Puan vermedi·31 syf.····Okunma: 10 Kasım 2025 01:50 Gerçekten ne diyebilirim ki:
"...İnsan insan oldu mu, acı çeker..." demişti yazar.
Ne diyebilirim ki!
Diyecek ne var ki; sadece, yazarın kızına yazdığı bu kısa mektubumsu yazıyı okuyun; gözleri dolmayan insan mı olur!
Hayattaki kriterlerimiz başarı mı, hangi "başarı"
Sevgi mi? Hangi sevgi? Hangi tanıdığımızı sandığımız insana duyduğumuz sevgi?
Diyecek çok şey var ama aslında diyecek hiçbir şey yok...
Bir insanı, sandığınız kişi olarak sevebilirsiniz, ama sonra sandığınız kişi değil diye ondan nefret edebilirsiniz. Peki çocuğunuz bunun bedelini öder mi? Öder...
Oysa tanınmak istemiştir yazar, yalnızca tanıdığını sananlar tarafından tanınsa yeterdi.
Yazarın kızına yazdığı bu mektubumsu yazıyı okuyun; gözleriniz dolmuyorsa, hayatta pek bir zorluk görmemişsiniz demektir, ne mutlu size...
"Başarısız oldum. Bugün, yakınlarımın gözünde de, toplum indinde de, yersiz bir ‘düşkün’üm. Biliyorum.
Ama düşün: Nedir ki ‘başarı’ — ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyuneğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? Bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu ‘başarı’ — ‘ben’im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim birşey. Karşılığında kim olduğumu verdiğim bir ‘kimlik’..." demiş yazar:
Başarısızlığı tatmadıysanız, bunun dünyanın sonu olmadığını görerek ama en değer verdiklerinizin buna değer verdiğini görmediyseniz; hangi manevi boyutta bizimle duygudaşlık yapacaksınız, boşverin...