·416 syf.····Okunma: 10 Kasım 2025 02:32 Zamanın kendi alanında en iyi iki kişisi bunlar: Dr. Breuer ve Nietzsche.
Bu ikisinin de ortak yönleri ve bunalımları var; ama bu iki isim gerçek hayatta hiçbir zaman buluşmadılar. Yazarımız ise bu ikisini kitapta tanıştırıp, ortak bir psikolojik sorunu onların tarzıyla çözmeye çalışıyor.
Ama benim bu eleştiride yapacağım şey, kitabı yorumlamaktan çok kitapta geçen bir alıntıyı yorumlamak olacak:
“İnsan, içinde bulunduğu zamanın, kültürün, ailenin dışına çıkamaz…”
Bu alıntı bize şu sözü tekrar hatırlatır: “Doğduğun yer kaderindir.”
Doğduğumuz, büyüdüğümüz ortamlar; düşüncelerimizi, karakterimizi, düşlerimizi, sözcüklerimizi — kısacası bizi — tamamen etkiler. Çünkü insanın çocukluk ve bebeklik çağları taklit etme yoluyla öğrenmeye dayanır. Bu da çevrenin ona gösterdiklerinin, onun eylemleri olmasına neden olur.
Yanımızda bulunan ve sevdiğimiz insanlar, düşlerimizin ve düşüncelerimizin mimarlarıdır. Biz bunun farkında olmasak da…
Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabı incelememde de bahsetmiştim ama şimdi tekrar hatırlatmak isterim: Bir insanı şekillendiren en önemli unsur ailedir.
Çocuk önce ailede, sonra toplumda büyür. Eğer aile, çocuğa toplumun tüm baskılarına ve yanlışlarına karşı savaşmayı, onların karşısında yenilmemeyi öğretirse, toplumun kişiyi etkilemesi de o kadar azalır.
Burada bizlere düşen, öncelikle toplumun ve kültürün bizi ne kadar etkisi altına aldığını fark etmektir. Önce bunun farkına varmalı, sonra bundan kurtulmalıyız — tabii eğer bunun bizi kötü etkileyip “ben” kavramını ortadan kaldırdığını düşünüyorsak.
Bu elbette acı vericidir; çünkü bunca zamandır senin bir parçan gibi görünüp sana yapışan şeyleri kendinden koparıp atman gerekecektir.
Ama unutma, onlar senin değil; senin olanı saklıyorlar.
Ve inan ki sen, onlarsız çok daha güzelsin.
Bu nedenle o acıya sabret ve katlan. Kendini bulup keşfettikten sonra artık kendi aileni kurabilir, öğrendiklerini onlara aktarabilirsin.
Kitapta bu düşünce şu cümleyle açıklanıyor:
“Biz olmadan önce ‘ben’ olmalıyım.”
Mükemmel bir hayat yaşamamış olabilirsin ama mükemmel bir hayat yaşatabilirsin.
Tercih senin.
Sözlerimi kitaptaki şu alıntıyla bitirmek istiyorum:
“Gerçekliğin içinde yaşa, kelimelerin içinde değil.”
Hepinizi gerçekliğe davet ediyorum.
Vesselam