Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 15 Kasım 2025 22:17 Zavallı Şadan, zavallı Sabiha… Zavallı Cevher ve zavallı Hürrem. Birbirine bağlanan ama birbirini felakete sürükleyen insanlar silsilesi…
Hüseyin Rahmi, kimsenin başına gelsin istemeyeceği bir sadakatsizliği öyle ustalıkla, öyle sürükleyici bir dille anlatıyor ki konunun bütün kirine pasına rağmen insan kendini sayfaların içine çekilmiş buluyor. Bazen “oh olsun, başka türlüsü mümkün değildi” derken bazen de “bu kadarını hak etmedi” diye içiniz burkuluyor.
Şadan Bey’in “biraz durulsun, çapkınlığı dizginlensin, evine bağlansın” düşüncesiyle zengin, görgülü ve köklü bir aileye mensup Sabiha Hanım’la evlendirilmesi; zıt kutupların ille de birbirini çekeceği yanılgısını edebi bir darbeyle yüzümüze vuruyor.
Hüseyin Rahmi, bu ilişki üzerinden bize sessiz ama güçlü bir ders veriyor: Denge yoksa ziyan vardır. Yaş, görgü, çekicilik, para, güç, statü, meslek, eğitim yahut aile yapısı… Bunlardan biri bile belirgin biçimde ayrıştığında açılan o görünmez uçurum, en tutkulu sevdayı bile içine çekip öğütebilir. Tıpkı yel değirmeninin önüne gelen her şeyi un ufak etmesi gibi… "Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür", tüm tiksindiriciliğine rağmen keyifle okutuyor kendini; çünkü Hüseyin Rahmi, insanın zaaflarını en çıplak, en gerçek hâliyle gösteriyor. Ve okura şunu fısıldıyor: Yan yana gelmesi yazgı olanlar vardır, ama her yan yana geliş bir “denge”ye dayanır; denge yoksa kader bile çaresizdir.