Puan vermedi·144 syf.··Beğendi
· Ahmed Amiş Efendi’yi Babanzade Ahmed Naim Efendi’ye dair okumalar yaparken tanımıştım. Amiş Efendi Fatih’in Türbedarı. Babanzade Ahmed Naim Efendi Amiş Efendi’nin hem müridi hem de torunun eşi (torununun kızının eşi gibi rivayetler de vardı tartışma konusuydu). Fatih Camii haziresinde medfun olduğunu öğrendikten sonra hazireye her gittiğimde ziyaret etmeye başladım. Yanında Ahmed Tahir Maraşî diye bir hazret daha yatıyordu. Aklımın bir kenarına Maraşî’nin de ismini yazmıştım. Onu tanımayı vakti merhumuna bırakıp bırakıp duruyordum ta ki bu kitabı okuyana kadar.
Amiş Efendi 1807’de Tuna boylarının yakınındaki Tırnova’da doğuyor ve medrese ilimleri okuyor. Tasavvuf yoluna baş koyup kendinden bir önceki Fatih Türbedarı Niğdeli Bekir Efendi’nin halifesi oluyor. Tarikatın devam eden silsilesi Amiş Efendi’den sonra Kayserili Mehmet Tevfik Efendi (v. Haziran 1927) halife oluyor. Tevfik Efendi’den sonra Ahmet Tahir Maraşî ondan sonra da Mustafa Özeren Efendi geliyor. Tarikatın sonraki silsilesi nasıl ilerliyor kitapta yazmıyor ben de pek bilgi sahibi değilim açıkçası.
Kitapta öğrendiğim kadarıyla Amiş Efendi’nin vefatından sonra Abdulaziz Mecdi Tolun ile Kayserili Mehmet Tevfik Efendi arasında ufak sürtüşmeler oluyor. Bu da burada kalsın. Amiş Efendi’nin halifeleri meselesine dair başka bilgileri de Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar’ın “Sahhaf Raif Yelkenci” kitabının dipnotlarında bir şeyler görmüştüm. Bunu da yazmış olalım.
Amiş “minik amca” anlamına geliyor. Amiş Efendi biraz ufak tefek bir zat olduğu için yöresinde öyle anılırmış.
Bekir Efendi Edirnekapı Kabristanında, Amiş Efendi ve Ahmed Tahir Maraşî Fatih Camii haziresinde, Kayserili Mehmet Tevfik Efendi ve Mustafa Özeren Efendi Sahrayıcedid Kabristan’ında medfunlar. Mustafa Efendi’nin ve Mustafa Efendi’nin Sahrayıcedid’de medfun olmasıyla o mezarlıktaki tanıdıkların sayısını artırmış olduk. Elmalılı Hamdi Yazır, Mahir İz, Musa Topbaş Efendi ve Rauf Orbay’dan sonra hikayesine ucundan da olsa vakıf olduğumuz insan sayısı altıya çıktı. Fatih Camii haziresinde gittiğimizde artık selam vereceğimiz ve hikayesini bildiğimiz bir zat daha öğrenmiş olduk. Ahmet Tahir Maraşî’nin defnedileceği yere normalde başkası gömülecekmiş ama Tahir Efendi’ye nasip olmuş bunun da bir hikayesi var. Aslında Kabirlerin de bir nasibi var diye bir başlık atıp altına meşhur insanların kabirlerine defin hikayelerini yazacaksın hangi kabre gireceğin bile nasip diyerek bitireceksin…
Kitapta sadece Amiş Efendi’ye değil yukarıda saydığımız zevat hakkında da önemli biyografik bilgilere vakıf oluyoruz. Mesela Ahmed Tahir Maraşî Acemin Kahvesi, Küllük ve İbnülemin MAhmud Kemal İnal’ın köşkü gibi kültür ocaklarında vakit geçiriyor. İlahiyat, Hukuk ve Fen gibi üç üniversiteden mezun aynı zamanda Arapça, Farsça ve Fransızca biliyor. Benim gördüğüm kadarıyla bu zatların askeriye ve hukukçulardan birçok müridi bulunuyor.
Fethi Gemuhluoğlu, Hasan Basri Çanta ve Babanzade Ahmed Naim Efendi gibi isimler de Ahmed Amiş Efendi’nin müridlerinden diye bir bilgi daha bırakalım.
Son olarak ehlince maruf tartışmaya bir ek yapalım:
“Babanzade Ahmed Naim Efendi (v. 1934) Ahmed Amiş Efendi Hazretlerinin torunlarıyla evliydi. Amiş Efendi Hazretleri de Naim Bey'in Vefa'daki konağında göç etmişlerdir âhirete.
Ahmed Amiş Efendi Hazretleri darıbeka edince, o da Mehmed Tevfik Efendi’ye teslim olamamış. İlmiyyeden ve devrin tek üniversitesinin rektörü -Dârulfünûn'un baş müderrisi- ya!.
Bir rüya görmüş..
Rüyada Resûlü Ekrem Efendimizi görüyor, eline varıyor, fakat Efendimiz, Ahmed Amiş Efendi'yi işaret buyuruyor. Ahmed Amiş Efendi'ye varıyor, o da yanındaki zâtı gösteriyor!. Bir bakıyor ki gösterilen zat, Mehmed Tevfik Efendi!. Ondan sonra sırayla, evvelâ Mehmed Tevfik Efendi'nin, sonra Ahmed Amiş Efendi'nin ondan sonra da Resûlü Ekrem Efendimizin elini öpmek şerefine nâil olunca, ertesi gün doğru türbeye -Fatih'in Türbesi- ne gidiyor. Daha kapıdan girer girmez, Mehmed Tevfik Efendi Hazretleri: Nâim!. diyor, ben çağırmasaydım, sen de görmeseydin, gelmeyecektin!. buyurmuşlar.
Ondan sonra Naim Bey de biat ederek, hep dizüstü oturmuş M. Tevfik Efendi Hazretlerinin huzurunda.”
Şimdi bu rivayet normalde bilmeyenler için bir şey ifade etmeyebilir ancak tartışmalara biraz daha vakıf olanlar için bambaşka bir şekilde. Babanzade hakkında yazılan kitaplara baktığımızda Şeyhi Ahmed Amiş Efendi’ye neden intisap ettiğini o adamın bir ümmi olduğunu kendisine yakışmadığını onun da buna karşılık “onun Allah’ı nasıl bildiğini bilseydiniz…” diye bir cevap verdiği ifade ediliyor.
Babanzade’nin ilk şeyhi Amiş Efendi medrese ilimleri okumuş bir zat. Bu eleştiri Babanzade’ye eğer Ahmed Amiş Efendi’den dolayı geldiyse Amiş Efendi bir ümmi olmadığı açık. Eğer kendisinden daha az bilen biri olduğu sebebiyleyse bu doğru olabilir. Bir de Babanzade’nin şeyhi olarak eleştirdikleri ümmi zat Kayserili Mehmed Tahir Efendi olabilir. Bunda ise mesele ümmilikse haklı olabilirler ama rivayette isim yanlış gelmiş olabilir. Tüm bunların haricinde mesele ümmilik meselesi midir o da ayrı konu…
13 Kasım 2025 Perşembe