Harika öyküler okudum, komik, hüzünlü, duygusal ya da şaşırtıcı ama her birinin sonunda derin bir iç çektiren; acı rastlantıları ve beklenmedik sonları ile öykü sevmeyenlere dahi kendini sevdiren, sevenlerin ise kalbinde taht kuran hikayeler… ama harika
Zaten ilk hikayeyi okudum, bir daha okudum, bir daha okudum… o kadar anlamlı ve naif. Hani karı koca birbirine hediye alacağım diye türlü fedakarlıkta bulunuyorlar ya; yalın bir üslupla, birkaç satırın içine dünyaları sığdırmış O. Henry.
En çok güldüğüm hikaye de; Bayan Fink ve gözündeki morlukla hava atan komşusunun hikayesiydi.
“Beni haftada bir dövmeyen erkeği istemem.
Sana değer verdiğini ancak öyle anlarsın ayol, ama Jack’in bana verdiği son doz fazla kuvvetli geldi, gözümün önünde hâlâ yıldızlar uçuşuyor. Ama yaptığını telafi etmek için haftanın geri kalanında dünyanın en tatlı adamı olacaktır. Şu göz var ya, en azından tiyatro biletleri ve ipekli gömlek demektir.”
Kızıl Reis’in Fidyesi bana çok tanıdık geldi ama çıkaramadım, bir filmde mi görmüştüm acaba
Ve son olarak, kitaba ismini veren “Kız” hikayesi…
Şaşırtıcı son diye ben buna derim
.
Helikopter yayınlarından anlamlı bir öykü kitabı, severek okuyacağınıza eminim.
Keyifli okumalar.