·440 syf.····Okunma: 12 Ağustos 2025 00:00 Her sayfasında aşkın hem bir duygu hem de bir dil olduğunu hissediyorsun; bazen sessiz, bazen taşkın ama her zaman derin. Berk’in dili alışılmışın dışına çıkan, anlamı parçalayarak yeniden kuran bir dil. Onu okurken sadece bir şairle değil, şiirin kendisiyle karşılaşıyorsun sanki. Kimi dizelerde anlamın elinden kayıp gittiğini fark ediyorsun ama o kayboluş bile şiirin parçası oluyor. Doğa, nesneler, su, taş, gökyüzü, beden, hepsi bu tahtın etrafında dönüyor. Şair “aşk”ı bir taht yapıyor ama bu tahtta kimse oturmuyor; sadece şiirin kendisi oturuyor orada. Okudukça aşkın bir duygu değil, bir hâl, bir varoluş biçimi olduğunu anlıyorsun. Aşk Tahtı benim için kolay bir kitap olmadı, ama bıraktığı yankı uzun sürdü. İlhan Berk’in diline teslim oldukça, kelimelerin kendi anlamlarından sıyrılıp sese, görüntüye, atmosfere dönüştüğünü görmek büyüleyiciydi. Şiirin kolay okunmak zorunda olmadığını, hatta bazen zorlandıkça güzelleştiğini hatırlattı bana. Bu kitapta aşk, kelimelerin tahtına kurulmuş; biz okurlar da o tahtın çevresinde, sessizce diz çökmüş gibiyiz.