·344 syf.····Okunma: 07 Kasım 2025 20:54 Kendi kendini teselli etmek… Kaçımız yaparız bunu? “Hayır, asla ben yapmam” diyen bir insan olduğunu sanmıyorum. Öyle diyen bir insanın da kitaplarla çok muhabbet içerisinde bulunacağını da düşünmüyorum. Diyen birisi varsa tesellinin gerçek anlamını tam olarak kavrayamamış demektir.
Kendiyle konuşmak… Bunu yapmaktan asla gocunmayan hatta en çok bunu seven insanlar eminim vardır. Nereden biliyorsun diye soracak olursanız size “kendimden…” yanıtını veririm. Evet, kendimle sık sık konuşan, çeşitli yönlendirmelerde bulunan bir insanım. Hayatımın belli kritik dönemlerinin yaşanmasından beridir bu durum sürekli devam eder. Son zamanlarda da artmış durumda. İhtiyaç fazlalığı, bu artışın ana nedeni olabilir diye düşünüyorum.
Kitabımızın adı “Dervişin Teselli Koleksiyonu”. Sevdiğim bir arkadaşım tarafından bana sunuldu. Sunulur sunulmaz var olan okuma isteğimi birkaç ay erteledim ve bunu yapmak benim için iyi oldu. Özü kavramak diye bir şey vardır, acele etmiş olsam bu kitabın özünü çok kavrayamazdım.
Kitapta toplamda 99 adet teselli başlığı yer alıyor. Çok çeşitli alanlara yönelmiş bir yazar var karşımızda. Ancak her bir tesellinin ortak bir alanda da buluştuğunu söyleyebiliriz aslında. Bu ortak alanın adı “Allah”…
Başına bir şey gelir, kaçacak ve sığınacak bir şeyler, bir yerler ararsın. Bu yeri ararken kendini kaybedersin. Aradığın yer ile birlikte kendini de ararsın. Sonrasında bulursun o yeri ve bu dünyada olmadığını anlarsın bulduktan sonra. Keşke demezsin, çünkü çaban daimdir. Çabayı gören, sonuca götüren, seni sınayan O’dur.
“Derdi veren Allah, dermanını da verirmiş” şeklinde klasik bir sözümüz var, eminim siz de duymuşsunuzdur. Bu duyumsamanın detaylarına bu kitapla birlikte inebilirsiniz. Neden, nasıl, nerede vb. birçok sorunun cevabına da bu kitap sayesinde ulaşabilirsiniz. Ancak bu kolay bir süreç değil. Çünkü benlik dediğimiz ve bize ait olan şeyin de kitaba fazlasıyla destek vermesi gerekiyor.
Kitapta tavsiyelerle birlikte birbirinden değerli yazarlara, şairlere ve düşünürlere ait alıntılar da bulabilirsiniz. Ayrıca bazı şeyleri somutlaştırmak açısından fazlasıyla hikayeler de barındırdığını söyleyebilirim.
Bu yolculuğa çıkın, çıktıktan sonra eminim mutlu olacaksınızdır. Unutmayın, bazı şeyler direkt olarak sonuç yaratmaz, sonuca zemin hazırlar. Bu zeminde kendinizi bulduğunuzda hayatınız daha yaşanılabilir bir şekilde olacaktır. Yaşanmışlık dediğimiz kavramın varlığı her birimizin hayatında mevcut. Kitapta yazılanlar size hiç yabancı gelmeyecek, ilk defa duyduğunuz çok şey olmayacak. Birilerinin size söylemesini istediğiniz, ihtiyaç duyduğunuz cümleleri bir arada bulacaksınız.
Kitapta benim için oldukça anlam içeren sözler de yer almakta. Bunları da sizinle paylaşmak istiyorum:
…
“Uykunda ölümü, uyanmanda dirilişi yeniden yaşadığın gibi, bu dertlerin de bir gün sana veda edeceğini hissetmiyor musun? Bir şeyin başlangıcı varsa, bitişi de olmak zorunda değil midir?”
...
“İnsanın üzülmeye de, musibete de, yadırganmaya da, incinmeye de, hayal kırıklığına da ihtiyacı vardır. İnsanın hatırlamaya ihtiyacı olduğu kadar unutmaya da ihtiyacı vardır. İnsanın sevmeye ihtiyacı olduğu kadar nefret etmeye de, yükselmeye ihtiyacı olduğu kadar düşmeye de, varlık sahibi olmaya ihtiyaç duyduğu kadar yoksunluğa da ihtiyacı vardır.”
…
“Ağrı Dağı'nın aklımızda kapladığı alan dağın gerçek varlığı kadar olsaydı ne yapardık? Bırakalım büyük bir dağı, bir masa bile gerçek büyüklüğü ile zihinde belirseydi, yaşam ne hale gelirdi? Biz bütün nesne ve durumları, duyu organlarımıza ve zihnimize nasıl milyonlarca kez küçülterek alıyorsak, yaşadığımız musibetleri bunun aksine oldukları gibi algılamaya çalışma eğilimimiz, büyük bir hata değil midir?”
…
“Buğdayın ekmeğe dönüşüp insanlara faydalı oluncaya kadar geçirdiği aşamaların her biri ne kadar çarpıcıdır. Toprağa gömülür, toprakla mücadele ede ede filizlenir, sonra biçilir, sonra harmanda dövülür, sonra samandan ayrılır, sonra değirmende yine dövülür, sonra teknelerde yoğrulur, sonra fırınlarda ateşe atılır, sonra dişlerde paramparça edilir, ardından mide asitleri tarafından daha da parçalanır. İşte buğday bütün bu çilelerin sonrasında insan gibi mükerrem bir varlığın varoluşunun devamına vesile olacak faydalı bir hale gelir. Bu süreçler buğdaya verilmiş bir ceza değil, onun gerçek değerini ortaya çıkarmak ve özel bir göreve hazırlamak için ona yapılmış iyilik ve ihsanlardır.”
…
“Bazen fırtınalar iyi gelir insana. Tekneyi biraz yıpratır ama güvertende hiç pislik kalmaz.”
…
“Kimse kaptanın dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz; gemiyi limana getirip getirmediğine bakar herkes. Ancak ilahi boyutta önemli olan onun dalgalarla nasıl boğuştuğudur.”
…
343 sayfalık bu yolculuğun keyfini çıkaralım…
“… Bizden hüznü gideren Allah’a hamdolsun…” (Fâtır Sûresi 34. Ayet)