Seray Şahiner’in kaleminde beni en çok etkileyen şey, sıradan görünen hayatların içindeki çığlığı duyurması… Okuyucuyu hiç yormadan, ama bir o kadar da derinden titreterek ilerliyor. Şahiner’in dili hem sahici hem de çarpıcı; okurken “işte tam böyle olur” dedirten o tanıdık tını hep hissettiriyor kendini.
Kitap, toplumun kenarında kalmış insanların görünmezliklerini, içlerinde taşıdıkları yükleri ve bir çıkış ararken kendileriyle hesaplaşmalarını anlatıyor. Karakterlerin iç sesi bazen bir tokat gibi, bazen de teselli eder gibi dokunuyor insana. Bir yandan güldüren, bir yandan acıtan bir anlatı…
• “İnsan en çok kendi içinden yorulurmuş, ben en çok oraya döndüğümde bocalıyorum.”
• “Bazı hayatlar, kimsenin bakmadığı bir köşede sessizce büyür.”
• “Kendimi açıklamaktan yorulduğum gün, sustuğumu fark ettim.”
Şahiner bu kitapta yine akıcı, güçlü ve samimi bir dil kuruyor. Karakterlerin ruh halini, kadınların yaşadıklarını, sosyal baskıları ve küçük hayatların büyük sarsıntılarını öyle incelikle işliyor ki kitap bir solukta okunuyor.
Ben özellikle yazarın kalemine duyduğum sevgiyi bir kez daha hissettim. Hem gerçekçi hem şiirsel, hem sert hem şefkatli… Hep Yek de tam bu dengeyi kuran, okuyucuyu yormadan içine alan bir kitap
Keyifli Okumalar
.