Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 15 Kasım 2025 23:19 Bu kitap bize bu anlamsız hayattan kurtulmak yani intihar etmek bir çözüm mü, değilse nasıl yaşanmalı onun cevabını veriyor. İntihar: yaşamın bizi aştığı, her gün yaşanılan çırpınmanın ve acı çekmenin anlamsızlığının göstergesi. Bir de kitapta sıkça kullanılan "uyumsuz" ifadesi var. Bu ifade kelime anlamı olarak usdışı, mantık dışı olarak verilmiş. Bunu da daha detaylı inceleyeceğim.
Kitabın asıl amacı intihar uyumsuz için ne kadar bir çözümdür ve intihar düşüncesini hiçbir duyguya yer vermeden sadece us ile ulaşmak mümkün müdür onu anlatmak.
UYUMSUZ
" Tüm büyük eylemlerin, tüm büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır." diye geçiyor kitapta. Uyumsuz düşüncesi basit kaygıdan doğar. Günlük hayatın anlamsızlığının fark edilmesi, sabah işe git, yemek ye, trafik çek, eve git falan hep aynı şeyleri neden yapıyoruz diye sormakla başlayabilir. Bu bilinçsiz sorgulama beraberinde bir bıkkınlık getirir. Bu bıkkınlık makinemsi yaşamın sonundadır, bilinç hareketlerinin başındadır. Sonrası bilinçsiz olarak rutine geri dönüş veya kesin uyanıştır.
Ne düşünüyorsun sorusuna verilen samimi bir "hiç" cevabı da uyumsuzluğun ilk belirtisi olarak gözükebilir.
İnsan sürekli yarınlara güvenip yaşar ve ona göre planlar kurar. Param olsun şunu yapacağım, şuraya gideceğim tarzı. Ancak o zamanlara gelince yaşlandığı fark etmesiyle bir hayal kırıklığı duyar. Etin başkaldırışı da uyumsuzdur.
Uyumsuz karşılaştırmadan doğar. Tek başına anlamsızdır. Bu karşılaştırma insanın bu anlam arayışı karşısında dünyanın sessizliği uyumsuz olarak tanımlanır. İnsan us ile olgulara ulaşabilir. Bir kayaya dokunabilir, çimenleri hissedebilir veya evrenin yasalarını öğrenebilir. Ancak bizim cevabını aradığımız bütün bunların bizim için anlamı ne? Bu sorunun cevabına gelindiğinde us bize yardımcı olmaz, sessiz kalır. Uyumsuz burada usu yadsımaz ama benimsemez. İnsan us ile bir anlam bulamayacağını anladığında uyumsuz onun için bir tutku olur. Bu yaşamı yoğun bir şekilde yaşama tutkusudur ve tutkuların en büyüğüdür.
Bu noktada bilinen tek şey uyumsuzdur. Uyumsuzun kabulünden sonra çıkılacak 3 sonuç vardır.
Felsefesel İntihar: İnsanın dine yönelmesidir. Burada dine karşı değildir. Sadece ona gidilen yolu eleştirir. Çünkü uyumsuza gelinen noktada açıklayamadıkları olayları Tanrıya bağlanmasını akıl yürütmede bir sıçrama olarak görür.
Fiziksel İntihar: Uyumsuzun tanımında karşılaştırmadan doğar demiştim. İntihar ile bu karşılaştırmadan insan tarafı çıkmış oluyor. O yüzden intihar bir kaçıştır ve uyumsuzu reddetmektir.
BAŞKALDIRI
Şu ana kadar tek bildiğimiz us yoluyla dünyada bir anlam bulunamayacağıdır. Buna da uyumsuz demiştik. Yani tek emin olduğumuz veri uyumsuzdur. Tek bilineni korumalıyız. Uyumsuzu korumak ve araya bir şey sokmamak isteriz. Buradan yaşam ne kadar anlamsızsa o kadar iyi bir hayat olur sonucu çıkıyor. O yüzden bu anlamsızlığı benimsemeliyiz. Yaşamak uyumsuzu yaşatmaktır.
Başkaldırı da tam olarak budur. İnsanın bu anlamsızlığı, uyumsuzu bilmesine rağmen yaşamasıdır. Bu başkaldırı insana yaşama sevinci verir.
Uyumsuz ölümün tek gerçek olduğunu bilir. O yüzden ben özgürüm demez, yaşamaya tutsaktır. Ölümün kesinliği karşısında mutlak özgürlük yoktur; ancak eylem ve düşünce özgürlüğü vardır.
NASIL YAŞANMALI?
Bu kitapta bahsedilen bir ahlak varsa o da nicelik ahlakıdır. Nasıl yaşadığın değil ne kadar yaşadığın önemlidir. Yani yaşamın yoğunluğunu savunur. Başkaldırmak ve özgürlüğü duymak fazla yaşamaktır Burada tek kayıp erken ölümdür.
Don Juan ile örneklendirir. Don Juan birden fazla kadınla beraber olmasının sebebi hayal kırıklığı veya hüzün değildir. O daha çok sevdiği için beraber olur. Diğerini sevmeyi bıraktığı için değil. Bir kadın ona "en sonunda sana aşkı verdim" der. Cevap olarak "hayır, bir kere daha."
Şöyle özetler: Don Juan kadınların koleksiyonunu yapmayı düşünmez. Onların niceliklerini tüketir. Koleksiyon yapmak geçmişte yaşamaktır. Ama o bu özlemi yadsır. Resimlere bakmayı bilmez.
OYUN
Camus oyun ve oyuncudan bahseder. Bu bölüm farkındalık ile ilgilidir. Oyuncular nasıl sahneye çıkıp bir role girip sonrasında hayatlarına devam ediyorsa uyumsuz da aynısını yapmalıdır. Bu hayatın saçma olduğunun farkında olmalı ve yine de role girmelidir. Yani biz de bu saçmalığı bilerek yaşamalı ve çokça yaşamalıyız.
Nietzsche'nin dediği gibi "Önemli olan durasız hayat değil, durasız canlılıktır."
SİSİFOS SÖYLENİ
Sisifosu neden mutlu hayal etmeliyiz? Sisifos'a verilen ceza tamamen anlamsızdır. Taşı dağa çıkarır ve taş tekrar yuvarlanır. Bu döngü devam eder. Tanrıların ona verdiği ceza anlamsızdır. Ancak Sisifos bu anlamsızlığı kabul ettiği zaman üstünlük ona geçer. Bu cezanın saçmalığını bilir ve bilinçli olarak devam eder. Bu da ona özgürlüğünü verir.