Puan vermedi·632 syf.····Okunma: 09 Kasım 2025 18:22 Bu kitabı haftalar süren zorlu bir okuma sürecinin ardından ancak bitirebildim. Kitabın içeriğinde, okura İstanbul tarihini öğretme amacıyla yerleştirilmiş metinler mevcuttu. Ancak, bu metinlerin hikâyenin aralarına serpiştirilmesi, her ne kadar tarihsel bir bilinç oluşturmayı hedeflese de, sürükleyici ve akıcı yapıyı ciddi ölçüde bozmuştu. Kitapla bu tarihsel metinler arasında yeterli bir bütünlük kurulamadığını düşünüyorum.
Ayrıca, kitabı gereksiz uzunlukta bulduğumu da belirtmeliyim. Yazarın, katili bulma sürecinde yalnızca bir veya iki karakter üzerinde uzun uzadıya durması ve birçok olayın katilin tespitine fayda sağlamayacağı açıkça belli olmasına rağmen uzun uzun anlatılması, kitabı sıkıcı bir hale getirmişti. Dahası, katilin kim olmadığını kitabın başlarında anlamam, bu uzun ve sıkıcı okuma deneyiminin temel sebeplerinden biri oldu.
Şunu da eklemeliyim ki, Ahmet Ümit'i ilk defa okudum ve eserinde edebi bir anlatım ve üslup beklentim vardı. Ancak, bu kitap edebiyat anlamındaki beklentimi karşılamadı.
Beni tatmin eden ve sevdiğim kısımlar ise; kitabın, İstanbul'u yağmalayanlara ve zarar verenlere yönelik bir bilinç oluşturması, adaletsizliğin nelere yol açabileceğini gözler önüne sermesiydi. Kitap, bu yönüyle bana İstanbul'u yeniden hatırlattı ve önemli bir bilinç kazandırdı.
Şu anki zihnim ve duygularımla okuduğum için düşüncelerim bu şekilde olabilir. Fakat bu kitabı lisedeyken, onlu yaşlardayken okumuş olsaydım, eminim çok severdim. O zamanlar İstanbul'la yeni tanışıyordum ve kitabı okurken şehri başka bir gözle seyrederdim.
Kitabı okurken bitirmeye yakın, nedense sona doğru kulaklarımda Zülfü Livaneli'nin 'Karlı Kayın Ormanı' müziği çalmaya başladı. Benim için en güzel kısım buydu.
En yakın zamanda, tarihi ve minareleriyle süslenmiş o sevimli beldeyi, İstanbul'u yeniden görmeyi diliyorum.Herkese iyi okumalar.