Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 05 Kasım 2025 21:54 Ketebe yayınlarından çıkan bu eser yüz otuz altı sayfa ve dört bölümden oluşuyor. Aslında eser, yazarın bir diğer meşhur romanı olan “Gün Olur Asra Bedel”den bir bölüm; fakat bu bölümü Aytmatov romandan çıkarmak zorunda kalmış. Daha sonra ise bağımsız bir eser olarak yayımlanmış.
Eser, daha ilk sayfalarından itibaren insana derinlemesine nüfuz eden sarsıcı bir olay örgüsüne sahip. Tarihi, felsefi, destansı ve alegorik bir anlatımıyla eser; masal, efsane ve mitlerle de Türk kültürüne ait değerleri taşıyor.
Aytmatov, bu eseriyle okuyucularına “mutlak gücün aslında korkuya denk olduğunu” gözler önüne seriyor. Cengiz Han gibi dünyaya hükmetme hedefiyle yanıp tutuşan bir hükümdarın bile korku, güçsüzlük ve çaresizlik gibi insani duygular taşıyabileceğini ustalıkla anlatıyor. Yazarın; Cengiz Han’ın iç monolog tekniğiyle bu duygularını betimlediği satırları oldukça büyüleyiciydi.
Eser, aynı zamanda komünist rejime bir başkaldırı niteliğinde.Yazar; baskıcı, zorlayıcı ve hatta doğa kanunlarına bile karşı çıkan zalim bir rejimin ebediyen süremeyeceğine dair ipuçları veriyor ki tarih de bunu doğruluyor. Aytmatov, hangi dönemde olursa olsun-ister Cengiz Han, ister Stalin-mutlak gücü elde etme uğruna yapılan zalimliğin her çağda aynı olduğuna dair evrensel bir mesaj sunuyor. Bu yönüyle eser, yalnızca tarihsel bir eleştiri değil; insan doğasının karanlık tarafına dair zamansız bir uyarı niteliğinde.
Erdene ve Togulan da işte bu zalim sistemin kitapta adı geçen kurbanları. Henüz yedi günlük bebekleri Kunan’ı arkalarında bırakarak idam edilişleri, kitabın en yürek burkan anlarından biri. Köleleri Altun, Hz. Hâcer misali, ıssız bozkırda bir oraya bir buraya koşarak bebeğe süt bulmaya çalışır.
O çaresizlik, o annesizlik… Bebeğin açlık çığlıklarını âdeta kendi kulaklarımla duydum.
Ben bu kitabı anne olduktan sonra okudum ve belki de bu yüzden, çocukla ilgili geçen her cümle beni çok daha derinden etkiledi.
Aytmatov, çocuğu yalnızca bir ailenin sevinci olarak değil, anne ve babanın birbirine duyduğu sevginin meyvesi ve aynı zamanda ilahi bir mesaj olarak tanımlıyor. Bu tanım, kitabın genel teması olan insanlık ve merhamet duygusuyla da mükemmel bir şekilde örtüşüyor.
Eserde beni derinden etkileyen bu zalim sistemin bir diğer kurbanı Abutalip oldu. Boranlı İstasyonu’nda, karısı ve çocuklarına kavuşabilmek için verdiği mücadele, demir parmaklıklar ardından taşan umudu… Aytmatov, o sahnelerde hasretin, korkunun ve umudun en saf hâlini bize hissettiriyor.
Bu kitabı; Türk kültürü ve gelenekleriyle yoğrulmuş, hayatın zulmüne ve karanlık yanlarına evrensel bir ışık tutarken saf masumiyeti, sevgiyi, aşkı, özlemi, merhameti ve insanlığı da gözler önüne seren bu hikâyeye tanıklık etmek isteyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum.