Puan vermedi·192 syf.··Beğendi
· Bu kitabı okumadan önce bir paket peçete alın; çünkü gözyaşlarınız kitabın son sayfasına kadar sizlere eşlik edecek. Kitabın teması, kurgu üslubundan çok uzak, gerçekçi bir anlatımla evrensel bir meseleyi ele alıyor. Çok sade, çok dokunaklı ve çok içten bir anlatımla biz okuyucuları kitabın içine çekiyor; okuyucuyu bu temanın bir parçasıymış gibi hissettiriyor.
Bu yüzden Koray ve Feza ile ilgili hem empati yapıyor, hem üzülüyor hem de Koray’a istemsiz bir şekilde sitem ediyoruz. Okuyucular, Feza ve Koray için çok ağlayacaklar; çünkü Feza ve Koray’ın aşk çatısı menfaat üzerine değil, yalnızca aşka dayanıyordu: tertemiz bir aşk, bembeyaz bir aşk. Ne yazık ki Koray, yanlış teşhis konulan bir hastalığın pençesine düştüğünü anladığı anda acısını paylaşmak yerine, daha doğrusu Feza ile derman aramak yerine; Feza’sını, kendisini ve aşkını çok ama çok acı bir şekilde sonlandırdı. Kitapta da dediği gibi: “Hayatta her şeyin bir bedeli vardır.” Bu bedeli Koray en hazin şekilde ödedi. Sadece kendisine değil, arkasında gözü yaşlı, yarım kalmış bir kadın bıraktı. En masum olan ise, en az Feza kadar Mehmet’ti; çünkü Mehmet’in tek yanlışı bu aşk üçgeninin içinde olmak ve gönlünü kendisini sevmeyen bir kadına emanet etmekti.