Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
2025 7. kitabı
Değerli okurlar merhaba. Tek solukta okuyabileceğiniz bir inceleme ile karşınızdayım. Öncelikle kitabımız "Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!" cümlesiyle başlar. Bu sözler Hüseyin'in ağzından çıkmıştır. Hüseyin kitabın baş karakteridir ve hayat hikayesini gazeteci arkadaşı İbrahim'in araştırmalarından, kaleminden öğreniyoruz. Kitabı genel hatları ile özetleyecek olursam. Hüseyin'in çarpıcı ölümü ve bunu tesadüfen gazeteden öğrenen arkadaşı İbrahim'in Mardin'e gitmesi ile başlar. İbrahim kendini keşmekeş bir olayın içinde bulur çünkü arkadaşının ölümü üzerine herkes Suriye göçmeni nişanlısı Melek'i sorumlu tutmuştur. Melek, Suriyeli bir ailenin Ezidi kızıdır. Gerek dini yüzünden gerek Suriye'deki karışık savaş ortamından dolayı IŞİD tarafından ayrıca zulme ve istismara maruz kalmış bir kadındır. Tüm bunlar Türkiye' ye gelmesine sebep olmuş ve böylelikle Hüseyin ile yollarını kesiştirmiştir ancak Hüseyin'in ailesi, Melek'i dininden dolayı onu kabul edememiştir. Onlara göre Ezidi inancı şeytana tapmaktan başka bir şey değildi çünkü. Sırf bu yüzden IŞİD saldırısına bile maruz kalan Hüseyin, çareyi Amerika'da yaşayan abisinin yanına gitmekte bulsa da orada da bir grup i İslamafobik insan tarafından öldürülmüştür. Tüm bu olayları İbrahim, Hüseyin'in yakın çevresinden öğrenip Melek'i bulup onu koruyup kollamak istese de bu olmaz. Çünkü Melek karakteri tüm bu yaşadıklarından sonra acının eşiğini bile geçmiş bir karakterdir kitapta da geçiyordu her şeyini kaybetmiş bir insanın tutunduğu en iyi şey gururudur diye... Genel hatları ile "Huzursuzluk" özeti budur. Tek seferde okursunuz diye belirttim üstte çünkü gerek Livaneli'nin akıcı dili olsun gerek verdiği toplumsal mesajlar olsun aldı götürdü diyebilirim. Ayrıca sizler de benim gibi okurken araştırma yapmayı seviyorsanız kitap tam size göre okuduktan sonra kendinize bir şey katmış olacaksınız. Aslında Livaneli'nin kitapları genelde böyle okurken bir yandan bir şeyler araştırırken buluyorsunuz kendinizi. Her ne kadar edebi olarak güçlü bulmasam da tüm bunlar sayesinde kendini okutan bir yazar. Son olarak umarım insanın insani özelliklerinden ötürü sevildiği dini yüzünden ayrımcılığa maruz kalmadığı bir dünyada yaşamak mümkün olur. Keyifli okumalar değerli okurlar. "Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o furs, haris, ihtiras, mufiteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur."
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
·
76 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tam yerinde bir inceleme olmuş, okurken çok etkilendiğim ve unutamayacağım kitaplar arasında.