İzlandalı yazar Yrsa Sigurdardottir özellikle atmosferik ve rahatsız edici gerilim romanlarıyla tanınır. Sis , yazarın bu yeteneğini en iyi sergilediği eserlerden biridir. Roman, izole bir ortamda geçen, doğaüstü unsurlarla harmanlanmış, psikolojik derinliği olan bir polisiye hikayesi sunar.
Hikaye, genç bir doktor olan Þóra Guðmundsdóttir'in, İzlanda'nın uzak ve ıssız bir bölgesinde bulunan eski bir hastaneye gitmesiyle başlar. Bu hastane, yıllar önce terk edilmiş ve garip, ürkütücü hikayelerle anılan bir yerdir. Þóra'nın görevi, hastanenin geçmişiyle ilgili bir araştırma yapmak ve burada geçmişte yaşanan gizemli olayların izini sürmektir. Ancak hastane ve çevresindeki sisli, kasvetli atmosfer, kısa sürede bilimsel araştırmadan çok, bir hayalet hikayesinin parçasıymış gibi hissettirmeye başlar.
Yrsa Sigurdardottir 'ın en güçlü yanı atmosferi yaratma becerisidir. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, roman boyunca yoğun bir şekilde hissedilen sis, İzlanda'nın ürkütücü doğasıyla birleşerek okuyucuyu sürekli bir tedirginlik hali içinde tutar.
Yrsa Sigurdardottir, olayları rasyonel bir zeminde açıklamaya çalışsa da, arka planda sürekli olarak yerel efsaneler ve doğaüstü korkular sezdirilir. Bu ikilik, gerilimi katlar.
Başkahraman Þóra, sadece bir dedektif değil, aynı zamanda kendi kişisel zorluklarıyla mücadele eden, inandırıcı bir karakterdir.
Eğe; Kuzey Avrupa Polisiye/Gerilim türünü seviyorsanız,gotik unsurlarla harmanlanmış gizemlere meraklıysanız,güçlü bir atmosferin hikayenin kendisi kadar önemli olduğunu düşünüyorsanız, Sis tam size göre.
Yrsa Sigurdardottir ın Sis romanı, yavaş yavaş artan bir gerilimle okuyucuyu içine çeken, unutulmaz bir psikolojik gerilim örneğidir. Gizem, korku ve insan psikolojisinin karanlık köşeleri arasında kusursuz bir denge kurmayı başarıyor.
⋆ ˚。⋆୨୧˚ TANRI TÜRK E YÂR OLSUN ˚୨୧⋆。˚ ⋆