Altı yıldır hayatıma, duygularıma ve düşüncelerime ortak olan, kendi gözlemlerini yaparken ne düşündüğünü merak ettiğim sarman bir kedim var. Belki o, benim hâl ve hareketlerimi çözmeye çalışıyor ama aynısı benim içinde geçerli Kütüphane Kedisi Jordan ile tanışın, öyle alelade bir sokak kedisi değil. Yazarın lisans eğitimi aldığı doktorasının ilk aylarında Kütüphane Kedisi aniden karşısında beliriyor. O günden itibaren yazarın, kütüphane sakinlerini ve öğrencilerin hayatı değişiyor. Çünkü herkesin odağında Kütüphane Kedisi var. Evet, Kütüphane Kedisi yaşayan bir kedi, kurgu değil. Ne yazık ki kitabın ilk yayımlandığı zamanlarda sırra kadem basıyor. Ve yazar kendisi dahil herkesin hayatına dokunan, fotoğraflarını çektiği Kütüphane Kedisi'ni anlatıyor. "Sevgiyle birleşmiş bir topluluk, kütüphaneler dolusu kitaptan daha fazla ilham, bilgi, deneyim ve yürek barındırır." sözü kitabın kalbi, can alıcı noktası. Kütüphanenin en kuytu köşesinde 'sofu' adını verdiği dinlenme yeri, her ne kadar kendisi sahiplense de gözde bir koltuğu, Nietzche ve daha birçok yazar, düşünür kitaplarını okumayı seviyor. Gözlemleme gücünün kuvvetli olması insanlar üzerindeki nokta atışı tespitlerini vurucu kılıyor. Kendisi gibi düşünen ama çoğu zaman fikir ayrılığı yaşadığı Fransız bir kuzeni var: Kitapsever Kedi. Yemek konusunda seçici ve görüş ayrılığı yaşamalarına rağmen kişiliğiyle farklı bir renk katıyor. Bir de yarı düşünen ve başına dert açan İngiltere'de yaşayan kuzeni Güney Londralı Tom var ki evlere şenlik. Kütüphane Kedisi her bölüm sonunda okuyucusuna bir kitap önerisinde bulunuyor ve insanları gözlemlediği tespitleri ile yer yer güldürüyor yer yerde doğruluğuna hak veriyor. Bir kedinin gözleminden insanların dünyası, edebiyat, felsefe dengeli bir şekilde işleniyor, bizlere de okumak düşüyor, canıgönülden tavsiyemdir.