Puan vermedi·140 syf.··
2025 22. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 12:43
Melisa Kesmez'in adını kitap kulubündeki bir arkadaştan duydum, bu kitabını övmüştü. Merak ettim ve okuma sırama aldım. 140 sayfalık ince, 25 öyküden oluşan bir kitap. İlk başta hızlı hızlı okuyorsunuz öyküleri ancak duygu yükü o kadar ağır ki hikayelerde bu ağır melankoli hali ruh sağlığıma zarar verecek diye korktum. Neyse ki büyüdüm ve bu tarz hikayeleri okurken hayata, hayatıma şükretmeyi öğrendim. Okurken ilk başta Ayfer Tunç'a benzettim dilini ve öykülerini. Sonra sevdiğim yazara bunu yapmamalıyım dedim. Evet hayatta önemli olaylardan birini alıyordu ama çok o olay etrafında döndürüyordu hayatı. Ki bu olaylar da hepimizin hayatında yaşadığı olaylardan biri olabilir. Taşınmak, sevdiğiniz bir insandan ayrılmak, boşanmak gibi birçoğumuzun yaşadığı durumlar. Hayatımda bir dönem yeraltı edebiyatı okumayı seviyordum ve sadece yeraltı edebiyatı okuyordum, hani şu bahsettiğim hayata şükretmey öğrendiğim dönemde. O zaman da hep içimden geçen şeylerden biri idi; Türkiye'nin 2 büyük şehri var Ankara ve İstanbul. Tüm hikayeler bu iki şehirde geçiyor ve tüm tatillere İzmir'e üçüncü büyük şehre gidiliyor diye. Okurken bu düşüncem gene aklıma geldi ve dedim ki hadi Antalya yazlık beldemiz, ona tatile gidecek kadar zengin değil belli ki kitap karakterlerimiz. Peki neden kimse Bursa'da yaşamıyor? Hani Bursa'da güzel. Ben Mudanya'yı, Tophane tarafını, Tirilye'yi sevmiştim/sevmeye de devam ediyorum doğrusu. Böyle düşünerek okumaya devam ederken bir hikaye çıktı karşıma, o da ne. Ana karakterimiz Bursa'da yaşıyor, Ankara'dan veya İstanbul'dan da göçmemiş, direkt Bursa'da doğmuş orada okula gidiyor. Bunu tek düşünen ben olmadığım için sevindim. Merak edenler için Sevgili Müslüm Baba öyküsü. En beğendiğim alıntılardan birini yazacağım, Kurtuluş Gecesi öyküsünde Ebru aşk acısı çeken ana karakterin kulağına eğilip "Bana bak. Çıkıyorsun acilen bu moddan. Kemiklerini kırarım. Sana adam mı yok! Böyle düşürüp d urma kendini artık. Şu haline bir bak. Hadi bakalım. Kaldır şu kadehi masadan. Neşemiz yerine gelsin." diyordu. İlk defa tanıştığı bir insan onu oradan çıkarmaya sesleniyordu. Bazen bir arkadaş olarak bazen yeni tanıştığınız biri olarak bu cümleleri duymanız gerekiyor birinden, sizi olduğunuz o duygu durumundan çekip çıkaracak cümleleri. Sevdiğim alıntılardan birini de paylaştım, okul ile alakalı olan. Yaz tatillerini sevmeyen bir çocuk ana karakterin öyküsü. Bir zamanlar o çocuk bendim, neyse ki şimdi haftanın 4 günü ofisten 1 günü evden çalıştığım düzenli bir işim var. Yalnız bazen haftasonu yaptığım ikinci, üçüncü işlerimi özlemiyorum desem yalan olur. Öyle büyük şehir insanıyım takvimim hep dolu olsun istiyorum olayı değil bu. Yararlı olmayı, dönüp bakabilmeyi seviyorum. Bir diğer hoşuma giden hikaye: Düğün idi. İrfan isimli bir erkek düğününe 10 yıl önceki birbirleri için aldattığı eski sevgililerini çağırıyor. Ve o kadınları oturma düzeninde aynı masaya koyuyor. İnsan hayret ediyor doğrusu. Samimi bir hikaye olduğu için hoşuma gitti bu hikaye de, bir gün belki beni de bir eski sevgilim düğününe çağırır. Aynı Nikah Masası şarkısındaki gibi. Uzun lafı kısası, ağdalı ve fazla melankolik bu hikaye kitabını pek sevmedim. Her hikayedeki İstanbul&Ankara detayı, rakısız olmaması beni hikayelerden soğuttu. Melisa Kesmez'i tanıdığım için mutluyum ama birbaşka kitabını okuma listeme almayı düşünmüyorum. İyi okumalar!
Atları Bağlayın Geceyi Burada GeçireceğizMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 20175,2bin okunma
·
171 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.