Bukre Bazı Aşklar Aşka İhanettir

6,6/10  (1.052 Oy) · 
3.633 okunma  · 
884 beğeni  · 
44.627 gösterim
Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim. 

Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin. 

Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9786054771738
  • Yayınevi:
    Destek Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
 29 May 00:26 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Nerden nereye!!!

“Kahraman Tazeoğlu” kendi deyimimle “ergen tripli kız yazarı…” Onun yazdığı bir kitap… Aldım elime okumaya başladım. Daha ilk sayfadan saçma sapan aşk cümleleri… Öyle abartı öyle sıradan öyle pespaye ki aşkın hiçbir duygusunu size yaşatamıyor. Okudukça nefesim daralıyor. Biraz sayfa geçtikten sonra öyle saçma sapan cümlelerden midemin bulandığını hissediyorum. İçimden kitabı yarıda bırakmak geliyor. Ama kötü bir özelliğim var: “Bir kere bir kitabı okumaya başladım mı kesinlikle okumadan bitiremem. Bitirmek için çabalıyorum, ya diyorum kendi kendime: “Eğer ben bu kitabı bitirirsem kendime ödül vermeyelim.” Ne ödülü? Bu saçmalığa kitabın sonuna kadar katlanmak çok devasa bir sabır ister çünkü. Bende kendime devasa sabır ödülü vereceğim. Neyse ortalara doğru biraz açılıyor kitap. Hafif okuyası geliyor insanın, sonra yine bayıyor. Ya bir kitap bu kadar mı basit olur? Hadi bu kadar basit olurda neden bu kadar satılır?

Yazar sadece şunu yapmış çok basit bir olay örgüsü bulmuş. Genç bir kız Bukre bir adama âşık olur, adam sonra albüm çıkarır. Şöhret olur. En sonda Bukre’yi aldatır. Tabi Bukre’nin de çok samimi bir arkadaşı vardır. Bukre de onunla evlenir. Yazarın tek amacı herhalde bu olay örgüsüne aşk cümleleri sığdırmak olmuş. Gerçekten de kitap tamamen böyle doldurulmuş. Bir olay bulunmuş kitabın çeyreğinin çeyreği olay örgüsü kaplamış, geri kalanı ise “facebookluk” aşk sözleri. Ne diyelim facebookluk bir kitap deyip geçmek lazım ama bazı yerlere değinmem gerekiyor.

Öncelikle kitabın başkahramanı Bukre. Kitapta Bukre sürekli aldatılan kız. Acısı her zaman kutsanan kız. Kitabın cinsiyete göre okunma oranına baktım. Yüzde 85 kızlar okurken yüzde 15 erkeler okumuş. Yaş oranına göre de 14 yaş ile 24 yaş arası okuyucu kitlesinin yarısını oluşturuyor. Yani kitabın genel okuyucu kitlesi genç kızlar. Muhtemelen birçoğu Bukre gibi aldatılan kızlar. Kitaptaki acıyla beraber kendi acıları ile duygudaşlık kurdular. Bu şekilde kitapta kendilerini buldular. Fakat ortada bir sorun var: Bukre denen kızımız kitabın başında sevgilisi olan bir genç kız. ( Muhtemelen liseden yeni mezun olmuş, üniversiteye hazırlanan bir genç arkadaş.) Kitap başladığı gibi sevgilisi kendisini aldatıyor. Hemen akabinde de sevgilisinden ayrılıyor. Daha iki sayfa geçiyorsunuz. Bukre hanım karşısına çıkan ilk erkeğe âşık oluyor. Oysa kitabın başında Bukre’nin acısı ve sadakati o kadar kutsanmış ki. Hâlbuki daha bir gün bile geçmeden başka birine âşık olacak kalp taşıyor. Allah’ta karşına onun gibi birini çıkarıyor. Bu yeni bulduğu kişi de onu aldatıyor. (Tabi Bukre yine aşk acısı çekiyor. Sevgilisinden ayrılıp bir gün sonra yeni sevgili bulunca, o sevgiliden ne bekliyor acaba? ) Sonra aradan yıllar geçiyor. Bukre bütün gençliğini böyle insanlarla heba ediyor. En son da ona yıllarca iyiliği dokunan yakın arkadaşı ile yaşlanınca evleniyor. Genelde herkes gibi yapıyor. Namuslu insanı en son evlenmeye bırakıyor. Ama kitapta böyle oluyor da gerçek hayatta pek öyle olmuyor. Bütün ömrünü namussuz kişilerle heba ederken Allah daha sonra karşına namuslu birini çıkarmıyor. Namuslu sevince namuslu seviliyorsun... Oda tek aşkını beklemekle eş ruhunu bulmakla oluyor. Maalesef günümüzdeki gençliğimizin durumu bu. Sürekli yeni sevgili bulup sonra aşk acısı yaşamak. İnsan ömründe kaç defa âşık olur ki? Böyle bir aşk hikâyesinin ülkemizdeki lise gençliği tarafından baya okunması üstüne üstlük bir de Bukre denen şahsın kızların kahramanı olması. Geleceğimiz acısından beni düşündürüyor.

Başka bir problem ise bu kadar köklü bir edebi geleneğe sahipken, hangi ara böyle saçma sapan aşk sözlerinin kutsandığı bir döneme geldik. Yani merak ediyorum hangi ara
“mende mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var
aşık-ı sadık menem, mecnun’un ancak adı var.”
“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır”
Gibi dizlerden hangi ara
“MÜSAİT BİR AŞKTA GÜLECEK VAR”
“Eğer bir intikamsa bu, evet! Seni gözlerimden siliyorum...”
Gibi sözlere geldik. Haliyle sözleri böyle pespaye olan aşkların kendisi de pespaye oldu.

Dedik ya nerden nereye!!!

mehmet tekiner 
 11 Ağu 2016 · Kitabı yarım bıraktı · 2/10 puan

Bu tarz kitaplara karşı önyargım vardı. Kitapçıda biraz açıp okumayı denedim sayfanın sonunu getiremedim, birkaç sayfa atlayıp aralardan denedim olmadı. Böylece önyargım bir level atlayarak normal yargı seviyesine yükseldi. Aşk dedikodu vs... Hep aynı şeyler...
Bir kere aşk burada anlatılan gibi değil ki.
Gençler gerçek aşkı tanımaya fırsat bulamadan böyle kitaplarla ömür çürütüyorlar. Bukre, Sabah uykusu, Ahmet Batman Soğuk kahve vs...
Anca feysbukta söz paylaşmaya ve bir fotoğrafını çekip sevgiliye mesaj göndermeye yarar.
Bence zaman kaybı. Bence!

Celal Aslan 
16 Kas 2016 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Bir arkaşımın tavsiyesi üzerine almıştım. Aslında merakta etmiştim yeni çıkan bir kitabın neden çok satılanlar listesine girdiğini. Sonuç; maddi ve zaman israfı. Kitap edebi yanı olmayan, tamamen süslü aşk cümleleri üzerine kurulmuş. Zaten yazarıda sosyal medya üzerinden şişirilmiş birkaç yazardan biri bence. Emeğe saygı duyuyorum elbette. Ama okumaya değmez...

Sinem Atılgan 
02 Eyl 2015 · 6/10 puan

Kitapta sadece bukre'nin hikeyesini okudum.Diğer kısa hikayeleri hep atladım.Başta okumam diyordum,sonra ablam bana imzalı kitabını almak için çok uğraştığını söyleyince okudum.Bukre'nin hikayesini beğendim,duygulandım fakat sanki hayatta aşktan başka bir sey yokmuş gibi yaşıyor ki insan samimiyet kuramıyor bukre ile.Yine de çerez olarak çok uygun bir kitap hemen okuyup raflara kaldırılacak türden.Herkes sosyal medyada şu kadar saatte bitirdim ya da kahve ile fotoğrafını çekip paylaşınca okuduktan sonra üzüldüm.'İnsanlar neden sadece böyle kitapları okuyor?' 'Neden diğer edebi,ders alınacak kitapları paylaşmıyor?'diye aklımdan bir sürü soru geçti.

Farkhunda 
 17 Tem 22:56 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Okul kütüphanesindeydim. Genelde alınan kitaplar geri gelmez bizim kütüphaneye ben de sinir olurum bu duruma. Kim, hangi kitabı alır iyice kazarım kafama günü geldi mi bulur sorardım "Getirecek misin, yoksa eve zarf mı gönderelim" öyle bir ciddiyetle söylerdim ki bunu, ben bile inanamazdım sözlerime. Bizimle aynı sokakta oturan kızın aldığı bu kitabı haftalarca bekledim yok getirmiyor, zaten bu kitabı okul kütüphanesine koyan hocaya sövmek lazım gibi gelir bana. Okulda bulamıyorum kızı, kitap zaten ortada yok. Her geçen gün bir kaç kitap eksiliyor kütüphanede. Müdür desen, muhallebi kıvamında bir adam, konuyla alakalı bir şey diyecek olsam "Sen başörtülü kızsın böyle giyinmen bana göre uygun değil," der. Okul forması vesaire diyerek savunma yapmak da istemiyorum. Eve gittim ordan kızın evine. Zile basıyorum, bas Allahım bas açan olmuyor. Ertesi gün yine aynı terane, efendime söyleyeyim teni yanmış kabuk kabuk bir kadın açıyor kapıyı" Kimsin "der gibi bir bakış. Ben Lisenin kütüphane kolu Başkanı zırvalığına başlıyorum ve beni içeri alıyorlar. Masada bir kitap üstünde de demlik var. Kızları evde değilmişmiş güya. Kitabı işaret ettiğim de" Bu kadar yüzsüzlük olmaz canım "diyesim geliyor ve susuyorum mecburen . Demliği kaldırıp bana kitabı verdiğinde perişan olmuş kitabı alıp çıkıyorum ordan. Camide soluk alırken bir bakmak geçiyor içimden, üzüntü, sıkıntı kaplıyor her yerimi. Oturduğum bankta açıp sayfaları evire çevire bakıyorum. Aldatılan bir kız, defalarca onun kolundan bunun koluna kendini atıyor en son temiz biriyle evleniyor. Camideyim aklıma gelen tabi "Temiz kadınlar temiz erkeklere" ayeti geliyor. Yıpranmanın, kendini heba etmenin adını sevda koyanlara, bunu kızlara telkin edenlere de. Evliliği basit görenlerin de, mühim olanın çorap değiştirir gibi sevgili değiştirmeyi meşru görenlerin de sayıp sövüyorum. Çabuk okumuştum, ama okudum demek gelmiyor içimden. Sonra da kütüphaneye götürmek yerine çöpe attım bu kitabı zerre pişman değilim. Harap olmuş zaten, gittim mis gibi Yusuf İle Züleyha, Leyla ile Mecnun, Bostan Gülistan kitaplarımı bağışladım oraya. Bir kaç ay sonra da beni başkanlıktan aldılar, özel hayata saygıyı ihlal etmişim kitabı getirmemişim diye. Pişman değilim. Eski günleri yad ettim görünce.

Sinem Varlı 
11 Eyl 09:01 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Kitabın ilk çıktığı zamanı hatırlıyorum da herkes nasıl heyecan dolu nasıl meraklıydı.Okudukca mideniz bulanıyor inanın insan nerdeen nereye demekten alamıyor kendini klasikleşmiş aşk sözleri bir kaç kafiye ve sonu başından belli olan bir aşk (!) hikayesi buyrun efendim tripli ergenler tarafından çok tutulacak, yok satacak kitabınız hazır...Birileri bir şeyler diyo şöyle yazarsan bu kitap tutar bunu herkes sever gibi sonra aptal yerine konuluyoruz ve burda durmuş bunu konuşuyoruz.
Üzerimizdeki bu cahiliyet arapça bilmediğimiz için tütün kağıtları üzerindeki yazıyı görünce onu ayet sanıp öpüp başımıza koymamıza benziyor.

Sidar Miran 
23 Tem 02:07 · Kitabı okudu · 1/10 puan

Bu kitabı okuduktan sonra bir daha Kahraman Tazeoğlu filan okumadım. Zaten bu adamda ne buluyorlar, cidden anlamıyorum. Yahu bu kitap bittiğinde en yakın arkadaşlarımdan bile şüphe eder hale gelmiştim. Bana göre bu kitaplar özenti kitaplardan başka bir şey değil. Ayrıca aşk öyle basit ve öyle kolayca bulunabilir bir şey haline getirilmiş ki okurken midem kalkmıştı. Siz siz olun bu kitabı okumayın.

Eylül İdil Çabuk 
27 Nis 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 2/10 puan

Keşke insanlar birbirini kandırmasa keşke aşk bu kadar zor ve sürükleyici olmasa. Ama insan gerçekten aşkın etkisiyle asla dememeli tutamayacağı sözler vermemeli. Çünkü sonra hep kalan üzülür

Mer⭐Yem 
01 Haz 12:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hep demişimdir erkek ve kadından çok yakın dost olmaz elbet birinin duyguları değişir diye :) hatta bilindik bir düşünüründe buna benzer bir sözü vardı şuan adı aklıma gelmiyor :)
Selim en başından beri bukrenin hep yanında olan dostuydu en son aşkını ilan etti. Cem e gidersen öldürürüm kendimi dedi resmem :D bukre de selimle evlendi. Hatta kızlarının adınıda BU-SE koydular :)))

DUA 
18 Haz 03:02 · Kitabı okudu

Ben bu kitap için sanırım yaşlıyım. Tam bir ergen genç kız kitabı. Basit bir aşk, süslü sözlerle iç yakan can acıtan bir hikayeye dönüştürülmek istenmiş ama ben o hissi alamadım. Neden bu kadar meşhur oldugunuda anlamadım.

Kitaptan 279 Alıntı

Eğer silemeyeceksen geçmişimin tozlu raflarına üfleme. Sonra sen gidiyorsun, ben boğuluyorum o tozların içinde.

Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 31)Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 31)
AyşeNur 
25 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bazen içindeki ağlamaları gizlemek için, yüzünde sahte gülüşler taşır insan."

Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 301)Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 301)
Aysel 
21 Eki 2014 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Giden bir kere gider ama çok sevmişsen eğer, sen o gidişi her hatırladığında yeniden terk edilirsin.

Bukre, Kahraman TazeoğluBukre, Kahraman Tazeoğlu
Kadriye Kaya 
20 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazı aşklar aşka ihanettir. Gizli aldatmalar, sevdiğin insanın üzerine basmadan çiğnemektir. Kaç kez çiğnendiğini hiç bilmiyordu Bukre. Sevgilisinin onu aldattığını öğrendiğinde dünyası kararmıştı. İstanbul’un dar sokaklarında dolaşıp durdu. Sonunda yorgun ve bitkin halde Selim’in yanına koştu. Selim, Bukre’nin okuldan arkadaşıydı, hatta mevcut en iyi arkadaşıydı. Öyle ki Selim, Bukre’yi Yavru Kuş olarak, Bukre de Selim’i Kuzu diye çağırırdı ve ne zaman bir dertleri olsa birbirlerine koşarlardı. Her zaman olduğu gibi Bukre, Selim’e terk edilmenin ve aldatılmanın acılarını anlatırdı. Selim de Bukre’ye platonik aşkını anlatırdı fakat platonik aşkının kim olduğunu hiç söylemezdi.

Bukre, Kahraman TazeoğluBukre, Kahraman Tazeoğlu
Hatice #HeMoCaNs# 
 28 Nis 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sana tavsiyem, sonu gelmişse bir ilişkinin noktalamaktan çekinme . en azından daha büyük umutların olur o zaman. Çünkü her cümle noktada sonra büyük harfle başlar ...

Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 147)Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 147)
Melek Nur 
25 Ağu 17:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

..."Aslında insan, aşkın başında alıyordu kurşun yarasını."

Bukre, Kahraman TazeoğluBukre, Kahraman Tazeoğlu
28 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Kahraman Tazeoğlu Bukre'yi İmzalayacak
Kahraman Tazeoğlu Bukre'yi İmzalayacak Ünlü yazar ve şair Kahraman Tazeoğlu, "Bazı aşklar aşka ihanettir" dediği "Bukre" adlı son kitabını 2-3 Kasım'da, Adana ve Kahramanmaraş'ta imzalayacak.