·408 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Kasım 2025 12:41 Sizlerle edebiyata özellikle de Sabahattin Ali'ye gönül vermiş Ufuk Karaman'ın Bir Deha Muharrir eserini paylaşacağım. Öyle bir sevgi söz konusu ki bir gazeteci edasıyla kırk bir yıllık bir ömrüm her yönü okura yansıtılmış. Mektuplarından dostlarının anlattıklarına kadar okudukça daha yakından tanıyorsunuz. Tıpkı bir röportajında yazı yazmak üzerine söyledikleri gibi.
"Dünyada irademi bütün șiddetiyle kullandığım bir tek saha vardır: Yazı yazmak. Bu hususta benden șiddetli adam azdır. Nerede olursa olsun, ne zaman olursa olsun yazı yazabilirim. Ne soğuk, ne sıcak, ne rahat, ne sıkıntı, ne keder, ne sevinç, ne sükunet, ne gürültü, hiçbir şey benim yazı yazmama tesir etmez. Yazı yazarken tamamen yazdığım şeyle beraber yaşarım, kendime uygun, tamamen hakiki bir alemde yaşarım."
Eserlerini nasıl kaleme aldığı eşine sorulunca "Küçük bir evde, kitaplarla dolu bir odada zihnindeki demlenmiş cümleleriyle" cevabını verir. Bazen de bilmiş kesimi eleştiren yazılar ki hayatına malolur. Hatta onu bu konuda uyaranlara "Su testisi su yolunda kırılır" diyerek gayesinden vazgeçmez. Okurken en çok merak ettiğim nasıl bir çocukluk yaşamı olduduğuydu. Okumaya teşvik eden bir bana en değerli hazine sanırım. Zaten Sabahattin Ali'nin babası öldüğü zaman yazdığı şiir bu vefayı yansıtıyor. Kitapta yazarın yaşadıklarının dışında eserlerinin tek tek incelenmesi kalemiyle hiç tanımamış okurlar için altın niteliğinde. Kırık bir yıllık ömrüne yalnız kitapları sığdırmamış Sabahattin Ali. Nice değerli edebiyat camiasından arkadaşları olmuş ki ölümünün haberini aldıkları zaman yazdıkları şiirler kalbe dokunacak türden. Ama en çok tebessüm ettireni hapishanedeki koğuş Necip Fazıl ile yaptığı nükteli konuşma. Kader kimleri kimlerle buluşturuyor diye hayret ediyor insan. Çünkü farklı siyasi görüşten olmalarına rağmen Necip Fazıl notlarında kendisinden hapishanedeki hocam diye söz eder. Öyle ki çağlar boyunca yankılanacak bir sestir Sabahattin Ali.