Serinin finaliyle hem karanlığı hem de ışığı aynı anda avuçta tutan bir dünyanın kapısını bir kez daha aralıyoruz. Önceki iki kitapla kurulan büyü ve tehlike dengesini daha da yükseltirken, özellikle karakterlerin içsel yolculuğuna ağırlık veren, tempolu ama bir o kadar duygusal bir finale dönüşüyor. Lila’nın gözü kara cesareti, Kell’in kendini sürekli yeniden tanımlama çabası ve Rhy’nin kırılgan gururu… Üçünün de bu kitapta daha olgun, daha sahici halleriyle karşılaşıyoruz. en etkileyici kısım, karakterlerin güçle kurduğu ilişkinin nihayet netleşmesi oldu. Schwab, büyü bir hediye değil, bir ağırlıktır fikrini öyle doğal işlemiş ki, bazı bölümlerde hikayeden çok karakterlerin iç sesiyle kalıyorsunuz. Seriyi başından beri seven biri olarak, bu final bana tam anlamıyla doğru kapanış hissi verdi. Ne fazla ne eksik.
Serinin özünü hiç bozmayan, hatta parlatan bir son kitaptı.