apateist biri olarak kuran mealini okurken niyetim “inanayım” diye değil, sadece ne anlatıldığını görmekti. metin normal kitaplar gibi düz bir hikâye anlatmıyor; konu bir anda değişiyor, sonra başka bir yere dönüyor. ilk başta takip etmek biraz zor geliyor ama zamanla ritmini anlıyorsun. beni en çok çeken şey, metnin insanla sürekli konuşuyor gibi olmasıydı. bazen uyarıyor, bazen yönlendiriyor, bazen de sakin bir şekilde hatırlatıyor. sabır, merhamet, adalet gibi kavramların bu kadar sık geçmesi doğal olarak dikkat çekiyor. bazı ayetler bugünden bakınca sert veya uzak gelebiliyor ama tarihsel bağlamını düşündüğünde neden böyle olduğunu anlamak daha kolay oluyor. yine de meal okurken bile insanların bu metne neden bu kadar bağlandığını hissediyorsun; dili duygusal olarak güçlü. benim için kuran meali bir inanç yolculuğu olmadı; daha çok “bu metin neden bu kadar önemli görülüyor?” sorusuna cevap aramaktı. bazı bölümler düşündürdü, bazıları pek bana hitap etmedi ama genel olarak saygı duyup mesafemi koruyarak okuduğum, kültürel ağırlığı çok olan bir metin oldu.