On küsur yıl ve yüzlerce kitaptan sonra yeniden kulak verdim Zerdüşt'e. Kartalı ve yılanından başka bir şey kalmamış zihnimde. Kitabı okumayı sürdürdükçe ne kadar canlı, sarsıcı ve derin olduğunu daha ilk bölümlerinden itibaren fark ettiriyor kitap.
Zerdüşt mağarasından aşağılara defalarca insanların yanına indi, olmadı tekrar döndü "Hira"sına. Yıllar geçti ve nihayet saçlarına aklar düştü. Yine de o aynı Zerdüşt olarak kaldı sararan sayfalarda. Ama ben değişmiştim. Köprünün altından çok sular akmış, dünyayı, olayları algılama ve yorumlama biçimim bir nebze de olsa gelişti sanırım. Eski toy halimle yahu ne anlatıyor dediğim bu adamı şimdi biraz da olsa anlamaya başladım galiba. Bazı kitapların doğru bi zamanı var demek ki.
Kitap biterken hissettiğim şu oldu: Meğer insanlara, "Üstinsanı" öğretme iddiasındaki Zerdüşt'ün yardım çığlığıymış bu kitap. Sesini duyacak, derdini anlayacak birini bulmanın hasretiyle yanan Zerdüşt'ün imdat çığlığı. Havarileri olan ama yoldaşı olmayan yolcu. Yalnızlığa mecbur öğretmen.
Vadilere, agoraya inse de dorukların ve inzivanın (üst)insanıdır Zerdüşt. Kim bilir belki bir gün o büyük öğle vaktinde yüksek bir yamaçta karşılaşırız. Hatta üstat patlatır bi aforizma karşı yamaçtaki üstinsana ulaştıracak insan köprüsünü geçmeye çalışırken.
Son olarak Zerdüşt'ün şarkısı olmaya aday bi şarkı bırakıyorum buraya. Zerdüşt'e ve tüm doruklara sevdalılara gelsin.
youtu.be/ozA2oU04tFU?si=...
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma