Çok keyifli bir kitaptı benim için. Bu güzel otobiyografide mutfağın çılgın serserisi ve asi filozofu bize yemek ile ilgili bilgilerini aktarıyor. Aktarırken bir miktar küfür duyabiliriz. Öyle lakayt cinsten değil. Tutkusunun kaynağını anlatıyor Bourdain.
Peki ben bu kitapla nasıl tanıştım. Bir ara yemek yapmakla ilgileniyordum. Tabi ki de şaka. Öyle bir niyetim dahi olmadı. Bazıları yemek yapmamalı bence :) Arkadaşımın kütüphanesinde denk geldim ve hemen aldım. İnceleme yazacak vakti ancak bulabildim.
Bazıları bu yetenekle dünyaya geliyorlar. Yemeklerinde lezzet diye basitçe tanımlanamayacak derecede bir şey gizli. Yemekle ilgilenenler bu kitabı kaçırmasın okusun mutlaka.
Bir aşçı nasıl olunur, nasıl doğulur'un en güzel örneklerinden. Diğer kitaplarını okumadım. Fakat bu bile bana işini en iyi yapan insanların da benzer deneyimlerden geçmiş olacağını gösterdi. Yaptığım alıntılardan da görüleceği üzere, o yemek yapmaya ve mutfak ilişkilerine yüzeysel bakmıyor. Her tanıştığı insanı da güzel gözlemlemiş. Çeşitli ortamlara girip çıkmış. Analizlerini de başarılı şekilde ifade ediyor. Hatta yer yer el yazısı ile komik, ilginç ve güncel detaylar da paylaşmış. Bize de kendi iş hayatındaki tecrübelerinden bilgiler aktarıyor.
Profesyonel aşçılar bu kitabı okuyunca tabi ki incelemelerinde daha detaylı bilgi vereceklerdir. Benim görüşlerim naçizhane bu şekilde. En çok etkilendiğim şey, onun mutfağı bir karakter testi gibi görmesi. Her detayı mizaha vurması.
“Her şey yanarken bile gülümseyebiliyorsan, işte o zaman gerçek şefsin” diyor :) Bu cümle sadece mutfak için değil, hayat için de geçerli. Ben aşırı keyifle okudum. Kesinlikle okunup bir şans verilmesi taraftarıyım.