·528 syf.····Okunma: 08 Kasım 2025 02:29 öncelikle kitap beklediğim kadar kötü değildi. hatta çok beğendiğim, güzel yazıldığını düşündüğüm bazı sahneler de vardı ve hatta inanır mısınız ben bu serinin bütün orijinalsizliğine rağmen potansiyeli olduğunu düşünüyordum ama çok fena harcandı bence. ve bunun sebebi tamamen yazar (artık beceriksizliğinden mi, bu kadar popülariteyi kaldıramamasından mı bilemem) 21 yaşında olduğunu öğrenince çok şaşırdım ama bu da sebep değil. günümüz popüler yazarlardan bakın mesela rebecca kuang haşhaş savaşı'nı yakın yaşlarda yazmış. yaşının küçük olması kötü bir yazar olması için bahane değil ve lauren açıkça kötü bir yazar da değil benim gözümde aslında -potansiyeli olduğunu düşünüyorum. ama dediğim gibi işte, powerless üçlemesiyle iyi bir iş çıkardığını düşünmüyorum.
kitaba gelecek olursak öncelikle şunu belirtmek isterim ki yıldızı kesinlikle kai'dı. adam tüm kitabı sırtında taşıdı TEK BAŞINA ve bu puanı onun için veriyorum. yazara çok kızdım çünkü kai kitap boyunca resmen ikinci erkek muamelesi gördü ve hiç, hiç hak etmediği şeyler yaşadı. paedyn'e karşı duyduğu sevgi o kadar tek taraflıydı ki kahroldum onun adına. asla sahip olamayacağını bile bile, ve sahip olmak istemeye bile cüret etmiyordu çünkü hak etmediğini düşünüyordu. ah bebeğim bir bilsen gökyüzündeki bütün yıldızları nasıl da hak ettiğini... asıl hak etmeyen kişi paedyn. ayyy çıldırmak!!! yazar paedyn üzerinden güçlü kadın karakter yazdığını falan mı sanıyor? lütfen biri şu yazarlara küstah, dengesiz, bir dediği bir yaptığını tutmayan karakterlerin güçlü kadın karakter olmadığını söylesin - aynı şekilde her eline kılıç alan, iyi dövüşenler de güçlü olmuyor. (gerçi popüler kültür bizi ele geçirmeye devam ettikçe daha çok maruz kalacağız hem bu kişiliksiz, derinliksiz karakterlere/kurgulara, hem de özensiz, sırf tiktokta edit yapılması uğruna eklenen diyaloglara) bu seri bütün fantastik serilerin toplaması olduğu gibi paedyn de bütün popüler fantastik karakterlerin karışımı ama hayır, beni asıl sinirlendiren bu durum değil çünkü bunu zaten ilk kitaptan kabullenerek devam ediyordum seriye. beni asıl sinirlendiren kai'a karşı tavırlarıydı. herkese, herşeye karşı gardını indiren paedyn söz konusu kai olduğunda olduğunda nedense güçlü kadın karakterin karşılık bulmuş hali •ᴗ• resmen adama önce umut verip sonra kursağında bırakıyor, ama kai kaderini kabullenip vazgeçtiğinde ise "benden vaz mı geçiyorsun" diye tekrar kai'ı suçlayan ve ona suçlu olduğunu sonuna kadar hissettiren yine paedyn•ᴗ•
kitapla ilgili sevmediğim daha tonlarca şey var ama biliyor musunuz, kollarım yoruluyor yazarken ve kollarım kesinlikle daha değerli. o yüzden biraz kısa keseceğim.
şimdiii kitabı okuyanların bildiği gibi kitapta pek çok sır çıktı ortaya. aslında ben çoğunluğun aksine sevdim bunları, sadece güzel yazılmamış. eğer yazar bunları çok önceden planlıyorduysa çok önceden sinyalleri de vermesi lazımdı. ilk kitap tamam hadi giriş kitabı, ama ikinci kitabı 350 sayfalık cringe romantizm ile dolduracağına bu sırları serpiştirebilirdin. ve üçleme değil de 4 ya da 5 kitap olsa daha iyi olurdu ama o zaman da harcadığı potansiyeli gerçekleştirmesi gerekirdi tabi. kim uğraşacak, lauren mi? •ᴗ•
kitabın yazımı çok dengesizdi. romantasy ne demek şimdi, fantastik evrenler ama çoğunlukla romantizme odaklanırız. ama yazar dengeyi tutturamamış. fantastik öğelerin daha ön planda olması gerekirdi. romantizmi sevdim aslında. önceki kitapta nefret etmiştim ama bu kitapta güzeldi bence. sadece dediğim gibi dengesizlik var.
bu arada yazarın anlatım tarzını da oldukça akıcı buluyorum. betimlemeleri iyileşiyor ve duyguları hissettirme konusunda da kendini geliştirmiş. bu kitapta adena'nın adının geçtiği her yerde kalbim bir sıkışıyordu ki anlatamam. bu kıza ne kadar üzüldüğümü bilemezsiniz.... üzümlü havuçlu tarçınlı kekim... ve mak...(durun ona sonra geleceğim. )
kitt'ten önceki kitapta hiç ama hiç haz almamıştım ama bence yazar onun için güzel bir arka plan oluşturdu son anda. ama dediğim gibi son anda. kitt'in hikayesine en baştan beri aynı özeni göstermeli ve okuru yavaş yavaş alıştırmalıydı. böyle bir anda olunca tadı olmuyor. ama mektuplarından etkilendim açık olayım.
ımmmm, evet mak. lauren'ın kai'dan daha çok haksızlık yaptığı biri varsa o da bu adam. paedyn'den daha çok yas tuttu, hatta paedyn'in aksine bu adam resmen yas tuttu. tamam şimdi paedyn'in de acısını küçümsemek istemiyorum ama asla mak ile yarışamaz. ve lauren'ın ona verdiği son? ne diyebilirim ki... bari biraz etkileyici olsaydı. böyle özensizce , sanki yan karakterin de altında bir şeymiş gibi yazılınca resmen b0k yoluna gitmiş oldu. sonu hiç hak ettiği şekilde değildi, hiç. ve blair kesinlikle onun elinde can vermeliydi.
sevdiğim ama yazımın kurbanı olduğunu düşündüğüm bazı şeyler:
ilki: kitt'in mektupları.
ikincisi: paedyn ve hükmedici'nin dövüş sahnesi
üçüncüsü: romantizm
dördüncüsü: ımmm, yok.
ve bir şey daha: arkadaşlar bu serinin dünya inşaası b0k gibi. nerden tutsam elimde kalıyor:D bakın tamam, yukarıda dediğim gibi, orijinal olmadığını kabullenmiştim zaten de yazarın elinde çok iyi malzemeler vardı. ama bu kadar mı insan boş verir ya... hastalık bulaşmışmış da insanları sıradanlar ve seçkinler diye ayırmışmış. hadi oradan be! bir de yazarın her şeye rağmen toparlamaya çalıştığı da belli ama boş yani:D seçkinlere güç verenin veba hastalığı olması çok saçma ve serinin pek çok mantık hatası da buradan doğuyor. belki üşenmediğim bir zaman buraya gelip bir şeyler daha eklerim bu konuyla ilgili ama şimdi çok değerli kollarım yoruldu. o yüzden incelemem bu kadar. seriyi fantastik okumaya yeni yeni başlayan kişilere öneririm, özellikle içinde müstehcen sahneler olmadığı için yaşı küçükler de okuyabilir. malum biliyorsunuz artık smut olmayan kitaplar satmıyor. eskiden yazarlar kitaplarının bu içeriklere sahip olduğuna dair uyarı yaparlardı, şimdi ise bu sahnelerin olmadığına dair uyarı yapmak zorunda kalacak duruma geldiler resmen çünkü smutsız kitaplar satmadığı gibi okunmuyor da. daha doğrusu smut olmayınca puan düşüyor. ay neyse.