Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 05 Kasım 2025 19:46 Kaç kere okudum, kaç kere bu kitabın büyüsünde kayboldum artık hatırlamıyorum. Her okuyuşumda başka tatlar, başka renkler fark ettim. Fakat değişmeyen bir şey vardı, o da o sarsıcı sonu. Her okuyuşumda düğümlenen bir boğaz bahşetti o son bana. Dolmuş gözlerle, dalgın ruh hali ile kalakaldım her seferinde. Ne desem, ne kadar anlatsam eksik sanki...
Hep söylerler bu kitap için 'bir çocuk kitabından daha fazlası' diye. Nedense sevmiyorum bu cümleyi, sanki çocuk kitapları daha basit düzeymiş de ondan fazlasıymış gibi bir anlam çıkarıyorum. Halbuki çocuk kitaplarının çoğunda (kaliteli çocuk kitapları dersek daha doğru olur) zaten bu tarz derin, felsefi temalar var. Eğer meraklıları, ilgilileri varsa çeşitli örnekler de verebilirim. Bu nedenle o cümleyi 'Küçük Prens, çocuk kitapları arasında parlayan en güzel yıldızdır.' olarak değiştirmek benim nazarımda daha doğru olur.
Kitap, insanlığa unuttuğu çocuk yanını hatırlatıyor. Durup sorguluyoruz; geçmişi, şimdiyi, büyükleri ve önemli gördüğümüz her şeyi... Çocukluğu sorguluyoruz ve çocukluk aracılığıyla kendimizi sorguluyoruz!
Çeşitli gezegenlerde karşımıza çıkan insan tiplemeleri adeta insanlığa ayna tutar gibi. Küçük Prens'in gözünden bakıyoruz bu aynaya. Güç, kibir, hırs, alışkanlıklar... Aynada gördüğümüz bu davranışlar insanı insana anlatıyor. İnsanın büyüdükçe nasıl da karmaşıklaştığını, buna rağmen hiçbir şeyin özünü anlamadıklarını görüyoruz. Büyüklerin asıl önemli olan şeyleri göz ardı edip anlamsız detaylara takıldığını söylüyor kitap, sayılar gibi mesela... Duygudan, hislerden, renklerden yoksun olan yetişkin dünyasına ayak uydurmaya çalışan bir adamın nasıl köreldiğini ve sonrasında çocuk yanını yeniden nasıl keşfettiğini okumak insanda bir burukluk bırakıyor. Neden? Neden böyle olmak zorunda? Büyümek bu mu? Neden öze bakmıyoruz da gördüğümüz her şeyi 'şapka' sanıyoruz? Neden boa yılanlarının yuttuğu fili görmüyoruz? Gözümüzü kapayan, bizi kör eden ne? Bilemiyorum...
Kitapta her karakterin yeri apayrı! Tilki, gül, yılan... Hepsi ayrı bir şeyi temsil ediyor. Tilkinin Küçük Prens'e öğrettiği evcilleştirme ile bağ kurmayı görüyoruz. Aynı zamanda o bağ kurmanın sonuçlarının sorumluluğunu taşımayı öğreniyoruz. Neticede 'Ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden.' diyerek gösteriyor bunu bize tilki. Bunun sonucunda da bir şeyi değerli kılan şeyin ona harcanan zaman olduğunu öğreniriz, bunu da Küçük Prens'in biricik gülüne duyduğu sevgide görürüz. Tilkinin öğretisi ile Küçük Prens kendi gülünün eşsizliğini fark eder. Aynı zamanda gül, kırılganlığı ve sevginin çelişkisini gösterir. Yılan ise , Küçük Prens’in dünyaya indiğinde karşılaştığı ilk varlıklardan biridir. Sessiz, bilgece ve biraz da tekinsizdir. Küçük Prens’le konuşurken gizemli bir sakinliği vardır; sanki her şeyi biliyormuş gibi. Bu bile onu diğer karakterlerden ayırır. En yüzeyde, yılan ölümü temsil eder. Çünkü kitabın sonunda Küçük Prens, yıldızına yani kendi gezegenine dönebilmek için yılanın zehrine izin verir. Ama burada “ölüm” bir son değildir; bir dönüş kapısıdır.
Yılanın sözüyle, “Kiminse onu geri gönderebilirim geldiği yere.'' Yani yılan aslında bedensel ölümün ötesindeki geçişi, ruhun ait olduğu yere dönmesini simgeler.
Kitabın sonu, dediğim gibi, her defasında yüreğimi titretiyor. Bir kayıp mı, yoksa dönüşüm mü? Hep muallakta kalıyorum! Bu çelişki de kitabın sonunda hem yıkıcı hem de huzurlu bir tat bırakıyor.
Küçük Prens bana hep şunu hatırlatıyor: Büyümek, içimizdeki çocuğu susturmak değil; onunla birlikte susarken bile hayatı anlamayı, sessizce sevmeyi öğrenmektir. Gerçek büyüme, kalbimizdeki saflığı yitirmeden dünyanın karmaşasını seyredebilmektir. Her yıldızda bir kahkaha saklıysa, belki de o hâlâ orada bize gülümsüyor, sadece biz bazen bakmayı unutuyoruz. Belki de çocuk yanımızla yeniden gökyüzüne baktığımızda, o kahkaha yine yankılanacak içimizde. Çünkü umut, tıpkı yıldızlar gibi, karanlıkta parlamayı hiç bırakmaz.
Sonuçta 'Yıldızlar, gözden ırak bir çiçek yüzünden güzeldirler.' demiş Küçük Prens. O çiçeği hiç unutmamak, kalbimizin derinliklerinde saklamak ve her hatırlayışta gökyüzüne bakıp bir yıldızda onu yeniden bulmak dileğiyle…