Gönderi

Puan vermedi·116 syf.··
2025 18. kitabı
Byung-Chul Han... Bu adamın kitaplarını okurken her seferinde içimde bir huzursuzluk uyanıyor, sanki bir arkadaşım gelip "Hey, şu hayatına bir bak" diye sarsıyor beni. *Ritüel* de tam öyle bir kitap – modern dünyanın o parlak ama boş pırıltısını kazıyıp altından çıkan yalnızlığı, erozyonu anlatıyor. Han diyor ki, mitlerimizi, efsanelerimizi, o eski hikayeleri kaybedince topluluklar dağılıyor; bireyler de içten içe çürüyor. Patolojik bir şey bu, antidepresan kuyrukları uzuyor, kalp acısı çektiğinde sarılacak bilge eller kalmıyor geriye. Okurken kendi yalnızlığımı düşündüm: "Efsaneleri elinden alınanlar erozyona mahkûm," cümlesi mideme bir yumruk gibi oturdu. Han, ritüelleri insanın en doğal haliyle bağdaştırıyor – biz sembollerle düşünen yaratıklarız ya, ritüeller o sembolleri hayata döküyor. Ama modernlik? O her şeyi paramparça ediyor. Hatırlayın, eskiden insan "üretim metası"yken şimdi "tüketim malı"; değerimiz tükendikçe değersizleşiyoruz. Örnekler o kadar vurucu ki: Bayramlar alışveriş çılgınlığına, düellolar köle savaşlarına, cinsellik pornografiye dönüşmüş. "Dünya artık tiyatro değil, bir pazar; hepimiz soyunup kendimizi sergiliyoruz," diyor Han – ruhumuz bile çıplak, cinsiyet gibi ifşa olmuş. Ego'muzla yola çıkıyoruz, her performansta "ben"i yaratıyoruz ama sonunda kolektif bir narsizme yuvarlanıyoruz. İletişim? O da topluluksuz bir pazarlık haline geliyor. Sonuçta hepimiz "yaşlı olmadan yaşlanıyoruz," çocuksu tüketiciler olarak kalıyoruz – ne kadar doğru, değil mi? Kitap, "insan olmak"ı bu çürümeyle sorgulatıyor; argümanları o kadar sağlam ki, sayfaları çevirirken "Evet ya, tam da bu!" diye mırıldandım kendime. Ama illa kusursuz değil, bazı yerlerde içim burkuldu. Mesela, yok olan ritüellerin yerine yenileri doğmuyor mu? Yapay zeka şirketlerinin o gösterişli lansmanları, yıllık toplantıları – sanki yeni bir tarikat gibi, değil mi? Bir de bireysel ritüeller... Han sosyal olanlara odaklanmış, ama yalnızlaşınca içimizde filizlenen o kişisel törenleri atlamış. Meditasyonlar, spiritüel arayışlar, travma anlarında uydurduğumuz benzersiz ritüeller – depresyonun artışı belki de bunun habercisi. Toplum "yap" demiyor, sen kendin buluyorsun yolunu. Ritüel illa tekrarda mı derinleşir, yoksa yenilikte de mi? Her sabah aynı kayaya bakmak gibi, ya da her gün yenisine – ikisi de bizi olgunlaştırıyor bence. Han'ın o huysuz, muhafazakâr yanı beni hem kızdırıyor hem büyülüyor; köklerimize bastırıyor, "değersizlik çağında" kolektif bir sıcaklık özletiyor. Ritüeller, atalardan gelen bilgelik hazneleri; onları kaybedince boşluk doluyor, ama yeni değerler üretmek elimizde. *Ritüel*, tam bir uyarı: Anlamı yeniden dokumazsak, bu yuvarlanan zamanda nefes alamıyoruz. Okuyun derim, ama sakın hafif bir kitap diye almayın – çürümüş yanlarınızı sarsacak, belki de o efsunlu kokuyu yeniden duyuracak. Benim için öyle oldu.
Ritüellerin Yok Oluşuna DairByung-Chul Han · İnka Kitap · 2022223 okunma
·
48 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.