·304 syf.····Okunma: 13 Kasım 2025 17:50 Onu kozasından çıkaran adam, kanatlarını kırmaya hiç çekinmemişti. Öyleyse neden kozasından çıkarmıştı ki? Orada güvende ve huzurluydu. (Sayfa 75)
...
İrem Ardıç, yıllardır birlikte olduğu sevgilisi Baran Emir Ateş'in ona evlilik teklifi etmek üzere olduğunu fark edince derin bir korku hisseder. Henüz buna hazır olmadığı için bir süreliğine İstanbul'dan uzaklaşmaya karar verir.
Kendisi ünlü bir yazar olduğu ve yayınevi kadar okurlarının da dört gözle beklediği eseri Çimen'i yazmak istediği için de bu yolculuğun ona iyi geleceğini düşünür. Böylece asıl gidişini kendisine saklar ve herkese bunun için gideceğini söyler. Emir hariç. Ona başka bir bahane öne sürer ve yola çıkar.
Rotasız bir şekilde çıktığı bu yolculukta kendini Kaş'ta bulur. Olaylar da tam bu noktada başlar.
DİKKAT, BUNDAN SONRASI ŞAHSİ FİKİRLERİM KADAR SPOİLER DA İÇERİR!
İrem, Kaş'ta adı Carmıne (anlamı kızıl) olan bir butik otele yerleşiyor ve etrafı dolaşmak için otelden çıkıyor. Çarşıya geçtiğinde acıktığı için bir meyhaneye (burasıyla ilgili ciddi bir eleştirim var açıkçası, az sonra...) giriyor ve YÜZYILIN TESADÜFÜ gerçekleşiyor. Meyhanenin sahibi onu yıllar önce terk eden ilk aşkı Miraç çıkıyor!
Orada hiçbir şey olmamış gibi konuşmaları ve yazarın "rakı, meyhane, içki" kelimelerini bu kadar kolay dile alması ve "sarhoş olmayı" bu kadar normalleştirmesi hiç hoşuma gitmedi, söylemeden geçemeyeceğim.
Neyse uzun lafın kısası bunlar konuşuyorlar ve İrem sarhoş olduğundan (sözde olmayacaktı ve her defasında yaptığını yapıp içmemeye söz veriyor. Sonra yine içiyor bu arada...) Miraç onu motoruyla bırakmayı teklif ediyor. İrem de kabul ediyor.
Burada da bir parantez açacağım: İrem, İstanbul'da onu bekleyen ve kitabın başından beri "SEVDİĞİNİ" iddia ettiği Emir'e rağmen motorda Miraç'a sarılıyor ve burası bir romantize edilmiş ki sormayın!
Devam edelim...
Miraç, saf ve masum ama bir o kadar da kırılgan yazar kızımızı otele bırakıyor. Burada da hiç olmaması gereken şeyler bir romantikleşmiş ki sormayın...
Gelelim bir YÜZYILIN TESADÜFÜNE daha!!!
Carmıne butik otelin ortaklarından biri de Miraç çıkmasın mı?
Şimdi şöyle bir şey söylemek istiyorum. Tamam, bu karşılaşmalar, tesadüfler olmazsa olmaz kitaplarda ve bunlar normal de aslında ama yazar bunu çok klişeleştirmiş. Bütün bunlar olabilir, hatta olması da gerek ama ben bunu okuyunca değişik ama şaşkınlık içerdiğini belli ettiren seslerle tepki verdim. (OAAAA, ÖHHH gibi seslerle...)
Bundan sonrası hep merak uyandırdı bende. Miraç'ın İrem'i terk etme sebebi özellikle. İrem'in düşüncelerinde Miraç'ın ona başka bir kız olduğunu söylemesi olduğunu okuyoruz ama bu bana inandırıcı gelmemişti. Hatta bir yerde İrem ve Miraç'ın kardeşi Ekin'in çok iyi anlaştığı yazıyordu da bir an sebep kardeşi mi diye düşündüm. Ama tahmin edin ne oldu?
BENİM ERKEK SANDIĞIM EKİN KIZ ÇIKTI!!!
Yazar bu konuda hiç detay vermemiş, sorun bende değil yani :)
SPOİLER SPOİLER SPOİLER!!!!!
Miraç'ın İrem'i terk etme sebebini yazıyorum. İrem, liseden beri Ankara'da okumak istiyormuş. Oraya gidiyor ama İstanbul'da kalan Miraç'ı da çok özlediği için kaydını oraya aldırmayı düşünüyor. Miraç da kendisi yüzünden hayallerinden vazgeçmesini istemiyor. İleride mutsuz olup pişman olmasından korkuyor ve sebebinin de kendisi olmasını istemediğinden onu terk ediyor.
TAM DELİRMELİK SEBEP YEMİN EDERİM YA!!!!
Geçmişte, Miraç İrem'i terk edip eve döndüğünde olanları her konuda sırdaşı olan babasına anlatıyor. Babası da kolundan tutup "Olmaz öyle şey," falan diyor, onu ikna ediyor ve İrem'le konuşmaya götürüyor.
BURASI MAALESEF Kİ TRAJİK...
Yolda alkollü bir sürücü yüzünden kaza yapıyorlar. Miraç kazadan kurtuluyor ama babası ömür boyu yatağa mahkûm kalıyor. Miraç da bunu İrem'e söyleyemiyor çünkü onun kendisini suçlamasından endişeleniyor.
Kısaca böyle...
Sekiz yılın ardından karşılaşıyorlar ve arkadaş gibi takılıyorlar.
Buraya da bir parantez açmak istiyorum. Arkadaş gibi takılma, baş başa gezmelere çıkmalar... Sözde Miraç İrem'e Kaş'ı gezdiriyor. Yolda kalınca bir otelin aynı odasında kalıyorlar, aynı yatakta uyuyorlar ama dikkat, ARKADAŞÇA. Hem sadece uyuyorlar başka bir şey yok. Yersen... Tamam öyle ama her seferinde Emir'i sevdiğini ve İstanbul'a döndüğünde onunla evleneceğini iddia eden -özür dilerim- SALAK İrem, sen niye sürekli bu adamın dibindesin?
Kitabın konusu çok güzel ama belirttiğim bu kısımlar hiç hoş değildi bence.
Lise yıllarımda okusam belki daha çok severdim, bilmiyorum. Ama o yıllarını ağırlıkta klâsik okumaya veren biri olduğumdan bu kitap beni pek etkilemedi. Dediğim gibi konusu güzel ama özellikle de 12-16 yaş aralığında okurların okumayı tercih ettiği bu ve bu tarz kitapta böyle detaylar olması hiç hoş değil.
Dini kitap yazsın demiyorum ama yine de alkolü veya ARKADAŞÇA deyip de yapılan bazı yanlışları bu denli normal göstermesin. Bu sadece Ayça Kavraz için geçerli değil. Her kitap için geçerli. Özellikle de okur kitlesi ergen tayfa olan yazarların daha da dikkatli olması gerekiyor BENCE.
Neyse durum böyle. Sonunda Miraç her şeyi açıklıyor İrem'e ve bir robot olduğuna inandığım Emir'den ayrılan İrem, Miraç'a dönüyor.
BARAN EMİR ATEŞ...
Şimdi ona da bir parantez açmak istiyorum. Kitabı okuyanlar bence Emir için ideal erkek diyebilir. Neden? Çünkü çok güveniyor. İrem, Miraç'la -tekrardan özür dilerim- her haltı yediği halde Emir'e "Hiçbir şey olmadı," dediğinde Emir ona inanıyor. Çünkü gerçekten güveniyor, yalan yok.
Emir çok düzenli, işinde çok başarılı biri. Öyle fazla romantik değil. İrem'i Miraç'la gördüğünde bile kıskanmıyor. Dediğim gibi gerçekten güveniyor ve bunu tavırlarıyla da yeterince belli ediyor ama çok düz biri ve İrem'le olan ilişkisinde bile çok düzenli. Bir yemek mi yenecek, vaktini ayarlar, her şey düzene uygun ister.
Şimdi diyeceksiniz ki, o zaman İrem neden onu bıraktı? Miraç'tan iyi falan...
Kızlar, kendinizi kandırmayın. Ben romantik adam sevmiyorum, ciddi olsun, bana şunu söylese böyle tepki veririm bla bla... Odunmuş gibi davranmayın! İnandırıcı gelmiyorsunuz. Ultra odun olan ben (çevrem tarafından böyle ilan edildim. Hatta geçen ben çok romantik biriyim bence dedim. Annem de dâhil herkes güldü. Kardeşim de "Sen hayatımda gördüğüm en odun insansın," dedi. Bakın kız da değil, insan dedi. Erkeklerden bile beter çıktım!!!!) bile Miraç derdim çünkü Emir gibilerin de çekilmeyeceğini kitapta NET bir şekilde gördüm.
Kısacası, bana sert mizaçlıymış görünen herkese ithafen... SİZDEN BETER OLAN BEN, NE OLDUĞUNUZU BİLİYORUM VE KENDİNİZİ KANDIRMAYIN DİYORUM!!!
Neyse işte, böyle... (Kimse buraya kadar okumayacak bence, bundan dolayı keyfime göre yazıyorum :))
Tartışmalı ve sohbet havasında bir inceleme oldu ama iyi de oldu bence. İnşallah sizce de öyle olmuştur. Bu incelemeyi kaç kişi sonuna kadar okur bilmiyorum ama okuyanlardan bir yorumla da olsa düşüncelerini belirtmesini rica ediyorum.
Okunur mu peki?
Konusu güzel bence, konusu için okunur ve verdiğim puanı da konusuna borçlu.
Onun dışında büyük beklentilerle başlamayın derim ben. Çok kötü değildi ama öyle harikulade bir şey de beklemeyin!
Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim...
Selametle...
Allah'a emanet olun.