüzden sessiz kalmayı tercih ediyorlar ama içlerindeki o ses çığlık atmaktan asla vazgeçmiyor.
Kitabı bitirdiğinizde her bir sayfanın içinize işlediğini fark ediyorsunuz. Öyle okuyup kolayca geçebileceğiniz bir kitap değil. Sessiz kalmak zorunda olanlar için mutlaka okunması gereken bir kitap bence...
Hatırlamamak için unutmak. Mümkün mü?