Puan vermedi·202 syf.····Okunma: 13 Kasım 2025 12:05 Kitap açıkçası beklentilerimin altında kaldı. Kitaptan daha büyük şeyler bekliyordum. Genelde kitapların başları sıkıcı olup sonradan sürükleyici hale gelirler ben bu kitapta tam tersini yaşadım. Başı zevkli gibi geldi sonradan sıkılmaya başladım. Kitabın ilk cümlesi heyecanlıydı;
Yakmak bir zevkti.
Kitapta distopik bir dünyadan bahsediliyor. 1950 'lerde yeni çıkan televizyonlarla beraber kitapların değeri düşüyor. insanlar artık kitap okumuyor televizyon izliyorlar, önceden bir ailenin evde olup olmadığını ışıklardan anlardık evdeki ışıklar yanıksa evdeler anlamına geliyor şimdi tam tersi ışklar kapalıysa evdeler anlamına geliyor. Nedeni ise o dönemlerde televizyonların ekranı küçük ve siyah-beyaz olduğu için karanlıkta izlemek daha iyi oluyor. Kitaplar okunmadığı için kitapların kısa özetleri basılmaya başladı özetlerde artık okunmayınca tek sayfalık özetin de özeti tarzında kitaplar basıldı ama zamanla onlarda kalktı ve artık kitaplar yasaklandı hatta kitapları yakmak için itfaiyeler kuruldu. Bu distopik dünyada evler o kadar gelişmiş ki yangın çıkmıyor bildiğimiz şekilde itfaiyeye gerek duyulmuyor. Bu dünyada itfaiyelerin görevi kitapları yakmak evinde kitap bulunduran herkesin evine gidip orayı yakıyorlar ve bunu gece yapıyorlar. Artık kimse kitap okumuyor evinde cehaletiyle mutlu mutlu yaşıyorlar. Boşuna cehalet mutluluk getiriyor dememişler bu söz tam da bu Fahrenheit 451 kitabı için yazılmış.
kitabın ismine gelecek olursak yazarımız Ray Bradbury bir kitabın kaç derecede yandığını öğrenmek istemiş ve bunun için bazı üniversiteleri arayıp oradaki fizik/kimya profesörlerine sormuş bu soruyu kimse bilmiyordu ve bilmek için de uğraşmadılar. Yazarımız da Los Angeles İtfaiye Teşkilatı'nı arayıp şeflerine sormuş. Şefleri bu bilgiyi öğrenip yazara 451 fahrenheit cevabını vermiş. Ray Bradbury de bunu ters çevirerek "Fahrenheit 451" adıyla kitabının ismini koymuş oldu. Galiba bu kitapla ilgili en çok kitabın ismini ve yazarın bunu koyuş hikayesini beğendim. Son olarak yazar aslında bunu Yaya isminde bir öykü kitabı olarak yazmaya başladı daha sonrasında bu öyküyü genişleterek romana çevirdi.
Bu kitapla ilgili bir videoda şöyle bir şey duydum karakterlerin isminin de bir anlamı var mesela itfaiyeci Guy Monstag bir kağıt markası sonra Faber isimli yaşlı adam ise ünlü kalem markası Faber Castel'den geliyormuş bu da çok hoşuma gitti.
Not : Kitabı üzerinden zaman geçtikten sonra tekrar okumayı düşünüyorum.