Soljenitsin artık yavaş yavaş unutulmaya başlanan bir isim ama bir zamanlar yazdığı üç ciltlik Gulag takımadaları adlı eseriyle ses getirmiş. Sovyet vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra Amerika’da yaşamış. Sovyetlerin dağılmasından sonra Rusya’ya dönmüş. 2008’de ölmüş. Devlet töreniyle gömülmüş biri, 2. Dünya savaşı gazisiymiş aynı zamanda.
Ağustos 1914, Kızıl Tekerlek adlı dört ciltlik bir tarihî roman serisinin ilk kitabı. 1971’de basılmış. Ben hürriyet yayınları 1972 baskısından okudum. 840 sayfa. Bu baskı aslında Soljenitsin’in kitabı genişlettiği haliymiş. Serinin diğer kitapları Kasım 1916-1983’te, Mart 1917 ve Nisan 1917 ise 1995’te basılmış aynı yıl içerisinde. Ama diğerlerinin Türkçe tercümesini bulamadım. Sanırım pek ilgilenilmemiş tutmaz diye.
Şimdi kitaba geçmeden önce şunları söyleyeyim. Kitapta çok fazla diyalog ve karakter var, hatta yan karakterler ve yan olaylar da. Biraz sıkılabilirsiniz. Ayrıca bu kitabı gerçekten okumak isteyenlere tavsiyelerim olacak. öncelikle 1. Dünya Savaşı’ndaki Tannenberg Muharebesi’ni bir okuyun derim. Çünkü kitabın ana konusu bu muharebe üzerinden ilerliyor. Çok fazla Rusça ve Almanca yer ismi var, savaş alanının geçtiği yerleri işaretlemek açısından. Sonra Tannenberg Muharebesinde Rus General Samsanov’un hayatını ve yine 1906-1911 arasında başbakanlık yapmış Pyotr Stolıpin’in biyografilerini okuyun.
Kitaba geçelim. Soljenitsin’in 1914’teki Rusya manzarası gereksiz bir savaşa itilmiş, beceriksizler tarafından yönetilen, Lenin tarafından yıkılmakla tehdit edilen, Bolşevik fikriyle Zürih’te konuşlanmış, Rusya’dan nefret eden ve kendini yıkmaya çalışan bir ülke imajıdır. Yöneticiler sempatik olmak yerine gerçekte korkak ve aptaldır. Aşağı tabaka ve yüksek tabakayı birbirinden ayırdığı varsayılan bariyer basit değil ama ahlaki yozlaşmanın ve basitliğin dokusudur. Romanda sunulan çözüm geleneksel, popülarist, Slav değerlerinin uygulanması değil onun yerine yetenekli, cesur, iyi eğitim görmüş, üretken mühendis ve yöneticilerin yetiştirilmesidir. Romandaki Alman yöneticiler mükemmellikten uzakken bile bu açıdan Ruslardan üstün oldukları açıkça bellidir. Sadece birkaç Rus yöneticisi bu testi geçmiştir fakat, onlar da tahta sahip olan “güçlü” insanlar tarafından sindirilmiştir.
Olaylar Yarbay Vorontsev’in Doğu Prusya’da general Aleksandır Samsanov komutasındaki 2. Ordu’da neler olup bittiğinin araştırılması için Gran Dük tarafından gönderilmesiyle başlar. Aynı amaçla 1. Orduya’da bir subay gönderilmiştir. Rus birliklerinin aralarındaki mesafe açılmıştır, iletişim zayıftır. Rus ordusu ise seferberliğini tam tamamlayamadan harbe tutuşmuştur. Vorontsev’in görevi cephedeki koşulları Gran Dük’e raporlamaktır. Tannenberg Muharebesi’nin başlarındayken Vorontsev, Gran Dük’ün karargahına dönemeyeceğini farkeder ve 2. Orduyla kalıp muharebeye dahil olur.
Soljenitsin, romanda Alman orduları karşısında tutunamayan General Samsonov'u eleştirir. Rus liderliğini ele geçiren kadercilik anlayışından da nefret eder. Yazının başlığını << Soljenitsin'e Göre "Rusya Birinci Harpte Neden Yenildi?">> diye koymuştum. Aslında şöyle demek gerek: Bolşevikleri ezme fırsatını nasıl kaçırdık?.. Soljenitsin ‘e göre 1914 tarihi, Rusya'nın kendisini Bolşevik dehşetinden kurtarmak için son fırsattır. insanların ortak bir düşmana karşı birleştiği, ancak siyasi kurnazlıklar, isteksizlik ve beceriksizlik yüzünden kaçırılan bir zaman. Soljenitsin 800 küsur sayfada aslında bu fırsatın nasıl kaçırıldığını, Çarlık rejiminin neden ve nasıl çürüdüğünü anlatmaya çalışmış.