Kaybetme Sanatı
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 22:38
Ali - Hamid - Naima Kaçış – Uyum – Arayış Pişmanlık – Unutmak – Özlem Acı – Küskünlük – Benzemek Kaybeden - Kaybolan - Kayıp Üç nesil, üç ayrı hikâye, üç ayrı duygu… Normalde tüm kitapları—özellikle sevdiklerimi—çok sevdiğim bir yemeği yer gibi iştahla okurum. Ama bu kitapta şaşırtıcı bir şekilde kendimi tam tersine kaptırdım: ayrılmak istemedim, bitmesin istedim. Kitap Naima’nın bölümüne geçmese sanırım Ali ve Hamid’e veda edemezdim. Bölüm bölüm incelemek istiyorum. ⸻ Ali Ali için tek bir cümle seçecek olsam: “Safını seçmek, ne bir anda ne de tek ve belirli bir kararla mümkündür.” Ali için de mümkün olmadı. Nereden bilebilirdi ki Bayır’da boğaz kesen adamların kazanıp “özgürlüğü” ülkeye getireceğini? Bilemezdi ve bilemedi. Tek amacı kocaman ailesini bir arada tutmaktı; tüm savaşı buydu. Cezayir’in bağımsızlığından bile önemliydi. Çünkü Ali için önemli olanların sırası vardı: Hamid Kendisi Yema ve diğer çocuklar Bağımsızlık da vardı elbette bu sıralamada… Ama ilk üçe girmiyordu. Ali’nin—ister sürgün diyelim ister kaçış—hikâyesi beni çok etkiledi. Köklerimdeki göçmenlik mi tetiklendi, vatandan ayrılma korkusu mu sardı bilmiyorum. Ama Ali’nin attığı her adımında sanki yanındaydım. Mantıklı bulduğumu söyleyemem ama anladım. Ali iyi adamdı. Karakterin hikâyesi çok kuvvetli örülmüştü. Cezayir’in 1940–1960 yıllarındaki kültürel ve sosyal yapısının aktarımında ise aynı yoğunluğu bulamadım. Yine de bunu önemsemedim; sadece biraz daha Cezayir okumak isterdim. ⸻ Hamid Hamid’e bir cümle söyleyecek olsam: “Bu kadar hızlı koşma Hamid; asla istediğin kadar kendinden uzağa gidemezsin.” Hamid’in bölümünü içimde hep bir küskünlükle okudum. Küskünlüğüm ona değil; yaşadığı eve, kalabalık bindikleri arabalara, devasa mobilyalara, çabaya… Var olmaya. (Hissettirdiklerim böyle uzayıp gidiyor.) Hamid bölümü kitabın bel kemiğiydi. Karakterin hayatı ve psikolojik derinliği bir yana, Fransa ve Cezayir’in arka planı bu bölümde çok daha doyurucu bir şekilde anlatılmıştı. ⸻ Naima Naima neyi arıyordu? Zaten hiçbir şey kaybetmiş değildi ki… Peki neydi onu bu kadar köksüz hissettiren? Babasından miras aldığı kaygılar mı, esmer teni mi, kendisi olamamak mı? Cevabı Naima da bilmiyordu. Aslen Cezayirli olduğunu söylerken arıyordu. Yapılan ırkçılıklarda kendini sorguluyordu. Fransızcayı hatasız kullanma gayretinde, hata yapamama lüksünde, babaannesinin (Yema) mahallesinde , Dalila’nın öfkesinde , Muhomed’in öfke nöbetleri sırasındaki sözlerinde… Hep köklerinden bir iz arıyordu. Naima bölümü olmasaydı kitabı bitiremeyeceğimi biliyorum. Ali ve Hamid’in dünyasından ancak Naima sayesinde çıkabildim ve üçüyle de vedalaşabildim. Onların hikâyesi bitti, ama içimde küskünlük, kırgınlık ve vatandan ayrı kalışın o ince sızısı kaldı.—belki kaybetme, kaybolma ve kayıp kalma aslında aynı sızının farklı yüzleri olduğu içindir. Kuşak hikâyeleri serime bu güzel kitabı kattığı için canım kardeşime teşekkür ederim.
Edebiyat
Kaybetme SanatıAlice Zeniter · Livera Yayınevi · 2022205 okunma
·
103 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.