Kahraman Tazeoğlu, "Vazgeçtim" adlı romanıyla bu sefer daha soyut bir düzleme geçiyor. Aşk ve ölüm üzerine soyut anlamlı ve derin bir kurgu yaratan yazarımız, hissettirdikleriyle okura sık sık iki uçlu düşünceler yumağı dokuyor. Ana kahramanları üzerinden vazgeçmeyi ve kabullenmeyi sorgulatıyor. Yalın bir üslup kullanılan roman, alt metinleri açısından derin duygusallıkla ilerliyor.
Mehmet, Feza ve Koray arasındaki aşk üçgenine konuk oluyoruz. Mehmet ve Feza çocukluğundan beri birlikte olan ve ailelerinin görüştüğüiki arkadaştır. Zamanla Mehmet'te Feza'yakarşı bi aşk hissi başlar. Bu sırada Feza Ankara'ya taşınmış ve burada Koray ile aşk yaşamaya başlamıştır. Feza'nın okulu bittikten sonra Mehmet Feza'ya açılır ve onu sevdiğini söyler. Feza ise Koray'a aşık olduğunu ve evleneceklerini belirtir. Koray'a kanser tanısı konulduğunda genç adam, birkaç aylık ömrünün kaldığını öğrenir. Bu acıyla Feza'dan ayrılır ve ortadan kaybolur. Bunun üzerine Feza, Mehmet ile evlenir. Yanlış tanı konulduğunda Koray Feza'nın yanına dönse de artık hiçbir şey bıraktığı gibi değildir. Koray kendi eder ve kendi bulur.
Çoğu alışkanlığım gibi okuma alışkanlığımın da sekteye uğradığı bir zamanda okudum Vazgeçtim kitabını.
Vazgeçmek ne hüzünlü kelime değil mi?
Kaçımız sevdiğimiz şeylerden vazgeçebiliyoruz?
Sorsak hangimizin zararı olmayan alışkanlığı yok ki?
Vazgeç dediğimizde bin bahaneler sıralanır yok efendim şöyle de böyle de ..
İçtiğimiz sigara, çay, kahve. Elimizde ki telefon, kullandığınız uygulamalar.
Biz vazgeçmedikçe o çalıyor bizden birşeyleri.
Önce zamandan vazgeçiyoruz, dünyada dengi olan başka bir şey yokken.
Sonra kendimizden.Milyar içinde sadece "bir"ken.
Kendinden vazgeçen insan , sevdiğinden vazgeçmez mi?
"Onun kaderi aşkı uğruna aşkından vazgeçmekti"!
Bu da bir çeşit zulüm değil mi? Sevgide sadaka mı olur?
Gerçekten sevseydi vazgeçmeyi göze alabilir miydi?
Yazarı yüzyüze İstanbul da imza gününe,hatta şiir dinletisine gidip tanımıştım.Öyle aman aman hayranı değilim okuyun , harika falan deyip yıldızlar takmayacagım hayal dünyanıza.
Normal bizim Yeşilçam tadında aşk hikayesi işte.
Bir taraf daima fedakarlık eder,ama karşı taraf bundan nasıl bir ruhsuz ruha sahip haliyle zevk alıp karşındakine can çekiştirerek onun acısının üzerinde tepinerek yaşayıp yinede nasıl sevilebiliyor bilmiyorum.
Seven mi enayi!!! Sevilen mi şanslı.
Seven mi kör?
yoksa sevilen mi acımasız o bile meçhul.
"Aşkın gıdası mesafe."der, Peyami Safa ve ardından ekler:
Samimiliğin tabancası ikisini de yaraladı
"Terk etmek gereken şiirin kaçıncı satırında unutur insan?"
Belki ilk, belki de son sayfasında.
.youtu.be/49Kh1mS4Fhs?si=...
Belki varlığı,belki de yokluğunda.
Vazgeçtim,severken,çok değer verirken,belki de onun mutluluğu için ondan bile vazgeçtim.
Gemileri değil limanı da yakmak gerekir.
Bazen vazgeçmekkangrenli parmaktan kurtulmak gibidir
VazgeçtimKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20159bin okunma
Tekrar güvenebilir miyim sana bilmiyorum. Yıkıldı sana olan inancım. Ama seni seviyorum hala... Sevdiğin birine güvenebilirsin; peki güvenmediğin birini sevebilir misin? Kendimle çelişkideyim...
Vazgeçtim, yazarla tanışmamı sağlayan ilk eser oldu.Kitabı beğendim okumak keyif vericiydi ama konuyu biraz eksik buldum.Olaylar çobuk ve basit bir şekilde anlatılmış gibi geldi.Sade bir anlatım vardı.Biraz daha kalın olabirdi kitap.Ama dediğim gibi keyifli bir eserdi okumakta fayda var...
Aklı ve mantığı ele geçiren, aynı zamanda akla ve mantığa sığmayan bir duygunun içindeyim. Geriye bakarak gitmeye çalışıyorum. Kırık bir umut taşıyorum. Aklım sende kala kala senden gidiyorum. İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum. Tüm yelkenlerim yırtılmış ama ben hâlâ rüzgârdan medet umuyorum…
VazgeçtimKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20159bin okunma
Mehmet-Feza-Koray aşk üçgeni anlatılıyor. Mehmet ve Feza komşulardır, kardeş gibidirler. Feza genç kız olduğu zaman Mehmet ona aşık olur. Feza Ankara'da okumakta, orada Koray ile birbirlerine aşık olmuşlardır. Mehmet de Feza'ya aşkını itiraf eder ama karşılık bulamaz. Arkadaş kalırlar. Feza ile Koray ilişkilerini ilerletirler, isteme merasimi yapılır, nişan yapılacaktır, evlenince oturacakları evi bile vardır artık. Bir gün Koray akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Öleceğini düşünür ve kendince Feza'yı üzmemek için onu terk eder. Feza yıkılır. Mehmet ile birlikte aylarca Kora'yı ararlar ama bulamazlar. Aradan zaman geçer, Mehmet ile Feza evlenir. Sonrası daha da hareketli ve biraz da dramatiktir.
Bu hikayede bence suçlu Koray. Çünkü her şey yolundayken sırf kendisi hasta diye Feza'yı terk ediyor. Kendince öleceğini düşünüyor. Bu bana çok saçma geliyor, çünkü karşındaki insana haksızlık ve bencillik. Ölüm acısı yaşanır, Allah'tan geldi Takdir-i İlahi denir ama terk edilmek daha çok acıtır insanı çünkü kulun elindedir. Kitabı çok beğendim. Siz siz olun bu yüzden sevdiğiniz kişiyi üzmeyin. Hastalığınızı söyleyin sonrasını karşı tarafa bırakın en iyisi. İsterse yanında olur istemezse olmaz.
VazgeçtimKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20159bin okunma
Kahraman Tazeoğlu’nun kaleme aldığı Vazgeçtim, sadece bir ayrılık kitabı değil; insanın kendi iç sesine yaptığı, bazen yorulup durduğu, bazen de nefessiz kalarak devam ettiği o sancılı yolculuğun kağıda dökülmüş halidir.
Bu kitap, bir vazgeçişin aslında ne kadar büyük bir kabulleniş olduğunu anlatır. Tazeoğlu, kelimeleriyle okurun kalbindeki o ince sızıyı bulup çıkarıyor ve ona bir isim veriyor.
Vazgeçtim, bittiği yerden başlayamayanların, beklemekten yorulanların ve en çok da gitmek mi zor, kalmak mı? sorusunun altında ezilenlerin sığınağı.
Yazarın üslubu, bir dostun omuzuna başını yaslayıp sessizce ağlamak gibi; hem acıtıyor hem de anlaşıldığını hissettirerek iyileştiriyor.
Kitapta altı çizilen her cümle, aslında bir yaranın kabuğudur. İşte o ruhumuza dokunan pasajlardan bazıları ve hissettirdikleri:
Seni sevmekten değil, seninle olmaktan vazgeçtim.
Belki de kitabın en vurucu cümlesi budur. Vazgeçmek, her zaman sevginin bitmesi demek değildir. Bazen sadece gücün tükenmesidir. İnsan, karşı tarafın eksikliğinden değil, beraberken hissettiği yalnızlıktan yorulur. Burada anlatılan, duyguyu kalbe gömüp bedenen o yoldan çekilme cesaretidir.
Gel demiyorum ama bekle de demiyorum. Sadece bil diyorum; ben seni o hiç gelmeyecekmişsin gibi gelen günlerinde bile bekledim.
Bu cümle, karşılıksız bir bekleyişin en asil ve en hüzünlü hali. Birini beklemek, zamanı onun için durdurmaktır. Tazeoğlu burada, gidenin gelmeyeceğini bile bile umudun son zerresine kadar direnmenin o buruk tadını bize veriyor.
Kendi içine sığmayan adamlar, başkalarının kalbinde yer ararlar.
İnsanın kendiyle olan kavgasını özetleyen bir ifade. Kendi içindeki boşluğu dolduramayan birinin, başka birinin sevgisiyle tamamlanma çabası genellikle hüsranla biter. Bu alıntı, kitabın
Acı ve hüzün dolu bir kitap arıyorsanız bu kitap tam istediğiniz gibidir. Doğumuna, çocukluğuna, gençliğine şahit olduğun yakınındaki bir kıza karşı olan duygularının farkına vardığında artık geç olmuştu çünkü kızın evliliğe doğru giden bir aşkının olduğunu öğrenirsin. Kız ve çok sevdiği adam doktorların yanlış teşhisi yüzünden ayrılırlar ama kızın olan bitenden haberi olmadan çünkü sevdiği adam açıklama yapmadan, onu üzmeden gitmek istemişti. Kıza aşık olan adam sonunda onunla evlenebilmişti lakin bir sorun vardı. Kız onun yanında ama kalbi başkasında yani sevdiği adamda. Sevdiği adam aşkından, acısından kahrolmuştu. Eskiden dayısı da kanserdi, tedavide çok acı çekmişti ama işe yaramamıştı. Bu yüzünden o tedavi olmak yerine gözlerden uzak ölümü bekliyecekti. Ama bir gün kendisine konulan teşhisin yanlış olduğunu ve tedavisinin kolay olduğunu öğrenir. Tedavi olup sevgilisinin yanına döndü ama onu başkasının kollarında görünce kahroldu... Adam intihar ediyor..
Kitap yine güzel yine güzel.
En çok şu cümlelere takılı kaldım...
"Seviyorsan bırakma.Bir daha âşık olmayacaksın.Ne gerekiyorsa yap.Yoksa çok pişman olursun."Kahraman Tazeoğlu
Yarım bir hikaye bizimkisi... Başı eksik sonu olmayan ortası sen ve benli...
Alçaksın hayat;ölümü güzeleştirdin giderek...
Üzgünüm. Sana kıyamadığımdan kaderime küsüyorum.
Benden sonra da yaşarsın elbet.
Bir gün duracağını bildiğin bir kalple yaşıyorsan bir gün gidebileceğini bildiğin birini de sevebilirsin...
Dilerim Allah'tan yaptıklarının pişmanlığı yapamadıklarını keşkeleriyle dolu bir hayatın olmaz benden sonra...
Hepimiz bir gün oleceğiz sevgilim sen aşkı unutma... Vazgeçtim
Kahraman Tazeoğlu 1969 yılında dünyaya gelmiştir. İstanbul'da zor bir yaşam yaşamış büyük sıkıntılar geçirmiştir. 19 yaşında radyo programcılığı yapmaya başlamıştır.
Yaşamı boyunca farklı radyolarda programlar sunmuştur. Kadıköy FM'de yayın hayatına başlamış çalışmaktan en zevk aldığı Radyo 7 son radyo kanalı olmuştur. Burada hayran kitlesini iki katına çıkaran Tazeoğlu yazdığı kitapları bastırmaya başlamıştır.
Farklı mekan ve programlarda şiir dinletilerine katılmıştır. Kahraman Tazeoğlu günümüzde çok satan Bukre, Söz ve Kıyısızlar gibi kitapların yazarıdır.