Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 11 Kasım 2025 13:54 Sonsöz
Bu romanda benim ve ailemin hayatından izler var ama bir özyaşamöyküsü değil. Fırtınalar arasında sarsılan, savrulan bir ailenin, Leyla, Selim ve küçük Zeynep'in hikâyesi. Bu genç insanları ve yaşamak zorunda kaldıkları acı olayları ve daha sonra "68" olarak anılan bir kuşağın ortak hikâyelerini anlat-maya çalıştım. Çünkü bu aydın kuşak, devletin kahredici hış-mına maruz kaldı. Genç insanların hayatları karartıldı, işleri ellerinden alındı. İspanya, Portekiz, Şili, Brezilya, Arjantin, Yu-nanistan gibi ülkeler dikta boyunduruğundan kurtulduktan sonra 68'lilere ihtiyaç duyuldu ve onlar entelektüel kapasitele-riyle ülkelerinin yönetimine geldiler. Bunu anlamak için Al-baylar Cuntası sırasında hapiste ya da sürgünde olan Yunan aydınlarının kurduğu PASOK Partisi iktidarını, İspanya ve di-ğer ülkelerde cunta dönemlerinden sonra kurulan sosyal de-mokrat iktidarları hatırlamak yeter. Ne yazık ki Türkiye, siste-min iliklerine işlemiş aydın düşmanlığını asker ve sivil her dönemde sürdürdü; hem sürekli devlet zulmünü hem de Do-ğu-Batı çelişkisinin yarattığı önyargıları omuzlarında taşımak zorunda kalan bilgili, rafine yüz binlerce insan ülke yaşamından dışlandı. Bazı arkadaşlarımız çok ağır bedeller ödediler. Bu kitap, fırtınalar içinde yitip giden arkadaşlarımıza bir saygı duruşu olarak da algılanmalı.
Ö.Z. Livaneli
Sonsöz'e hak vermemek elde değil.
12 Eylül darbesinin toplumda yarattığı travmayı konu edinen onlarca roman, onlarca araştırma yazısı var. Travmayı bizler de yaşadık anlatılanlardan ve okuduklarımızdan. Örneğin 90'lı yıllarda üniversite öğrencisi iken dünya klasiklerini bile korkarak bulunduruyorduk öğrenci evlerimizde. Üç beş tane oldu mu kitap sayısı evin dışında saklıyorduk. Çünkü içeri giren arkadaşlarımızın evleri basılıyor, okudukları dünya klasikleri bile suç unsuru sayılıyordu.
Sözün özü: Zülfü Livaneli çok iyi bir öykü yakalamış yine. Çok bilgece-az olmasına rağmen- analizler, çıkarımlar da yapmış. Ancak çok yüzeysel kalmış öykü, eksik de kalmış. Bence aceleye getirilmiş bir basım olmuş. Ticari kaygılarla mı yapılmış bilemiyorum ama henüz tam olarak kabarmamış bir keki fırından çıkarma gibi olmuş.
Bu olumsuzluklara rağmen "Bu kitap, fırtınalar içinde yitip giden arkadaşlarımıza bir saygı duruşu olarak da algılanmalı." diyen yazara saygı duymamak elde değil.
Okunası bir kitap.