·109 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Kasım 2025 10:51 Daha önce çok fazla kitap incelemesi yazdım ama hiç bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Kelimelerin boğazımda yumru yumru kaldığı, nefesimi bırakamadığım, bıraksam yeniden nefes almayı unuttuğum, çaresizliğin içinde boğulur gibi biçare serzenişlerle okuduğum bu kitabı nasıl anlatayım nasıl tavsiye edeyim bilmiyorum.
Alexandre Seurat, Sakar’da yaşanmış bir acının izinden gidiyor ama hikâyesini belgelerle değil, tanıkların sesleriyle kuruyor. Öğretmenlerin, doktorların, komşuların, sosyal hizmet çalışanlarının parçalı anlatımları birleşip bir sessizlik haritası oluşturuyor sanki. Her biri, bir şeylerin ters gittiğini hissediyor ama hiçbiri o sessizliği tam olarak kıramıyor.
Sakar sadece bir çocuğun hikâyesi değil; suskun bir toplumun aynası.
Görüp de söylemeyenlerin, duysa da inanmayanların hikâyesi.
Bu kitap tavsiye edilir mi, emin değilim… Çünkü her satırında kalbin bir köşesi yanıyor.
Ama yine de okunmalı — unutmamak, susmamak, bir daha asla demek için.