Sen seçtin yazıldı yazgın
Anlarsın balık da kızgın
Halık da üzgün
Yoktur hata
Söner mi söndü demekle O nur-ı
na mütenahi
Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi
Harabat ehlini hor görme zakir
Defineye malik viraneler var
Doldurmak için önce boşaltmak lazım.
İstenilenden fazlasını verme taşmasın
Verme çatlatırsın
Bırak hakeden alsın
Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi,
Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye
"İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür...
İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!"
Geçip âhir bu kesret âleminden
Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik
Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık
Hemân bir lutf ile ihsâna geldik
((Aziz Mahmud Hüdayi))
Hak tecelli eyleyince her işi asan eder
Halk eder esbabını
Bir lahzada ihsan eder
-Ketencizade Mehmet Rüştü Efendi
Erdik gül mevsimine
Bugün güller derilsin
Can dostların payine
Taze güller serilsin
açılır bahtımız bir gün,
hemen battıkça batmaz ya
sebepler halk eder hâlık,
kerem bâbın kapatmaz ya
((Erzurumlu ibrahim hakkı))
“Aklını yitiren aşıklar gerçek aşkı gösterdi
Konuşan dille kulağa hoş sedalar verdi”
Varlığın sırları saklı senden, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedikodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben.
((Dörtlükler//Ömer hayyam))
Karacaoğlan der ki kendim öğeyim
Taşlar alıp kara bağrım döğeyim
Güzel sevme derler nasıl sevmeyim
Kaşlar arasında çifte benler var
((Karacaoğlan))
Ben bugün yarimden ayrı düşeli
Her günüm bir yıla döndü gidiyor
Gene zından oldu dünya başıma
Sinem ataşlara yandı gidiyor
((Karacaoğlan))
Artık gözüm yaş oldu revane
Bir ataş koyuldu şimdi cihane
Bir selam iletin bizim gülşene
Halim bir mevlaya kaldı gidiyor
((Karacaoğlan))
Hezeli de deli gönül hezeli
Sen düşürdün gül benzime gazeli
Kötü söz mü duydun dünya güzeli
Gözün bende ama kalbin yıkılmış
(Karacaoğlan)
Kuru gazel gibi göğe savrulma
Acı poyraz gibi esip yorulma
Nerde güzel görsen gönül çevrilme
Bizim ilde cana kıyan beğler var
((Karacaoğlan))
Başı al valalı sürmeli gelin
Elinden bir bade doldur da yürü
Sen beni düşürdün mihnete derde
Çok ağlattın beni güldür de yürü
((Karacaoğlan))
Çağır karacaoğlan çağır
Taş düştüğü yerde ağır
Güzel sevmek günah değil
Dört kitapta yerin gördüm
((Karacaoğlan))
Sevgilimin şarap renkli lal dudakları bu gece kanımı içmek istiyor.
Oruç tutmuş başına vurmuş galiba;iftar için benim helal kanımı istiyor
((Fuzuli//Divan))
Fuzuli!Öldün ama ölürken feryat etmedin!Aferin!Halka acıdın feryatlarınla zahmet vermedin
((Fuzuli//Divan))
Belasını çekmesem bakış oklarının temrenini gözümde saklamazdım.
Meyvesiz olsa o fidanı su
verip sulamazdım
((Fuzuli//Divan))
İçimde yolunda can verenlerde görülen alametlerden var.
Gönlümde aşk kılıcıyla şehit olmak için şehadet var
((Fuzuli//Divan))
Bela meclisinde inleyen göğsümü yarsam ne çıkar bundan?
Gönlümden o yare yine muhabbetimi sunuşum var
((Fuzuli//Divan))
Dert sahipleri Vamıkın,ferhadın,Mecnunun özelliklerini yazarken gözümle gördüm
Fuzulinin adını listenin başına yazmışlar
((Fuzuli//Divan))
Galiba saba rüzgarı denize senin inci dişlerinin özelliklerini anlatıyor
Bak istirdyeninn içindeki yuvarlak inci de kulak vermiş onu dinliyor
((Fuzuli//Divan))
Canımın cevheri inciler yağdıran o lal dudağa feda olsun.
Ömrümün kazancı o yürüyüş şekline feda olsun
((Fuzuli//Divan))
Aklım bana yardımcı olsa,yarime olan aşkımı terk etmez miydim?
Elimde seçenek olsa rahatlığı tercih etmez miydim?
((Fuzuli//Divan))
Benim halim hiçbir yöntemle düzelmez.
Ben saf şarapla sarhoş parlak yanak yüzünden harap olmuş biriyim
((Fuzuli//Divan))
Fuzuli!Çok kınanıyorum;buna engel olma!
Ben dertler bahçesindeki gül fidanıyım bu bahçede kınanma meyvesi veririm
((Fuzuli//Divan))
Dudağındaki bene kavuşmanın imkansız olduğunu bilsem,kavuşma arzusuyla kara bağrımı
kan içinde bırakmazdım
((Fuzuli//Divan))
Ressam!Yarin resmine bir türlü şekil veremedin.Zülüflerini,yanaklarını
resmettin ama o parlaklığı tazeliği veremedin
((Fuzuli//Divan))
Ezeldeki kader yazıcıları aşığın bahtını kara yazmışlar.Aşığın alnına bunun muhtevasını yazmışlar
((Fuzuli//Divan))
Senin gamın nasıl bir şerbettir?Bu şerbeti içtikçe sabrım azalır.Yanakların nasıl bir sihir yapar?
Çünkü baktıkça ona rağbetim artar
((Fuzuli//Divan))
Gönlüm aşk denizine düştün canın tadını unut.
Erginleştin gel ana ramhinden içtiğin kanı unut
((Fuzuli//Divan))
Vaiz!Bugün bana hurilerin Tuba ağacının özelliklerini çok anlatma,
Çünkü Tuba boylu huri vücutlu sevgili ile birlikte oldum
((Fuzuli//Divan))
İyileşme çaremi doktora sordum;dedi ki Derdin aşk derdidir;sağlığına kavuşman mümkün değil
((Fuzuli//Divan))
Gam çekmekten öldüm,inleyen gönlümün halini sana demedim.Taze gülüm!Seni incitmeyi doğru bulmadım
((Fuzuli//Divan))
Fuzuli!Feleğin gözleri senin üzerinde,
Çünkü ne kadar gam sıkıntı varsa hepsini sana verdi
((Fuzuli//Divan))
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der
Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
((Nfk//Çile))
"Uzaklardan geliyorlar
Hemde çok uzaklardan
Güneşin doğduyu ayın battığı yerden
Fıratın coştuğu erciyesin dondurduğu
Yusufun kuyusu
Zülkarneynin dağından geliyorlar"
Sırrını nâdâna izhâr etme cânân elden gider
Bülbül-i şûride olma gülsitân elden gider.."
|Niyazi-i Mısrî Halvetî/Dîvân-ı İlâhiyât°
Sen ey kendiyle yetinen
Artık suyumuz bulanık
Bir güneş bile olsa sonunda
Yolumuz kırık önümüz karanlık
Gönlüm yoksa rüyanda mı gördün o gözü şehlayı?
Bir anda gözyaşına batırdın dünyayı
((Fuzuli//Divan))
Güneş bulduğu yerde kıskançlığından kılıç vurur gölgene
Arkadaşlık etmesini istemez sen melek simali ay yüzlüye
((Fuzuli//Divan))
Kafir gözlerin her an ciğerden çeker gamze temrenini
Nasıl güç bu?Ne vermiş bir müslümana da alamaz geri?
((Fuzuli//Divan))
Fuzuli!Kınanma ateşiyle yandın çık bu alemden
Acı;alemin ateşler içinde yanmasını reva görme
((Fuzuli//Divan))
Sofuluk,dindarlık yolunda dönmüştüm mihrap köşesine
O şehla nergis gözler bırakmadı kendi halime beni
((Fuzuli//Divan))
Canımın bedenle kavuşma zevki kalmadı
Ah ah!Sensiz yaşama ihtimalim kalmadı
((Fuzuli//Divan))
Beninin hayalini nasıl tasvir edeyim?Bilmiyorum
Bedenimde canımda yaralanmadık yer kalmadı
((Fuzuli//Divan))
Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar.
Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar
-Fuzuli
Ey özzünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza duamıza önem vermeyen
Günahtan sarhoşum ama dilekten ayık
Umudumu rahmetine bağlamışım ben
((Ömer hayyam//Dörtlükler))
Rahmetin var günah işlemekten korkmam
Azığım senden yolda çaresiz kalmam
Mahşerde lütfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun aldanmam
((Ömer hayyam//Dörtlükler))
Ama o ayyüzlü başka,çünkü dolaşmıyor burçlar arasında
Çünkü Tekin katları yapılmaz asla ve kat’a
Sen bir güzel hokkasın,her türlü esans ve güzel koku birleşmiş sende
Sen güzel bir bahçesin,yemyeşil çimenlikler ve rengarenk çiçekler boyvermiş sende
Sende ulaşmış güzellik ulaşabileceği en son haddine
Senin gibi birinin olması mümkün değildir imkan dahilinde
((Arzuların tercümanı//Muhyddin Arabi))
Kiraz dudaklı al yanaklı bal akan ağzından
Arıların şehadeti yaptıkları saf beyaz baldan
Ayak bilekliklerindeki gümüş halkalar ay üzerindeki karartılar gibi
Yanaklarında kızıl şafaklar tepelerindeki dallar gibi
Türlü süslerle süslenmiş hiç evlenmemiş o sevgili
Görünür gülünce kar gibi bembeyaz dişleri
Gece kararmaya yüz tutsun hele bir kez
Öteden beri herkesçe malumdur gecenin ardından gelir gündüz taptaze bir nefes gibi
((Arzuların tercümanı//Muhyddin Arabi))
O güzel sevgili görünmüş olsaydı gözüme elim ayağım dolaşırdı şaşırırdım
O güzel sevgili gözümün önünden uzaklaşsaydı ölümüme neden olurdu
Güzellik altından bir taç giydirdi o güzelin başına
İşte sırf bundan dolayı aşığım ben o günden beri o altına
İblis/şeytan görseydi Adem’de onun yüzündeki nuru ve güzelliği
Hiç inat eder miydi hiç geri teper miydi Ademe secde etmeyi?
İdris görseydi onun yanaklarında bu güzelliğin çizgilerini
Kalkıp da bunca yazıları yazmaya hiç girişir miydi?
Belkıs görseydi onun üzerinde oturduğu minderi
Gönlünden ne tahtını ne de köşkünü geçirirdi
((Arzuların tercümanı//Muhyddin Arabi))
En naka da ban ağaçları altında birden göründü o güzel
Saklanan en kıymetli incilerle süslenmiş o güzel
Zatül Ada da gerisin geriye döndü o güzel
Orada gizlenmiş duran aslandan korktu o güzel
Zi selemde teslim etti kanımı canımı
Öldüren bakışlarına yakıcı mı yakıcı
Humada bekledi o güzel Livada eğlendi
Açığa çıktı her şeyi geçersiz kılan o kararlı azmi
Alicde durdu ayarladı tüm işlerini
Ve bütün yırtıcı kuşların pençelerinden kurtulmak istedi
Ve işte yükseliyor tahtırevanı semaya deliyor tavanı
Yükseliyor ta burçlara erişemez artık ona yerdekilerin bakışları
((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı))
Birden aşık oldum ben Selma'ya
Ecyad da oturan o güzeller güzeline
Hayır hayır yanlış söyledim o ecyadda değil
Canımın içinde gönlümün en gizli yerinde
Güzellik bile şaşkına dönmüş görünce onun güzelliğini
Misk amber ve safran kokusu ondan yayılmış sarmış evrenin çiçeklerini
((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı))
------------
2
En naka da ban ağaçları altında birden göründü o güzel
Saklanan en kıymetli incilerle süslenmiş o güzel
Zatül Ada da gerisin geriye döndü o güzel
Orada gizlenmiş duran aslandan korktu o güzel
Zi selemde teslim etti kanımı canımı
Öldüren bakışlarına yakıcı mı yakıcı
Humada bekledi o güzel Livada eğlendi
Açığa çıktı her şeyi geçersiz kılan o kararlı azmi
Alicde durdu ayarladı tüm işlerini
Ve bütün yırtıcı kuşların pençelerinden kurtulmak istedi
Ve işte yükseliyor tahtırevanı semaya deliyor tavanı
Yükseliyor ta burçlara erişemez artık ona yerdekilerin bakışları
((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı))
Birden aşık oldum ben Selma'ya
Ecyad da oturan o güzeller güzeline
Hayır hayır yanlış söyledim o ecyadda değil
Canımın içinde gönlümün en gizli yerinde
Güzellik bile şaşkına dönmüş görünce onun güzelliğini
Misk amber ve safran kokusu ondan yayılmış sarmış evrenin çiçeklerini
((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı))
Gücün suskun zarafeti
Korkunun çığlığını bastırır
Söz istemez sükunetle konuşur
Yaraya dokunmaz kanı durdurur
Yolda gördüğün bir çocuk vardı amca
İşte O çocuk ölmek istiyormuş amca
Artık kaybedeceği bir şey kalmamış
Bakışları değişmiş
Sen söylemişsin
O gün
Kader sayfalarını dile getirmiş
Rüzgara fısıldamış
Çocuğa bunun muhtevasını söylemişsin
Tanrım ne gülüş ver ne de bir kahkaha ver
Atlas ve ipek istemem artık çuha ver
Kalbimde sevinç özlemi çoktan bitti
Dertmiş ve acıymış daha ver birdaha ver
((Rubailer Dörtlükler//Ümit yaşar oğuzcan))
Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile
Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.
Sana çirkin demedim ben, kafir demedim
Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin
Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim
Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.
Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine
Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.
Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine
Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti.
Yine kamyonlar kavun taşır,
Fakat içimde şarkı bitti.
cahit külebi
“ne ibrettir
kızarmak bilmeyen çehren,
bırak kardeşim tahsili;
git önce edep, hayâ öğren!”
Mehmet Akif Ersoy
Soru işaretlerinden ibaretim
Elime yüzüme bulaştırdım onca şeyi
Aşk, sadakat, güven diye diye
Rabbime değil de kime bu ibadetim
Benim sana olan bu düşkünlüğüm
Şimdiden değil ki ta ezelden
Secdelerimde aşkla nuruna ereyim
Bak yar yine senin hasretinle doldum
Bir tek kelamına bin can vereyim
Derdimde sensin dermanımda sensin
Acı gönlüme de artık söyle bileyim
Ölmeden vuslak yok sana dersen
Bir an bile geçmesin şimdi öleyim
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla,
Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,
Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla,
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla,
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla,
Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla..
Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle,
Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle,
Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle,
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle.
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle,
Ama her defasında geri döndüm seninle.
Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle?
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?
Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin,
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin,
Eksilmeyen çilemsin,
Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin,
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin,
Çaresizim, çaremsin.
Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin?
((Yavuz bülent bakiler))
------
3
“Fikren işkenceyim ruhen cezayım ben”
Sanırım, insanların her suçunda ben varım;
Günah uzun bir kervan, tâ ucunda ben varım !
((Çile//NFK))
Hiç kalmadı soran; Ne var insanda ?
Ben duvarda ezik bir böcek miyim ?
Yoksa, pırıl pırıl, tek damla kanda,
Kâinatı süzen bir mercek miyim ?
((Çile//NFK))
Yıkılan sarayımdan tek bir nakış kalmadı;
Dışa mıhlandı gözler, içe bakış kalmadı.
((Çile//NFK))
Başım çığlıklı çocuk, onu nasıl avutsam ?
Ne yapsam da ölümü bir saatcik unutsam ?..
((Çile//NFK))
Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden;
Soruversem: Haberin var mı öleceği-mden?
((Çile//NFK))
Nereye gitti
Cennetin çardağının üstünü örten dün geceki
Renkleri? Uykusunu yatıştıran sesler,
Dünya'nın gizemi ve görkemi,
Haz, sevinç? Ölgün gözleri
Okyanustaki ayın gökteki aya bakışı kadar
İfadesizce bakıyor boş manzaraya.
Tatlı insan aşkının ruhu
Uykusunda gizli bir görüntü gönderdi
En sadık armağanlarını reddeden kişiye
((Yalnızlığın ruhu//Percy bysshe shelley))
Alırken dilenciyim, verirken de borçluyum;
Kalmadı eşya ile aramda hiç bir uyum.
Taş taş üstüne koysam bozuk diyorlar, devir!
Bir ok çeksem, diyorlar; peşinden koş ve çevir!
((NFK//ÇİLE))
Senin gökyüzünde, benim yerim yoktu,
Kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu.
Senin toprağında, benim evim yoktu,
Kader aynı sondu, yazdığı son hikaye buydu.
" Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Elin adamı ne anlar senden ? "
Olmaz mı ben seni sevsem
dondurmacı kuyruğunda
Ve üzülsek ikindi vakti
Bir arabanın şerit ihlaline?
sundurmada oturan çocuğun üşüyüşüne,
Balkondaki çamaşır ipinin kısalığına,
Ve yolların sabunla yıkanamayışına.
Ne yani?
Toplasak hepsini
Senle ben, biz olmaz mı?
Sardunyaları sarkıt pencereden
Başka bir hayat dileyelim,
Kimseye el etmeden
Ne olur yani?
((Jehan barbur))
Umudumu öldürebilir misin?
Benim umudum arsız ve yüzsüz.
Ölsem ölmez,
Hastalansam düşmez.
Paramparça olsam da
Bir zerrem bile seni bulacak.
Söyle bana, Frezya...
Rüyalarıma kim ket vuracak?
HÜZÜN SELİ- RECEP YILDIRIM
Bir gün gelecek kalmayacak mihnetimiz
Son yaklaşıyor,eksiliyor kuvvetimiz
Bir anlayacak çıkmadı,yıllar geçti
Sanmam ki bilinsin giderek kıymetimiz
((Ümit yaşar oğuzcan//Rubailer))
“GönIümü çekse de yârin hayaIi
Aşmaya kudretim yetmez cibaIi
YoIcuyum bir kuru yaprak misaIi
Rüzgârın önüne katıImışım ben”
((Han duvarları//Faruk nafiz çamlıbel))
İçin ağlasa da kim duyar seni?
Kim anlar dışardan olan biteni?
Leyla'nın yüzünü görenler bilir
Mecnun'un kalbine batan dikeni!
((Şeyh sadi şirazi))
Beni Unutma
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Halâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma
((Ümit yaşar oğuzcan//beni unutma))
Benden anlamadın şiirden anla
Senin gülüşünle yaşadığımı
Akşamı ettiğim senden kalanla
Sabaha seninle başladığımı
Benden anlamadın şiirden anla..
((Nurullah genç))
Beni yağmura as fermanın varsa
geçtim eleğinden acılı bir bekleyişin
kesildi parmaklarım,
tükendi kanım..
hangi ağıt anlatır ?
ey benim geçmemiş geçmişim
gözlerimin hülyası,
uykularımın kadim rüyası
beni biraz dinle
zindana koşarken şaşırdım yolu
gözlerim yokluğunla dolu,
gönlüm seninle...
Mehmet Taş
Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.
Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça...
Sen evreninde sana seni aratacağım.
((Çiçek senfonisi//Özdemir asaf))
Bir gün hepimiz kabre zamansız düşeriz
Düştük mü riyasız ve yalansız düşeriz
Bir rahme düşüşten nice yıllar sonra
Can aldığımız toprağa cansız düşeriz
((Ümit yaşar oğuzcan//Rubailer dörtlükler))
Bir daha dünyaya gelsem
Yine seni severdim
Beni üzesin diye
Beni deli divane edesin diye
Biliyorum Sen de bir daha dünyaya gelsen
Yine beni sevmezdin
Kahrımdan öleyim diye
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi1))
Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
hatamızı ve sevabımızı anlat
görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
nelere göğüs germişiz görelim bir bir
((Dövüşen anlatsın//Ahmet telli))
Sana şiirler okuyacağım, gitme
güneşler doğacak yalnızlığımdan
sana bir ışık getireceğim
büyük aydınlığımdan
sana bir dolu umut getireceğim
küçük ellerine sığmayacak
sana afrika gecelerini getireceğim
sımsıcak
sana çiçekler getireceğim
bozulmuş güz bahçelerinden
sana bir serinlik getireceğim
yağmur tanelerinden
sana avuç avuç yıldız getireceğim
güneşimden başka
sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
köpük köpük dalga dalga
sana bir rüzgar getireceğim
dağlardan, tepelerden
gitme, sana zamanı getireceğim
zamanın bittiği yerden
Ümit Yaşar Oğuzcan
Aşk seni harap etmez mi?
Takatını tüketmez mi?
Sendeki ateş yetmez mi?
Yetmez mi gönül, yetmez mi?
((Sabahattin ali//Bütün şiirleri))
Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklara
Sevmesem seni bir daha
Paramparça etsem yüreğimi cam gibi
Sonra yaksam
Savursam küllerimi karlı dağlardan açık denizlerden
Yine seni severdim toz toz
Yine sana tapardım küllerimin ağırlığınca..
((Ümit yaşar oğuzcan//Aşka dair nesirler))
“Merak etme, aşk akıllı kişiye nasip olmaz,
Sevgilinin zülfünü elde etmek istiyorsan
Akıldan vaz geç, bırak aklı…”
((Hafız divanı//Hafızı şirazi))
Bana günahtır,
Nereye gidersem orası senin yurdun
Çünkü aklımdan çıkmıyorsun...
((Sözü yormadan//İbrahim tenekeci))
Aklımızı aldılar önce
Yarınımızı kırdılar dünden
Hayallerimiz çalındı,
Uykularımız kaçtı sonunda
Aç gözlerimizin önünden
Canlarımızı alıyorlar nicedir
Göğün altını oydular.
Toprağa akan,
Durmak bilmeyen
Gitmeyen sonbahardır, gecedir.
Korkular çarptı yüzümüze
Sevinçler ayrıldı günden
Umut saklandı, haset kayırıldı
Ve bölündük yaralarımızdan.
((Elden bittim//Birol namoğlu))
Sen benim yanı başımdaki uzağım
Sen benim uzağımdaki en yakınım
Dokunmam yasak sevmem yasak
Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.
Sisli bir gecede ses olup da gel
Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel
Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel
Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel
sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.
Bu dalıp dalıp gitmeler, neden
Neden bir alev tasta kaynayıp
Her gün yenilenmek, eksilmeden
Sonsuzluğa doğru bir yükseliş midir bu
Söyle ey sevgiyle dolup taşan yürek
Dünyaya yeniden geliş midir bu
((Şiir denizi1//Ümit yaşar oğuzcan))
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
Nazım Hikmet.
Bu yaz da havalar sıcak
Yine de akşamlar olacak,
Yine canım çok sıkılacak,
Dost dostu unutacak
((Bütün şiirleri//Cahit külebi))
“Ey saba rüzgarı, Allah aşkına sen
Benim sevdiğimin yanından gelirken
Kapısının toprağından biraz toprak
Getir bana, yol arkadaşı kılarak…”
((Mem ile zin//Ehmede xani))
“Ey gönül, can çırasın' almadan gitme
Karanlıktır ve yol bilmez körsün sen de
Eğer ol canan senin amacın ise
Canan senin canında saklıdır öyle…”
((Mem ile zin//Ehmede xani))
“Adını söylemek istemiyorum
Her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
Her harfine yıllardır şimşeklerle Yarıştım
Adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
Anla ki, senin için yürüyor kelimeler
Çığlığımın atardamarlarından “
((Siyah gözlerine beni de götür//Nurullah genç))
Döngüler içinde tıkanmış bir hayata
Sövgüler içinde sessiz çığlıklar atıyorum
Sevgiler içinde tutunmak varken dünyaya
Sahteler içinde gerçek olmaya çalışıyorum
Dengeli tutmam gerekirken mesafemi
Dengesizlerin terazisinde alçalıyorum
İğneli sözler yakarken masum kalbimi
Şüpheli bakışlarımın hızını durduramıyorum
Dengim değilken birçoğunun sohbeti
Döngüm yüzünden zoraki dinliyorum
Bendim o çılgınca hayallerin tek sahibi
Söndüm bilemem ama hala bekliyorum
Eylüldü.
Dalından kopan yaprakların,
sararan yanlarına yazdım adını.
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylüldü.
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız.
Adımlarımızın kısalığı bundandı,
bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde, sözün kadar yalan,
ellerin kadar ıssız,
sen kadar zamansız molalar veriyordum.
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylüldü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin...
Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım, sessizliğinin orta yerinde.
Sonra, sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman.
En çok sesini aradım.
Gözlerinse, asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman...
Dedim ya…
Eylüldü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
((Cemal süreya))
Deli olmayı severim ben.
Gökyüzü bana bakar ve yıldız kayar gözlerimden.
Hem kocamandır gözlerim.
Venüs zannedilir kimi zaman.
Ama bilmez kimse,
Gözkapaklarımda dönerken dünya,
İçimde küçük bir gezegen ağlar,
Adını kimsenin bilmediği.
Gülüşlerim,
Yarım kalmış bir şiirin kenar süsüdür,
Ne zaman ki sustum,
O zaman anlar evren,
Benimle konuştuğunu.
Elleri ceplerinde yürüyen rüzgarlar var,
Kime selam verirsem,
O tarafa eser hafifçe.
Bir deli,
Kendine dokunduğunda neler görür bilir misin?
Belki bir uçurum,
Belki bir çocukluk resmi,
Belki de sadece
Kapatamadığı gözlerini…
Maskem… düşüyor.
Bir anda.
Kalabalığın tam ortasında.
Gülüşlerim siliniyor,
yabancı bir yüz çıkıyor ortaya.
Benden değil.
Ama içimde saklı olandan.
Sorular geliyor.
Kelimelerim kısalıyor.
Keskin, kırıcı.
Bir bıçak kadar soğuk.
Kimseyle konuşmak istemiyorum.
Suskunluğum, en yüksek sesim oluyor.
İçimde gölgede bekleyen biri var.
Bir hayalet mi, yoksa asıl ben mi bilmiyorum.
Ama kalabalık uykusunu bozuyor.
Ve o, gözlerimden taşarak herkesi uzaklaştırıyor.
Nefret ediyorum.
İnsanlardan mı? Hayır.
Onların içimde uyandırdığı yabancılaşmadan.
O çürük maskeden.
Ve o an…
Ben değilim artık.
Masadan kalkan, karanlığa bürünen başka biri oturuyor içimde.
Seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
Yüzüne baktığımda tutuşup yandı ölüm
Çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
Ellerine dokundum sana inandı ölüm
O efsunlu,yağmurlu, hercai gözlerinden
Uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm ….
((nurullah genç))
Şimdi bütün hallerim kapı ucunda
Yıpratamadığım kelimeler boğazımda
Bu gözyaşları hangi katlin sonunda
Bir mutluluğa muhtacım da
Canım tüm yalnızlıklarıyla darağacında...
Seni sevmeyi
dünyanın en güzel şiiri yapacağım
Seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
Yüzüne baktığımda tutuşup yandı ölüm
Çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde
Ellerine dokundum sana inandı ölüm
O efsunlu,yağmurlu, hercai gözlerinden
Uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm ….
((Nurullah genç))
Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.
(AHMED ARİF)
hiçbir yokluk seninkiyle boy ölçüşemiyor
daha şimdiden ne çok yoksun…
bir bilsen…ne çok yoksun sen
((Düşünmek yaşamın pasını silmektir//Tahsin özmen))
Küçük ben hâlâ içimde bir yerde ,
Kaçamam geçmişten , saklı defterde
Yüzüm gülse bile , gözümde sis var
Çoçukken kırıldım , içimde iz var …..
Küçük ben hâlâ içimde bir yerde ,
Kaçamam geçmişten , saklı defterde
Yüzüm gülse bile , gözümde sis var
Çoçukken kırıldım , içimde iz var …..
((Cahit zarifoglu//Şiirler))
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın
tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra
Asaf Hâlet Çelebi
Zağferan arzı mı
Dünya mı
Yoksa zelzele olan diyar mı
Hiç olmazsa bu zalime aşık olmazdım
Dünya hariç heryer bize mekandır
-Serkan
Gözlerime bulutları sürdüm.
Ne vakit seni hissetsem,
Yüreğime yıldırım düşer ağlarım.
Gözlerime umutları sürdüm.
Ne vakit seni düşünsem,
Aklıma hayalin düşer ağlarım.
Ben senin vicdanınla varım.
Bu ayrılık beni de yarım bıraktı.
Yüreğim o kadar yorgun ki…
Sensiz yaşamak o kadar zor ki…
Hiçliğin içinde bir yankıyım.
Duvarlardan taşan bir gözyaşıyım.
Sanki odam bana sesleniyor.
Ağladıkça içimden pencere açılıyor.
Perdeler senin siluetini gösteriyor.
Sanki her şey önceden kurgulanmış.
Sanki ben, ölmüşüm de başka bir dünyadayım.
Ne yapacağımı bir türlü bilemiyorum.
Kendimde ayrı bir ben buluyorum.
Çünkü seni çok özlüyorum.
Çünkü seni çok seviyorum.
((Karantina//Kudret alkan))
Gitme desem.
Seni çok sevdiğimi söylesem.
Gururumdan önce kalır mıydın?
Kalbim dururken, nabzım olur muydun?
((Karantina//Kudret alkan))
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin, için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde
Kendiliğinden...
Ümit Yaşar Oğuzcan
Seni duymayan biri için
neden enerjini harcıyorsun?
Konuşuyorsun, anlatıyorsun,
çözmeye uğraşıyorsun.
Sen zaten tek başına da çözersin;
ama “birlikte çözmek” daha iyi değil mi,
diye yaklaşıyorsun.
Duymuyor.
Sesindeki kırılmayı bile duymuyor.
Susuyor…
Susuyor…
Susuyor…
Ve bu sessizlik seni delirtmeye başlıyor;
her sessizlik, damarlarında bir buz kristali gibi yayılıyor.
Sonunda diyorsun ki:
“Tamam, yokum artık. Vazgeçtim. Ben de susuyorum.”
Kendi kendine telkin veriyorsun,
rahatladığını sanıyorsun.
Derken,
bir ses:
“Bir kahve içelim mi?”
Şaşırıyorsun.
Ne oldu şimdi?
Ben görünmez miyim? Yok muyum?
Varım ulan.
Varım.
Kanlı canlı buradayım.
Gözlerinin içine bakıyorum,
ama izin vermiyorsun.
Ruhuna kadar girdim;
hücrelerine dek yayıldım,
damarlarında yankılandım,
derinlerine, tırnak uçlarına kadar dolup taştım,
ama sen farkında bile değilsin.
Benim sessizliğimde bir okyanus var;
senin boşluğunda bir çöl.
Ben her nefesimde sana çarpan fırtınayım,
her titrememde bir çığlık gibi.
Ben buradayım, görünmezim,
ama sen, sen hâlâ gölgeden ibaretsin.
Sorarlar şimdi adama:
Hangimiz yokuz?
((Delivenüs))
“Soramazsın
Gökyüzü güneşliyken
Yağmur yağacak mı diye soramazsın
Beyin ölümü gerçekleşmiş
Bir hasta için
Acaba ayağa kalkar mı diye soramazsın
Kalbimi binbir parça hale getirdikten sonra
Nasıl geldin bu hale diye soramazsın
Soramazsın işte”
Kafam bir çamaşır makinesi.
Dönüyor. Durmadan dönüyor.
Renklilerle beyazlar aynı tamburun içinde.
Ayırsam… yetim kalıyorlar.
Bıraksam… birbirlerini solduruyorlar.
Ne beraber yıkanabiliyorlar,
ne ayrı kalmaya dayanabiliyorlar.
Birlikte soluyoruz.
Birbirimizi kirletiyoruz.
Ama ayrı düştüğümüzde,
her renk aynı çığlığı atıyor:
“Nerede beni solduran o hayaletler?”
Dönüyor.
Durmuyor.
Makine bizi öğütüyor.
Temizlenmek için girdiğimiz yerde
her turda biraz daha parçalanıyoruz.
Ve biliyorum:
Buradan kimse bembeyaz çıkmayacak.
Makineden çıkış yok.
Sonunda hepimiz aynı kirin içinde çürüyec
((Delivenüs))
Bazen sadece giden günü izlersin sessizce...
Bazı günlerin bitişi elvedalı olmalı...
Eylüle de zaten hep yakışan gitmeleri değil mi?
Ne demişti şair:
"Eylül toparlandı gitti işte,
Ekim filan da gider bu gidişle,
Tarihe gömülen koca koca atlar,
Tarihe gömülür o kadar."
Ey felek! Sana bir kastım garezim yoktu ki;
Demi devranı bir an saymadın bana
Demek bir Mem'i olsun çok gördün bana
Ki benim suretimde bir nur yarattın
Onunla Mem'in süveydasını yaktın.
((Mem ile zin//Ehmede xani))
Medet allahı seversen
Gel imdi dilber gel imdi
Hasretinden ciğerciğim
Delindi dilber delindi
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Aklım aldın gözlerini süzeli
Benzime düşmüşür ayva gazeli
Sana derim behey adem güzeli
İki leblerinden bir yanağından
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Aşkınla dolanıp dehri fenayı
Muradın maksudun ararsın gönül
Bulamadım derdime asla bir deva
Gördün tabibe sorarsın gönül
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Göğsün gülşenine beni de kondur
Susuzları leblerinden kandırır
Asi kafirleri dine döndürür
Gerdan üstündeki benlerin senin
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Yarda insaf yoktur bende yok derman
Yazık ki işlerim Allaha kaldı
Kaşları katlime yazıyor ferman
Kanlı kirpikleri kalbime daldı
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Eğlenin de bizim ilde kalın mı
Senin ile canı cana değişsek
Kömür gözlüm beni üste alın mı
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Karacaoğlan der ki örülmüş başı
Daha on beşine girmemiş yaşı
Ok imiş kirpiği yay imiş kaşı
Atarak sinemi yaktı da geçti
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Seyyah oldum gezdim gurbet illeri
Kar etti bağrıma yeter ayrılık
Söyleyeyim başa gelen halleri
Çok çektim ölümden beter ayrılık
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Bir düğe diktirem göğsün ağ ise
Etrafı da lale sünbül bağ ise
Eğer güzel bende gönlün yoğ ise
Benim işim minnet ile zor değil
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Gönül kuşu kalktı uçtu havaya
İn gönül dedim de indiremedim
Aşıp aşıp gider karlı dağlara
Dön gönül dedim de döndüremedim
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ala gözlerini sevdiğim dilber
Göster cemalini görmeğe geldim
Şeftalin derde derman dediler
Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ala gözlerini sevdiğim dilber
uyuyup uykuya kanamaz oldum
Deli miyim mecnun muyum ben neyim
sırrımı yad ele veremez oldum
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Havayi de deli gönül havayi
yükseğinden şahin örer yuvayı
Tomurcuk memeli bırak edayı
Göğsünün düğmesini çöz kara gözlüm
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Karacaoğlan der ki vay noldu bize
Yandı ciğerciğim dert oldu bize
Ellerin yüzünden çektiğim ceze
Bir ben miyim şu alemi dolanan
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Yiğit olan yiğit dağda yaslanır
Deli gönül böyle kalmaz uslanır
Yar koynunda bir çift meme beslenir
Birini yiğide vermen mi gelin
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Beri gel dedim de benden ıradın
Siyah zülfü mah yüzüne taradın
Sevmek değil imiş senin muradın
Niçin beni ataşına yandırdın
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ben severim kara kaşın eğmesin
Gönlüm almaz her güzeli sevmesin
Çözüver sevdiğim göğsün düğmesin
Tomurcuk memeler serilsin bu gün
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Er isen erliğin meydana getir
Kadir mevlam noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Karacaoğlan der ki kendim öğeyim
Taşlar alıp kara bağrım döğeyim
Güzel sevme derler nasıl sevmeyim
Kaşlar arasında çifte benler var
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ben bu gün yarimden ayrı düşeli
Her günüm bir yıla döndü gidiyor
Gene zindan oldu dünya başıma
Sinem ataşlara yandı gidiyor
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Artık gözüm yaşı oldu revane
Bir ataş koyuldu şimdi cihane
Bir selam iletin bizim gülşene
Halim bir mevlaya kaldı gidiyor
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Hezeli de deli gönül hezeli
Sen düşürdün gül benzime gazeli
Kötü söz mü duydun dünya güzeli
Gözün bende ama kalbin yıkılmış
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Aştı gitti göremedim boyunu
Çene tutmuş kaşlarının yayını
Yeni belledim güzellerin huyunu
Gel denmeyen yere varılmaz imiş
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Kaşları benzer de eğri kaleme
El pençe de divan duram selama
Bilmem ay mı doğdu gün mü aleme
Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Başı al valalı sürmeli gelin
ELinden bir bade doldur da yürü
Sen beni düşürdün mihnete derde
Çok ağlattın beni güldür de yürü
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Sabahtan uğradım ben bir güzele
Yürü ey günahkar kul dedi bir kız
Bu gün cellat olur kıyarım cana
Hemen yoktur imdat bil dedi bir kız
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Güzeller önünde kitap okunmaz
Göz görmeyince de gönül çekinmez
Var git oğlan burda konuk eğlenmez
İstersen derdimden öl dedi bir kız
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Çıkabilsem eyyubların dağına
Canım kurbna olsün göğsün ağına
Her sabah her sabah kuşluk tavına
Gel de muradın al dedi bir kız
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Kaşların neden eğmişsin
Kız sana nazar değmesin
Ak göğsün çapraz düğmesin
İzinn ile çöz ver bana
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Çemali gösteren beldir
İhsan eyle beni öldür
Biri rayhan biri güldür
Ne hoş kokar memeleri
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Bahçende gülün güllenmiş
Şeyda bülbülün dillenmiş
Koynunda memen kirlenmiş
Emilmeyi emilmeyi
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Eğlim eğlim yol olanın
Seferine kul olanın
Ak gerdanda ben olanın
Yankları bal olma mı
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Sevmem güzelin ednasın
Gayrıya gönül vermesin
Ne çözebildim düğmesin
Ne ak göğsün açabildim
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Bak şu dilberin boyuna
Ak gül doldurmuş koynuna
Geldi sarıldı boynuma
Ne şeftali alabildim
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Çağır karacaoğlan çağır
Taş düştüğü yerde ağır
Güzel sevmek günah değil
Dört kitapta yerin gördüm
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ahdın amanın var ise
Gidelim yerin dar ise
Kalbinde hile var ise
Cehennem de yerin olsun
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Yavru geçersen elime
Çekerim seni yemine
Benim şimdiki halime
Gülen benden beter olsun
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ben yarinen çok konuştum
Elinden badesin içtim
Göğsünden düğmesin çözdüm
Ben murada erdim bu gün
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Gerdan açık benlerin çok
Güzellikte menendin yok
Kaşların yay kirpiğin ok
Vurduğunu öldürürsün
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Annaçta bir güzel gördüm
Perdelenmiş aya benzer
Yanında bir kız oturmuş
Destelenmiş güle benzer
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Evlerinin önü harman
Padişahtan gelir ferman
Al yanağın derde derman
Em efendim deyip durur
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Gel gönül gurbete gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Her güzele meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Divane gönlümü eğlemek için
Bir güzel isterim çalabım senden
Düşmanlar bağrını dağlamak için
Bir güzel isterim çalabım senden
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Bir gider de beş arkana bakarsın
Gözlerinden kanlı yaşlar dökersin
Bilmem küskün müsün yas mı çekersin
Bir derdin var bilemedim kız senin
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Bir güzel isterim ahu bakışlı
Gerdanı bir karış benli nakışlı
İnci dişli olsun hem kara kaşlı
Boynuna sarılıp yatmak isterim
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Güzel ben seni isteri
Seni koynumda beslerim
Yüzünü güzel göreyim
Zülüfün kara değil mi
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Şimdiki beylerin sazı çalınmaz
Az rüşver versem o da alınmaz
Boynumuza farzdır beş vakit namaz
Tanrının namazı kılnmaz oldu
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Şu dünyada hakka yarar yok işim
Ecel yasdığına komuşum başım
Hanı benim eşim dostum kardaşım
Yol ver ecel ben sılama varayım
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Yeşil çimen ile donandı bağlar
Kırmızı gül ile zeyn oldu bağlar
Yüzüm güler amma gözüm kan ağlar
Halimi ellere diyemiyorum
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Kadir mevlam senden bir dileğim var
Ver bana bir civan gönlüm eğlesin
Ellere vermişsin nedir günahım
Ver bana bir civan gönlüm eğlesin
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Kadir mevlam ataş atma özüme
Dünya malı görünmüyor gözüme
Kadir mevlam sen bak benim yüzüme
Cehennemin ataşıyla dağlama
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Yayla yolunda da yar hezel hezel
Dökülmüş yaprağı kalmamış gazel
Sana derim ey vefasız güzel
Aşık mı dayanır nazına senin
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Seherden uğradım dostun köyüne.
Hoş geldin sevdiğim in dedi bana.
Tomurcuk memesin verdi ağzıma.
Yorgunsun sevdiğim em dedi bana.
((Karacaoğlan//Bütün şiirleri))
Ne vakte dek duracaksın dedi,
beni çağırıncaya dek dedim.
Ne vakte dek coşacaksın dedi,
kıyamet kopuncaya dek dedim.
((Mevlana//Divanı kebir))
Sessiz acılarım vardı benim.
Hani ıslık çalan hayallerimin evinde.
Pencereye küskün olan duygular.
Sence gözyaşları ayrılıkta sağ kalır mı?
Sence de seni seviyor muyum?
Nerede ağlar hıçkırıklar?
Nerede sabahlar yıllar?
Bak yine beyaza büründü yollar.
Bu sene de karlar kapladı şehri.
Sen yine yanımda yoksun.
Sen benim gittiğim yolsun.
Sen benim en son umudumsun.
Yalnız bir kalbin sancıları nereye kadar saklanır?
Elbet kendini ele veren gerçekler yaşarsın.
Bu hayatın yarısı mezar, yarısı yaşam.
Merkezinde alev alan yollar sensin.
Küllerin rengi senin nefesini taşıyor.
Bendeki mevsimler hep seni anlatıyor.
Söyle, nereye savrulur yıllar.
Sen bana bir türlü gelmezken,
Ben kendimi hangi ruh halinde ifade edebilirim?
Sancı çeken gökyüzü değil midir?
Benim bu dünyada kimselerim yok.
Dertleşeceğim, bir anımı anlatabileceğim.
Umudu son kez de olsa yaşayabileceğim.
En kötüsü de sensizliği taşıyabileceğim.
Kudret Alkan
Kudret Alkan
Üşüyor parmağı eli kızların
İnce bel üstüne cevahir kemer
Zıhgirden geçiyor beli kızların
Irakta yitirsem yakında bulsam
Mevla izin verse koynuna girsem
Al yanaklarından bal deyi emsem
Dudağından akan balı kızların
Sevdiğimin gayet ince beli var
Şekerle şerbetten şirin dili var
Ak alnında deste deste gülü var
Kokuyor başında gülü kızların
Karac'oğlan der öldüğüm bilsinler
Toplasınlar namazımı kılsınlar
Mezarımı yol üstüne koysunlar
Geçerken uğrasın yolu kızların
Karacaoğlan
“Şeb-i tîrîki mâh-ı tâbân nûr eder,
Zehra misâli rûh-ı pâk zulmeti rüsvâ eder”
“Karanlık geceleri parlak bir ay gibi aydınlatır; Zehra gibi temiz ruhu, karanlığı
utandırır (ortadan kaldırır).”
Tanrım ne gülüş ver ne de bir kahkaha ver
Atlas ve ipek istemem artık çuha ver
Kalbimde sevinç özlemi çoktan bitti
Dertmiş ve acıymış daha ver birdaha ver
((Rubailer dörtlükler//Ümit yaşar oğuzcan))
Bir zamanlar sizi de sevmiştik hatırlar mısınız
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz
Her gece ayla beraber çıkardınız gökyüzüne
Gün olur güneşler doğardı aydınlığınızdan
Gözlerinizin şavkı vururdu duvarlara
Gün olur dağ rüzgârıyla gelirdiniz
İnsanı büyüleyen bir havanız vardı
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz
Tutunca avuçlarımızda eriyecek sanırdık ellerinizi
Öyle beyazdılar, inceydiler anlatılmaz
Ya dudaklarınız o yaban eriği kokulu
İnsanı deli divane eden dudaklarınız
Hiç öpmemiştik ama bilirdik tadını öpmüşçesine
Zekiydiniz aklımızdan geçenleri bilirdiniz
Bir Tanrı yüreğiyle severdik sizi
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz
((Şiir denizi 1//Ümit yaşar oğuzcan))
Bana benzeyen gözlerim kaldı
Bir de kederli bakışlarım
Düşüncemin olmadığı
Aynalarda ben varım
Yalan değil değiştiğim yalan değil
Şimdi her şarkı beni ağlatır
Deli eden insanı zaman değil
Zamanı unutmamak kahrıdır
Zamandı avuçlarımdan uçup giden
Hayallerimin olmadığı yerde
Zamandı düşünceme hükmeden
İlk sevdiğim şimdi kim bilir nerde
Önce hatıralarımı götürdü ölüm
Zaman aynasında ölümü gördüm
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi1))
Ve bırak soksun beni akrepler
Kemirsin fareler
Oysun gözlerimi kargalar
Ko ben toz olayim
Ko ben sürüneyim mahşere kadar
Ko ben yanayım, kül olayım
Ko ben öleyim
Yeter ki
Kendini unuttur bana ey yâr
Sapladığın şu bıçağı çıkar alnımdan
Seni sevmekten beni kurtar
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi2))
Bir gün gelecek kalmayacak mihnetimiz
Son yaklaşıyor,eksiliyor kuvvetimiz
Bir anlayacak çıkmadı,yıllar geçti
Sanmam ki bilinsin giderek kıymetimiz
((Ümit yaşar oğuzcan//Rubailer ve dörtlükler))
Beni Unutma
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Halâ duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma
((Beni unutma//Ümit yaşar oğuzcan))
Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklara
Sevmesem seni bir daha
Paramparça etsem yüreğimi cam gibi
Sonra yaksam
Savursam küllerimi karlı dağlardan açık denizlerden
Yine seni severdim toz toz
Yine sana tapardım küllerimin ağırlığınca..
((Aşka dair nesirler//Ümit yaşar oğuzcan))
Gerçi cennet de güzeldir
Lıki hüsnün bi bedeldir
Kısmet ı ruzi ezeldir
Gönlüm seni özler seni
Gayra bakmaz aşık gözü
Sana doğrulmuştur özü
Budur hüdayinin sözü
Canım seni özler seni
((Aziz mahmud hudayi//Divan))
Sensiz yola girer isem çarem yok adım atmaya
Gövdemde kuvvetim sensin başım götürüp gitmeye
Aşık olan miskin olur hak yoluna teslim olur
Her ne dersen boyun tutar çare yok gönül yıkmaya
(yunus emre//Divan))
"Gül senin hasretinle kulağını yollara diksin, nergis gibi kıyamete dek beklemenin acısını çeksin."
"Devran döner ya hani
Beni bıraktığın yerde bulamayacaksınn
Geçti artık sevgilim
Birdaha dönmem geri
Güldürmedin gözlerimi
Sevdiğim günden beri"
ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim
Asaf Halet ÇELEBİ
Bezmimizde ecel saki
Oluruz Hakk'a mülaki
Degil baki Abdülbaki
Hüve'l-baki Hüve'l-baki
A.Gölpınarlı
((Mimoza sürgünü//Nazan bekiroglu))
Siyah gözlerine kurban olduğum
Ecelim gelmeden öldürme beni
Gizlice uğrunca severim seni
Sırrımı kimseye bildirme beni
((Karacaoğlan))
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
Büyüsün çarşafların beyazlığı
Gün görmemiş güzelliğinde vücudun
Başlarken bir ölüm çıplaklığı
Tutup saçlarımdan çek beni o derin sulara
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
Geceler boyunca sürsün bu manzara
En güzel sabahlar koynunda olsun
Sür o muhteşem saltanatını yorgunluğun
Korkunç güzelliğinde ağarsın gölgeler
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
Kapansın kapılar insin perdeler
Getir ne varsa çıldırtan perişan eden
Çok çok özlemişçesine uzun uzun
Ve tüketircesine zamanları hiç tükenmeden
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi1))
Boşuna deeğil
Her dakika seni hatırlayışım
Boşuna değil her akşam
İçime bir garipliğin çökmesi
Bu şehrin bütün sokaklarında
Yana yakıla seni aramam boşuna değil
Boşuna değil pazarları sevmeyişim
Durup durup içimin kararması
Gözlerimin dolması apansız
Boşuna değil
İnan boşuna değil sevdiğim
Bu dalıp dalıp gitmeler
Bu dayanlmaz özlem
Bu sevda boşuna değil
Kolu kanadı kırılmış bir serçeyim
Senden uzakta
Suyu kesilmiş bir çeşmeyim
Bir gece lambasıyım kırılmış sönük
Biliyorum
Her şey seninle güzel
Her şey seninle büyük
İnan sevdiğim inan
Yıllardır aradığımsın
Ömür boyu beklediğimsin
Ben bir martıyım yalnız,küçük
Sen dalga dalga denizimsin
Koşmak sana doğru
Yaşamak senin için
Ve katlanmak her şeye seninle
Tek başına değil
İnan sevdiğim inan
Seni bunca sevmem
Boşuna değil
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi2))
Ben hep ayrılık şiirleri söyledim
Geri gelmeyecek sevgililer için
Herkes bir şeyler koparıp gitti benden
Ve bir gün yalnızlığıma sen geldin
Tadılmamış mutluluklar verdin bana
Unutturdun yalnızlığı kaç senedir
Yokluğunda bile hep seni yaşadım
Tek sende bilmedim ayrılık nedir
Öyle yakınsın ki bana anlatılmaz
Senden bir parçayım, benden bir parçasın
Her zaman benimle ol, ayrılma e mi
Yanında gecenin sabahı olmalısın
Yaklaş, daha yaklaş, az daha, biraz daha
Damarlarıma yayıl, yüreğimde vur
Gitsen de ben bilmeyeyim gittiğini
Dudaklarını bende bırak ne olur
Ya da gözlerin, saçların kalsın benimle
Güvercin beyazı küçük ellerin kalsın
Her gün senin adınla başlar ömrümde
Sen dilimden düşürmediğim bir duasın
Senden hiç ayrılmayacağım, unutma
Sensiz hiçbir güne aydınlık demeyeceğim
Güle güle demeyeceğim sana
Allahaısmarladık demeyeceğim.
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi2))
Bir Kere Soyundun Ya Öyleyse Hep Soyun
Büyüsün çarşafların beyazlığı
Gün görmemiş güzelliğinde vücudun
Başlarken bir ölüm çıplaklığı
Tutup saçlarından çek beni o derin sulara
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
Geceler boyunca sürsün bu manzara
En güzel sabahlar koynunda olsun
Sür o muhteşem saltanatını yorgunluğun
Korkunç güzelliğinde ağarsın gölgeler
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
Kapansın kapılar insin perdeler
Getir ne varsa çıldırtan perişan eden
Çok çok özlemişçesine uzun uzun
Ve tüketircesine zamanları hiç tükenmeden
Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun
((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi 1 ))
O kadar anlattım ki seni kendime
Islandığımı anlamadığım yağmurdan
Bileğime dişlerimle çizdiğim saat durmuş bilemedim
Dedim şimdi buradasın ne iyi
dünyanın bitimine oturup seni diledim
((Ölümdür sonunda//Emre demir))
Bugün bir renk olsa
yeşil olurdu
Ben gök cismi olsam sana tutulurdum
Ben insan olsam yine sana
Ellerime bak nasıl da edilgen yüzünde
Sevmek eyleminin acemisiym affet
((Ölümdür sonunda//Emre demir))
Bir yolunu buluyor tüm gidenler
Sana düşüyor matematiği yalnızlığın
Çoğalıyor çarpıldıkça kapılar dışarıdan
Eksiliyorsun eksiliyor eksi
Fazla oluyor eksilmeler
Güneşe üfleyince gölgem sendeliyor
Söndürüyorum günü kara saçlarında
Saçlarının dalgalarında yüreğim korsan
Gemiysem sende batıyorum
((Ölümdür sonunda//Emre demir))
Haksızlık karşısında susan vicdanıyla konuşur mu?
((Ölümdür sonunda//Emre demir))
Bıçak kör Allah şahit
Yerin kulağı keskin
Sır düşerse ikimizin de yüreği kanar
Hatır için kümeste tavuk bırakmayan dostlar
Gün geldiğinde sofrada yoklar
((Ölümdür sonunda//Emre demir))
siz kimsiniz
yoksa kimsesiz misiniz
neden soğuk böyle
soluk benziniz
yoksa haftalardır
'tecrit'te misiniz
kapı duvar sağır
arayan soran yok
o dipsiz boşluğa
düşmekte misiniz?
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
ikinizden hanginizin
nemli dudakları fuschia
kirpikleri kaşlarına dolaşık
ağzı fena halde aşık
başladığı her öpüşte kalıyor
ikinizden hanginizin
neyi noksan neyi fazla
ikinizden hanginize sorsan
her defasında
kendisini ötekisi sanıyor
çok fena aldanıyor
sahi siz
hanginiz
hanginizsiniz
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
sanki o karanfiller vazosunda duruyor
boğaz’ın laciverdine aydan dağılan ışık
eli saydam bir büyü elime dokunuyor
ikimiz sanki hayal tepeden tırnağa âşık
asla görülmeyecek bir filmde yaşamıştık
bugün vardığımız yer gözümü korkutuyor
o vücudunda rahat kendisiyle barışık
ben kendime kısayım bu aşk bana sığmıyor
neş’esi köpük köpük işi gücü taşkınlık
taşıdığım tasayı besbelli taşımıyor
benim varlığım her an korkudan aşınıyor
vehimlerim bir orman ıssızlığa alışık
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
görünmez camlara mı çarptım
dalgınlığın aynasında o akşam
bambaşka bir şehre uçacaktım
yıldız yağmurundan sırılsıklam
yalnızlığımda o kadın bekliyordu
yanlış bir hayalin şehrinde kaldım
sevdiği ben değilim anlatamam
o aşk bu değildi tasarladığım
büyük bir tenhalık nasıl korkmam
korkularım bir canavar doğurdu
bilmem n'apsam nereye kaçsam
yeşil karanlığında ağır tutsağım
gözlerinden çıkmak başlıca tasam
saçlarının zincirinde elim ayağım
kirpikleri süngü takmış bir ordu
bütün saatler bir anda durdu
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
Bu kız sevdiğim o kız değil
Bir başka yüz takmışlar suratına
Kendisiyle kavgalı sabah akşam
Kirpikleri maviymiş dudakları mormuş
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
jilet mavisi bir kadın elinde purosu
değdiği yer açılıyor çok fena keskin
kim olduğunu bilen yok / işin doğrusu
yüzünü kaybetmiş aynalarda arıyordu
amerikan bara tünemiş sek vodka içiyor
geçmişinden rusça bir şarkı arayarak
sarhoş olmamak en büyük korkusu
bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız
elbet en kötüsü sokaklarda tutuklanmak
hani bir kere iki yanınızda iki sivil polis
beyoğlu'ndan çekilip nasıl koparılmıştınız
nabız gibi vuran o kötü ve karanlık his
yakanızı hala bırakmadı asla bırakmayacak
bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
hangi bulutlara niçin sarındın
gözlerindeki mavi kimin gökyüzü
süheyla değildi başkaydı adın
gülüşlerin donuk neş'e öksüzü
o erken sonbahar görüntüsü
inceden inceye boyanmaz mıydın
kirpiklerinin lacivert örtüsü
süheyla değildi başkaydı adın
ellerin buz gibi ağzının büzgüsü
kaç yalnızlığın gizli üzüntüsü
ne yapsan ne etsen anlaşılmadın
belki sebep kendini aşmak dürtüsü
süheyla değildi başkaydı adın
nabızlarında pişmanlığın gürültüsü
gülümsemen soğumuş çiçek ölüsü
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin
ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı
elime dokunduğu an elin
güneşler açıyorum sahi ondan mı
aydınlık neyin oluyor senin
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın
içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın
sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın
insan insanı kendisi tamamlar
içinde başka dışında başkasın
eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
öbürü sığacak bunun derisine
yoksa sabaha sağ çıkamazsın
((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin))
Şiir yorgunlukla yazılmaz.Kara bir sıkıntıyla nesneleri anlayamayız.İçimizden
geçmeyen bir dünyanın müziği olmaz.Biri bize dokunmazsa ruhumuz ışıyamaz.
Sözcükleri hayal gücümüzle büyütmezsek hayatla gönül bağımız kalmaz.
İnsana inanmadan şiire inanamayız.Solgun mbir gönülle ölümü bile arzu edemez insan
Sonu önceden bilinen sözün şiiri olmaz.Yaşlı bir zamanın tozunu yazıya düşürmemek gerek.
((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür))
Biz şarkımızı birisine söylemezsek dünyada sevgi olmaz.
Kendimizi taşıyamayız.Arzumuz ruhumuza azap verir.
Güzellik cezaya döner.Bize yaşama sevinci bağışlayacak
bir gönül yaramız olmaz.Otları da yıldızları da ancak ölünce görürüz.
Taşların bile aşkla soluk aldığını duyamayız.Birisi biiz sevmezse bizim insanlara
söyleyecek sözümüz kalmaz
Ölüm beklesin biraz-
((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür))
Gözyaşlarımla buraya yazıyorum hatice
İnsan bir ölüye neden yalan söylesin öyle değil mi?
Bir tek sen anlayacaksın bunu da biliyorum
Benim senden başka alın yazım olmadı
((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür))
Tanrıyla yalnızlığı konuşacağım
Dünyayı gösterip gözyaşlarımın içinden
Yoksulluk sana hiç acı vermiyor mu diyeceğim
Kadınlar diyeceğim sonra nasıl bu kadar güzel oluyor
Sonra ne varsa
Şuramda bir hazine gibi duran
Acı,sevinç, kirpik, şarkı ,gamze şiir
Hepsini bir bir unutacağım unutacağım unutacağım..
((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür))
Bunlar çocuk dedi birisi radyodan tanrıya bakarak
Bunlar kimsenin kötülüğünü isteyecek yaşta değil daha
İnsan gençken yalnız kendi rüyasını görmez ki
Dağ taş ölüm.Otlar bile mezara döndü
Bu çaresiz merhametle hangi yara kabul eder bizi
((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür))
Konuştukça kalbimizde soğuyan
Ruhumuzda taşa dönmüş
Bir ana rahmi yalnızlığı
Her sözümüzde bir ölüm ıslığı
Saçaklı bir korku
Ne rüyalarımızda başka bir hayat
Ne evlerimizde bir sevgi hatırası
Ne yıldızların şarkısı başımızı nüstünde
Ölüm ne ki
Yaşıyoruz..
((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür))
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
-Hüseyin Nihal Atsız
Dünyâya mağrûr kişi
Tövbeye gel tövbeye
Uçmadan ömür kuşu
Tövbeye gel tövbeye
Ey halk içinde ulu
Olmuş nefsinin kulu
İşit hey yaman havli
Tövbeye gel tövbeye
Sakalına baka bak
Kara iken oldu ak
Dünya sana kurdu fak
Tövbeye gel tövbeye
Ulu kıyâmet kopa
Düz ola dere tepe
Niceler yoldan sapa
Tövbeye gel tövbeye
Kaça gide cân kuşu
Kuru kala ten dahî
Yûnus Emre sen dahî
Tövbeye gel tövbeye
Yûnus Emre
Gün gibi doğarsın her sabah üstüne kalbimin.,
Eş değer en güzel manzarayı izlemek seni
Gül yeşerir o an gönlümün solmuş, çiçekleri
Silinse resmi dünyanın bir anda gözlerimden,
İnan fazla değil, ansızın ölsem özleminden...
{}
Sanki bir şiir den ,alıntı gözlerin
Özlemim denizler, en güzel deniz gözlerin..
Kayboldum derinlerinde bölünmez Bir yerde'yim
Değerli bir elmas gibi ışıldardı, gözlerin..♡
Gül yüzünde sanki pembelikleri, tüm güllerin
{}
En güzel kelimeseydi adın, bütün dillerin,
Çözülürdü dizlerim karşımda, bulunca seni
Sözler hep dilimde rehin
Anlatsam bitiremem seni...♡}
Daha kapanmayan sayfalarım var
Benim her mekanda kavgalarım var
Selam söyle abilerine
Benim onlardan delikanlı ablalarım var…
Marsss (Göremezsin)
An gelir, yine beni acıtır yara
Derin bıçağının yeri sırtıma,
Kader çevirir dostunu düşmana
Satranç gibi oynatır sormadan,
Gün gelir final hamlem şahına
Zaferim dönüşür yara bandıma…
Senin tusinami bana sakin gelir…”
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin
((Attilla ilhan))
bir kadın düşünürdüm / balarısı
gülüşü bir çağlayan güneşle yıkanıyor
içinize ışık sıvanır bir kere duysanız
yıllar boyu bu kadınla yaşadım ben
her baktığım duvarda sanki o resim
yumuşacık kaşlar biçimli bir ağız
yüzü birden sonbahar düşünceliyken
hani utanmasam sizdiniz diyeceğim
bu cür'etimi bilmem bağışlar mısınız
((Elde var hüzün//Attila ilhan))
Nedir göklerden bana senden gelen?
Ayağında mektup Ya'fur mudur, hüdhüd mü?
Gafil otururken tahtımda üzerindeki senin mührün mü?
Duydum inşa edermişsin gönül mabedimi beyti maktiste
Bendim bu diyarlarda hakim bendim melike
Boyun eydi şimdi ben gibi sana yemen halkı ve sebe
Şaşırdım kaldım billur köşkte kudretini görünce
Oysa inanmamıştım ilkin tahtımı isteyince
Hükümdarlığım olsun sana feda olsun bu Kasem
Çağlar boyu anlatacak aşkımızı bu Hatem
Ve sen hep diri kalacaksın ruhumun saraylarında
Kemirse de asanı yokluk düşmezsin kalbimin imarlarında
Senden bana kalan hatıra işte orda ağlama duvarında
Ve selamlıyor her sabah güneş onu mescidi aksada
Şimdi gelse yıkamaz aşkımızı ne Babil ne Yehuda
Savaşırım ben hiçbir şeyim olmasa da sapan taşlarında
Seni yaşatacağım ey Süleyman heder olana dek
melheme-i kübrada..
Şüheda Kutlu
suheda.kutlu .
Ruhum sesleniyordu iç benliğimden..
Ve onu bir kere duymaya başlayınca her şey değişti hayatımda..
Sonra diğer seslere kapattım kulaklarımı..
Anlamadılar..
Ruhumun dilini ancak ben biliyordum..
Onlar da bilmeliydi kendi dillerini..
Lafızlarla değil, kelamını kalbini..
Izliyordum bir feleğin kuyruğunda otururken alemi.. Fânustaki insanların telaşelerini..
O yüzden mi duyamadılar kendi ruh seslerini.. Ve o yüzden mi anlamadılar beni..
Aralamadılar mı henüz gözlerindeki perdeleri?
Nefes alamayacaklarını düşünürken başka misallerde, Aslında nefesleri daralıyordu fânusun içinde.. Özgürlüğü hiç tadmamıştı çünki sıkışan ruhları bedenleri içinde..
Seyahat etmemişlerdi geceleri evrenin
sonsuzluklarında..
Sonsuzluğun ufkuna dalmamışlardı odalarında sıkışıp kalanlar rüyalarında.
Evet oturdum bir feleğin kuyruğunda bu gece.. Gözledim alemi ve anladım alem benmişim..
Şüheda Kutlu
Mantık Budalası
Her şeyde akıl arayan akılca noksandır.. Âlemde zerre olan acziyeti ile kibriyâya düşen o kişi; Meydanlarda gülünç sebebi olan meddah ile yeksandır.. Inanmak isteyen için vardır enva-i delâlet;
Ancak aslolan kıymet 'ayn' ile görmeden olan imandır.. Bilir misin ki ilâhi intizamdan gâfil Ey kul!
Bunlar aklın üstünde bir akıl ile olan nizamdır..
Geldi ise sana bir nişâne;
Efdal olan kalbin ile görüp, sükût edip susmandır..
Unutma ben bilirim şiârı apaçık mizâc-ı şeytandandır.. Ve genelde hâkikatı bilenler
kâl dilinden uzaktır..
Şüheda Kutlu
"Her şeyde akıl arayan akılca noksandır..
Âlemde zerre olan acziyeti ile kibriyâya düşen o kişi;
Meydanlarda gülünç sebebi olan meddah ile yeksandır..
Inanmak isteyen için vardır enva-i delâlet;
Ancak aslolan kıymet 'ayn' ile görmeden olan imandır..
Bilir misin ki ilâhi intizamdan gâfil Ey kul!
Bunlar aklın üstünde bir akıl ile olan nizamdır..
Geldi ise sana bir nişâne;
Efdal olan kalbin ile görüp, sükût edip susmandır..
Unutma ben bilirim şiârı apaçık mizâc-ı şeytandandır..
Ve genelde hâkikatı bilenler kâl dilinden uzaktır..
Hangi gün bilmedim dedim;
O gün bilmeyi bildim."
Şüheda Kutlu
"Kurb ile imtihan olmayan
kurbiyyet kazanamaz
Yakini ile etrafi ile imtihan olmayan
Allah yakinli