Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.181
Gösterim
Adı:
Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706573
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Cesaretimiz var mı her şeyi bir anda öylece bırakıp gitmeye? İnsan her nereye giderse gitsin kendini de beraberinde götürmez mi? Varlığından güç aldığımız arkadaşlar ne zaman yük haline geldi? Hepimiz başarılı olmak zorunda mıyız bu hayatta? Her seferinde duvara tosladığımız halde hâlâ yeni ilişkiler kurmaya, var olanı kurtarmaya çalışmak hayal kırıklıklarına bağımlı hale gelmemizle açıklanabilir mi? Melisa Kesmez, heyecanlı ve mütevazı sesinin her satırda hissedildiği kısa öykülerinde soruları müzikle, dramla, şiirle yoğuruyor, cevapları ise nüktedanlığı da elden bırakmayarak veriyor.

"Aklımızın devre dışı, sadece kalbimizin olduğu" yeniyetmelikten zaman mefhumunun olmadığı balık krakerli ve kaygısız çocukluk yıllarına, yüzyıllık dostla oturulan öğle rakısından patrona son çare olarak yazılan istifa maillerine, sevdiğimiz "o" olmayı çoktan bırakmış uzatmalı evliliklerden gel demese de gittiğimiz, gitmek istediğimiz sevgililere, eski sevgililere, aileye, aldatmalara, aldatılmalara; üzerimize haddinden fazla gelen ancak bir türlü vazgeçemediğimiz "modern dünyamızın" tüm inceliklerine dokunuyor, yalın ama coşkulu, naif ama kararlı, fısıldıyor kulaklara: Atları Bağlayın, Geceyi Burada Geçireceğiz.
(Tanıtım Bülteninden)
Bir kadın hikâyeleri resitali seyrettim kitabı okurken. Aslında giriş cümlesi şöyle de olabilirdi; Bir kadının hikâye resitalini seyrettim kitabı okurken. Kitabı yazanın bir kadın olmasından öte, hemen hemen ortak bir çizgisi olan kadın karakterlere sahip hikâyeleri içermesinden dolayı, hikâyelerin tamamını bir kadınla özdeşleştirmek mümkün.

Melisa Kesmez’in ilk eseri olan hikâye kitabı “Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz”den aklımda kalan ilk soru şu oldu; Kitabın ismi neden bu? Çünkü kitapta bu isimde bir öykü yok. Zannedersem, Melisa Kesmez, bir gecelik bir soluklanmaya eşlik edecek bir kitap olacağına işaret etmiş bu isimle.

130 sayfa ve 25 öyküden oluşan kitap, bir solukta olmasa bile, bir gecelik soluklanmada, bir iki duble rakı, birkaç sigara, birkaç damla gözyaşı ile Ahmet Kaya, Sezen Aksu, Zeki Müren ve Müslüm Gürses şarkıları eşliğinde okunabilecek bir kitap. Ben kitabı bir gecede bitirmedim. Beğendiğim kitapları sindirerek okuyabilmek için uzatmaya çalışıyorum. Bu şekilde okumanın bir faydası var mı bilmiyorum ama okuduğu kitapları çabuk unutan birisi olarak, bu hüzünlü hikâyelerin beni erken terk etmesini istemedim. Merak ediyorsanız, hikâyelerde geçen şarkıları, o hikâyeleri okurken özellikle dinledim.

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama ünlü bir yazarımız bir söyleşisinde –Murathan Mungan olabilir- kısa öykü yazmanın en zor yazım tarzlarından birisi olduğunu dile getirmişti. Melisa Kesmez, bu zorluğu kolaya çeviren bir tarzla kaleme almış öykülerini. Öyküleri genel olarak derleyecek olursak, yazar tüm öyküleri karakterlerin gözünden aktarmış. 25 Hikâyenin 22’sinde esas karakter kız çocuğu, ergen kadın ya da yetişkin kadın. 2 karakterin cinsiyeti belirgin değil ama kadın olduğu hissediliyor. Bir karakterin ise erkek olduğundan neredeyse eminim. Görüldüğü üzere birkaç küçük istisna dışında, kitap bir kadın öyküleri kitabı.

Kadın derken, şehirli, orta sınıf, marjinal, kaybeden, derdi olan ve bu derdi kendi ile sınırlı olmayan kadınları kast ediyorum. Hikâyelerin birçoğunda boşanmış veya erken yaşta ölmüş anne-babası olan, yine kendisi boşanmış, ayrılmış ya da ilişkisi iyi gitmeyen ana karakter mevcut.

Hikâyelerin ortak bileşeni hüzün. Hikâyelerde bir Türk melodramı havası da yok değil ama bu hava hikâyeleri o kadar bizden yapıyor ki. Bu hikâyeler içinde beni en çok etkileyen, kitabın ilk hikâyesi olan “Balık kraker” oldu. Annesi ile babası ayrılmış iki çocuğun –ki kahramanımız iki çocuktan abla olanı- annesi ile birlikte ayrıldıkları eve, babalarını görmek için yaptıkları kısa ziyareti içeriyor. Hikâyelerin ana gövdesini içeren hüznün aralarına serpiştirilmiş mizah kırıntıları, hikâyeleri daha bir samimi, içten ve bizden hale getiriyor.

Hikâyeler kadın ana karakterler kadar güçlü kadın yan karakterler de içeriyor. Özellikle anneler, halalar, anneanneler. Bu karakterler, bazen hikâyede bir gölge olarak var olsalar da, ağırlıkları kendisini fazlası ile hissettiriyor. Örneğin “Kıpırtısız” isimli hikâyede, kızı tarafından evden kovulan annenin hikâyede yer aldığı sahne çok dar. Sadece apartman merdivenlerinde adımlarını ve sonra sokakta pencereden seyredilen kayboluşunu seyrediyoruz. Ama hikâyenin içine öyle bir yerleşiyor ki, hikâyenin karakteri bile onun gölgesinde kalıyor.

Hikâyeleri çekici yapan, kısa ama derin senaryoları değil sadece. Bu kadar kısa hikâyelerde, hayatın detayına giren cümleler, tespitler ve gözlemler okuyanı şaşırtıyor. Taşınmak için toplanan bir evin ortasındaki kolilerin üzerinde gezinen kedi, kadını terk edilmiş evdeki kornişten kopan perde, içinde yapma bir çiçek olan plastik çakmak, kocayı kızdıran lavabonun içindeki domates kabukları, vitrinin içindeki kolonya şişesi, bıçak ucuna saplanıp ikram edilen elmalar, hikâyelerin içine sızmış ama bir kadına ait olduğu aşikâr kadın gözlemleri.

Hikâyelerin oturduğu toplumsal zemin, Türkiye’nin muhafazakar ve giderek muhafazakarlaşan yapısına uyumsuz. Ama bu Türkiye’de böyle bir toplumsal dokunun olmadığını göstermez. Bu nedenle, bazı eleştirilerde gözlemlediğim “uçuk hikâyeler” tanımını, açıkçası bu kitap için uygun bulmuyorum. Metropol hikâyeleri olduğunu kabul etmek mümkün ama hikâyelerin içine, özellikle yan karakterlerle giren taşra öğeleri de mevcut. “Halam” hikâyesindeki hala, “Sevgili Müslüm Baba”daki baba, “Ceyda’nın Dizleri”ndeki Memet, “Sarı Elmalar”daki baba, “Anneannemin Takma Dişleri”ndeki anneanne taşra rüzgârlarını taşıyorlar hikayeye.

Ama elbette tüm bunlara karşın, kaderlerini elinde tutmaya çalışan, hayatın dişlileri içinde yer alan ve doğal olarak o dişliler tarafından ezilen özgür ruhlu ama ruhları yaralı kadınlar hâkim hikâyelerde. Bu özgürlüğe içki, özellikle rakı içmek de dâhil.
Hayatımda bu kadar anason kokusu hissi veren bir kitap hatırlamıyorum. Öykülerde sık sık yer alan rakı, kitaba fazlası ile sinmiş. Ve o koku hikâyeleri daha da bir bizden ve hüzünlü yapmış.

“Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz” çok severek ve etkilenerek okuduğum bir kitap oldu. Kısa öykü tarzında Türk hikâyeciliğine ciddi katkı suna bir eser olduğunu düşünüyorum.
Melisa Kesmez in okuduğum ilk kitabı. Yazar bir çok kadından kısa kısa hikayelerle kitabı yazmış. İçen, seven, aldatan, aldatılan... her tür kadından bir iz bir yara var. Tabi klasik sorunumuz olan edebi değer bakımından zayıf bir kitap. Ama akıcı ve okunabilir.
Okuyanların beğenmesi üzerine alıp okuduğum bir kitaptı ama benim için biraz hayal kırıklığı oldu...Hikayeler havada kalmış düşüncesi oldu bende.Sanırım daha edebi bir dil bekliyordum kitapta.Üstelik yazarın Bazen Bahar kitabıyla birlikte almıştım.Umarım Bazen Bahar kitabı da Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz gibi vasat olmaz benim için...Kısacası okumasam bir şey kaybetmeyeceğim bir kitaptı.
Boşaltın, kapatıyoruz… Erkek istemez; bir yetmişlik rakı, az da peynir çözer işimizi.

Tuhaf bir kitap, yazar demek istediklerini, içinde biriktirdiklerini adeta okuruna kusmuş. Hiçbir halden hoşnut değil hikâyelerinde, hep bir şeylerden dert yanmış, rakıdan teselli bulmuş ve erkeklerden soyutlanmış. Bütün hikâyeleri kadın ağzından dökülmüş kelimelere…

Ergen edebiyatından hallice…

Yazarı hiç tanımadığım halde; okuduğum hikâyelere istinaden kendisinin bir feminist olduğuna ikna oldum. Hiçbir şeyden tatmin olmayan bir Türk kadını… Her dem erkeklerden zokayı yutmuş ve kendini aydın sanan bir kimliğe bürünmüş… Çok itici geldi bana… Bir kadın rakı içiyorsa yalnızdır, keza yazarda öyle sanırım. Aşırı derece de kasvetli, karın ağrısı çeken hikâyeler.

Halı yanığı…

Çok değişik fantezileri olduğunu da düşünmeden edemedim. Hikâyelerde bir cinsellik havası, etik olmayan beraberlikler, eylem, gezi tarzı söylevler vardı. Hoşnut bırakmadı bunlar. Ayrıca “dizlerdeki halı yanığı” ise nasıl bir fantezinin ürünüdür aşırı derece de merak ettim. Yazarın çok iyi bir gözlemci olduğuna karar verdim.

Kitap 25 tane hikâyeden oluşuyor. Sadece “Arif” adlı hikâyeyi beğendim diğerleri benim için sonlandırılmamış hikâyeler olarak kaldı. Yazarın cümleleri hikâyelere nazaran güzel ve manalı, cümlelerini beğendim.

Sözün özü; okunulabilinir ama tavsiye edeceğimi sanmıyorum.

Sevgi ile kalın.
Kısa hikayelerden oluşan çerezlik bir kitap, bazı kelimeleri çok kullandığındığını fark etmeden edemedim. Birde sigara ve rakıya çok düşkün sanırım kendisi hemen hemen bütün hikayelerde yer vermiş. Okumasanız da bir şey farketmez yani.
Geçenlerde bir sitede genç yerli hikayeciler ve kitaplarıyla alakalı bi yazı görmüştüm. Neden kendi hikayecilerimize şans vermiyoruz, neden genç kesimi okumuyoruz vesaire temalı bir yazıydı. Orda adı geçen bir kitaptı 'Atları bağlayın geceyi burada geçireceğiz'
Kitabın da kadınlara dair olduğunu görünce atlayıvermiştim. Ama bikac hikayesini okuduktan sonra, neden genç hikayeciler okunmuyor, neden yıllardır aynı yazarları tartışıyoruz anlamış oldum. Yavan bir anlatım, hemen herkesin yaşatıp kaleme alabileceği tarzda bi sürü kadın tiplemesi. Adının özgün oluşu kadar içerik özgün değil malesef. Bundan dolayı eski hikayecilerde hayat vardır demek durumundayız, iyi okumalar.
Bana göre her kitap her yerde okunmaz. Bazı kitapları okumak için ekstra çaba sarfettiğim, ışığından, çayına, müziğine kadar özen gösterdiğim, "hah şimdi tam sırası" diye okumaya başladığım kitaplar oldu. Bu kitap öyle bir kitap değil, evet. İş yerinde öğle molasında, ders arasında, plajda güneşlenirken, otogarda otobüs beklerken okuyabileceğiniz türden bir kitap. Karşılaşmadığımız ya da karşılaşmayacağımız hayatlar değil anlattıkları. Oldukça naif bir gözlem yeteneğine sahip. Laf kalabalığı yapmadığı öykülerinde, bir düğünde masanın üçüncüsü olarak konumlandırmak istiyorsanız kendinizi, bu kitaba şans verin.
Yarım kalmışlıklar ve hayatın sillesini yemişlikler barındıran,bol rakı ve efkar kokan,bazen Istanbul'da bazen Ankara'da geçen 25 öykü içeren bir kitap. Yazarın dilini sevdim kitapta biraz Emrah Serbes'in Erken Kaybedenler havası vardı. Belki iki kitapta da kaybedilen ve yarım kalanlar anlatıldığı için böyle sezmiş de olabilirim. Hoş bir tat bırakan çabucak bitiveren bir kitap.
Bir solukta okuduğum, her hikayede kendimden izler bulduğum, bazen hüzünlü bazen gülümseten bir havası olan bir kitaptı. Çok severek okudum. Altını çizdiğim cümlelerle dolu bir kitaptı. Kesinlikle okumaya değer. Tavsiye ederim. (:
Hikaye seven arkadaşlara kesinlikle tavsiye ederim. Çok gerçekçi bir anlatım dili var olaylar acaba gerçekten yaşandımı diye düşündürüyor.
Böyle kitap ismi olmaz olsun diyebilirsiniz, bende kitabın kendisi ile 2016 TÜYAP Kitap Fuarında tanışmıştım ve okumak bu zamanlara kısmet oldu diyelim. Kitap, farklı hikayelerin bulunduğu kısa bir öykü kitabı. Melisa Kesmez bu kitabında farklı kadınlardan farklı hikayeleri bize sunmuş. Bazen işinden istifa edip başka bir ülkede rakı eşliğinde Ahmet Kaya dinleyen bir kadının hikayesi bazense vapurun en arkasında yere çöküp sigara içen iki esmer kadının hikayesi.
Okuyanların beğenmesi üzerine alıp okuduğum bir kitaptı ama benim için biraz hayal kırıklığı oldu.beklediğimi bulamadım. Hikayeleri hiç bir yere oturtamadım.Sanırım daha edebi bir dil bekliyordum kitapta. okuyupta beğenen arkadaşlara saygılar.
Hayat işte. Evde hayal kuruyor, sonra sokağa çıkıyor ve hepsini tek tek gömüyorsun bir yerlere. Hayatın aklındaki ile alakası yok.
Arka planda annemden kalan eşyalar, önde bekar babamın omuzları düşük yalnızlığı.
Melisa Kesmez
Sayfa 10 - Sel Yayınları - 9. Baskı - 2016

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706573
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Cesaretimiz var mı her şeyi bir anda öylece bırakıp gitmeye? İnsan her nereye giderse gitsin kendini de beraberinde götürmez mi? Varlığından güç aldığımız arkadaşlar ne zaman yük haline geldi? Hepimiz başarılı olmak zorunda mıyız bu hayatta? Her seferinde duvara tosladığımız halde hâlâ yeni ilişkiler kurmaya, var olanı kurtarmaya çalışmak hayal kırıklıklarına bağımlı hale gelmemizle açıklanabilir mi? Melisa Kesmez, heyecanlı ve mütevazı sesinin her satırda hissedildiği kısa öykülerinde soruları müzikle, dramla, şiirle yoğuruyor, cevapları ise nüktedanlığı da elden bırakmayarak veriyor.

"Aklımızın devre dışı, sadece kalbimizin olduğu" yeniyetmelikten zaman mefhumunun olmadığı balık krakerli ve kaygısız çocukluk yıllarına, yüzyıllık dostla oturulan öğle rakısından patrona son çare olarak yazılan istifa maillerine, sevdiğimiz "o" olmayı çoktan bırakmış uzatmalı evliliklerden gel demese de gittiğimiz, gitmek istediğimiz sevgililere, eski sevgililere, aileye, aldatmalara, aldatılmalara; üzerimize haddinden fazla gelen ancak bir türlü vazgeçemediğimiz "modern dünyamızın" tüm inceliklerine dokunuyor, yalın ama coşkulu, naif ama kararlı, fısıldıyor kulaklara: Atları Bağlayın, Geceyi Burada Geçireceğiz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 290 okur

  • muradgibi
  • Oğuzhan Karaca
  • Kübra Yılmaz
  • Çağla Girti
  • ahsen büyükbudak
  • Ayşegül Aslan
  • Eren Aksoy
  • Ayla şahin
  • Selvinur
  • waersk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%38
35-44 Yaş
%22
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.7
Erkek
%22.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.7 (26)
9
%15.1 (21)
8
%21.6 (30)
7
%16.5 (23)
6
%10.1 (14)
5
%5 (7)
4
%7.2 (10)
3
%2.2 (3)
2
%2.2 (3)
1
%1.4 (2)

Kitabın sıralamaları