İstanbul’un işgal yılları.Bir yanda açlıktan, sefaletten ve işgalin getirdiği ağır siyasi bunalımdan dolayı aç, hasta, yoksul ve yiyecek bir lokma ekmeğe muhtaç insanlar diğer tarafta ise saraya kul köle olan, kuş bakıcılığından başlayıp paşa olan, yolsuzluğun ve ahlaksızlığın içinde yüzen, kendi siyasi emelleri uğruna tüm karaktersizlikleri sergileyen yüzsüz ve soytarı sınıfı.
Rüştü, bebeği 6 aylık iken büyük savaş çıkınca evinden ayrılır, savaş bitince vücudunda 18 savaş yarası ile geri döner.Tüm bu karmaşa, buhran ve soytarılıklar arasında eşini ve oğlunu aramaya koyulur ama vücudunda 18 yara açtıran hayat ona henüz en ölümcül darbeyi vurmamıştır.
Salahaddin Enis, Burhan Cahit Morkaya ve Cevdet Kudret ile birlikte Osmanlı’nın son dönemi sosyal hayatını tüm çıplaklığı ile anlatan nadir yazarlardan birisidir.