Şiirler 1-2-3
Sen seçtin yazıldı yazgın Anlarsın balık da kızgın Halık da üzgün Yoktur hata Söner mi söndü demekle O nur-ı na mütenahi Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi Harabat ehlini hor görme zakir Defineye malik viraneler var Doldurmak için önce boşaltmak lazım. İstenilenden fazlasını verme taşmasın Verme çatlatırsın Bırak hakeden alsın Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi, Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye "İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!" Geçip âhir bu kesret âleminden Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık Hemân bir lutf ile ihsâna geldik ((Aziz Mahmud Hüdayi)) Hak tecelli eyleyince her işi asan eder Halk eder esbabını Bir lahzada ihsan eder -Ketencizade Mehmet Rüştü Efendi Erdik gül mevsimine Bugün güller derilsin Can dostların payine Taze güller serilsin açılır bahtımız bir gün, hemen battıkça batmaz ya sebepler halk eder hâlık, kerem bâbın kapatmaz ya ((Erzurumlu ibrahim hakkı)) “Aklını yitiren aşıklar gerçek aşkı gösterdi Konuşan dille kulağa hoş sedalar verdi” Varlığın sırları saklı senden, benden; Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizimki perde arkasında dedikodu: Bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben. ((Dörtlükler//Ömer hayyam)) Karacaoğlan der ki kendim öğeyim Taşlar alıp kara bağrım döğeyim Güzel sevme derler nasıl sevmeyim Kaşlar arasında çifte benler var ((Karacaoğlan)) Ben bugün yarimden ayrı düşeli Her günüm bir yıla döndü gidiyor Gene zından oldu dünya başıma Sinem ataşlara yandı gidiyor ((Karacaoğlan)) Artık gözüm yaş oldu revane Bir ataş koyuldu şimdi cihane Bir selam iletin bizim gülşene Halim bir mevlaya kaldı gidiyor ((Karacaoğlan)) Hezeli de deli gönül hezeli Sen düşürdün gül benzime gazeli Kötü söz mü duydun dünya güzeli Gözün bende ama kalbin yıkılmış (Karacaoğlan) Kuru gazel gibi göğe savrulma Acı poyraz gibi esip yorulma Nerde güzel görsen gönül çevrilme Bizim ilde cana kıyan beğler var ((Karacaoğlan)) Başı al valalı sürmeli gelin Elinden bir bade doldur da yürü Sen beni düşürdün mihnete derde Çok ağlattın beni güldür de yürü ((Karacaoğlan)) Çağır karacaoğlan çağır Taş düştüğü yerde ağır Güzel sevmek günah değil Dört kitapta yerin gördüm ((Karacaoğlan)) Sevgilimin şarap renkli lal dudakları bu gece kanımı içmek istiyor. Oruç tutmuş başına vurmuş galiba;iftar için benim helal kanımı istiyor ((Fuzuli//Divan)) Fuzuli!Öldün ama ölürken feryat etmedin!Aferin!Halka acıdın feryatlarınla zahmet vermedin ((Fuzuli//Divan)) Belasını çekmesem bakış oklarının temrenini gözümde saklamazdım. Meyvesiz olsa o fidanı su verip sulamazdım ((Fuzuli//Divan)) İçimde yolunda can verenlerde görülen alametlerden var. Gönlümde aşk kılıcıyla şehit olmak için şehadet var ((Fuzuli//Divan)) Bela meclisinde inleyen göğsümü yarsam ne çıkar bundan? Gönlümden o yare yine muhabbetimi sunuşum var ((Fuzuli//Divan)) Dert sahipleri Vamıkın,ferhadın,Mecnunun özelliklerini yazarken gözümle gördüm Fuzulinin adını listenin başına yazmışlar ((Fuzuli//Divan)) Galiba saba rüzgarı denize senin inci dişlerinin özelliklerini anlatıyor Bak istirdyeninn içindeki yuvarlak inci de kulak vermiş onu dinliyor ((Fuzuli//Divan)) Canımın cevheri inciler yağdıran o lal dudağa feda olsun. Ömrümün kazancı o yürüyüş şekline feda olsun ((Fuzuli//Divan)) Aklım bana yardımcı olsa,yarime olan aşkımı terk etmez miydim? Elimde seçenek olsa rahatlığı tercih etmez miydim? ((Fuzuli//Divan)) Benim halim hiçbir yöntemle düzelmez. Ben saf şarapla sarhoş parlak yanak yüzünden harap olmuş biriyim ((Fuzuli//Divan)) Fuzuli!Çok kınanıyorum;buna engel olma! Ben dertler bahçesindeki gül fidanıyım bu bahçede kınanma meyvesi veririm ((Fuzuli//Divan)) Dudağındaki bene kavuşmanın imkansız olduğunu bilsem,kavuşma arzusuyla kara bağrımı kan içinde bırakmazdım ((Fuzuli//Divan)) Ressam!Yarin resmine bir türlü şekil veremedin.Zülüflerini,yanaklarını resmettin ama o parlaklığı tazeliği veremedin ((Fuzuli//Divan)) Ezeldeki kader yazıcıları aşığın bahtını kara yazmışlar.Aşığın alnına bunun muhtevasını yazmışlar ((Fuzuli//Divan)) Senin gamın nasıl bir şerbettir?Bu şerbeti içtikçe sabrım azalır.Yanakların nasıl bir sihir yapar? Çünkü baktıkça ona rağbetim artar ((Fuzuli//Divan)) Gönlüm aşk denizine düştün canın tadını unut. Erginleştin gel ana ramhinden içtiğin kanı unut ((Fuzuli//Divan)) Vaiz!Bugün bana hurilerin Tuba ağacının özelliklerini çok anlatma, Çünkü Tuba boylu huri vücutlu sevgili ile birlikte oldum ((Fuzuli//Divan)) İyileşme çaremi doktora sordum;dedi ki Derdin aşk derdidir;sağlığına kavuşman mümkün değil ((Fuzuli//Divan)) Gam çekmekten öldüm,inleyen gönlümün halini sana demedim.Taze gülüm!Seni incitmeyi doğru bulmadım ((Fuzuli//Divan)) Fuzuli!Feleğin gözleri senin üzerinde, Çünkü ne kadar gam sıkıntı varsa hepsini sana verdi ((Fuzuli//Divan)) Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece, Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler. Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince, Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de, Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp. Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de, Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp. ((Nfk//Çile)) "Uzaklardan geliyorlar Hemde çok uzaklardan Güneşin doğduyu ayın battığı yerden Fıratın coştuğu erciyesin dondurduğu Yusufun kuyusu Zülkarneynin dağından geliyorlar" Sırrını nâdâna izhâr etme cânân elden gider Bülbül-i şûride olma gülsitân elden gider.." |Niyazi-i Mısrî Halvetî/Dîvân-ı İlâhiyât° Sen ey kendiyle yetinen Artık suyumuz bulanık Bir güneş bile olsa sonunda Yolumuz kırık önümüz karanlık Gönlüm yoksa rüyanda mı gördün o gözü şehlayı? Bir anda gözyaşına batırdın dünyayı ((Fuzuli//Divan)) Güneş bulduğu yerde kıskançlığından kılıç vurur gölgene Arkadaşlık etmesini istemez sen melek simali ay yüzlüye ((Fuzuli//Divan)) Kafir gözlerin her an ciğerden çeker gamze temrenini Nasıl güç bu?Ne vermiş bir müslümana da alamaz geri? ((Fuzuli//Divan)) Fuzuli!Kınanma ateşiyle yandın çık bu alemden Acı;alemin ateşler içinde yanmasını reva görme ((Fuzuli//Divan)) Sofuluk,dindarlık yolunda dönmüştüm mihrap köşesine O şehla nergis gözler bırakmadı kendi halime beni ((Fuzuli//Divan)) Canımın bedenle kavuşma zevki kalmadı Ah ah!Sensiz yaşama ihtimalim kalmadı ((Fuzuli//Divan)) Beninin hayalini nasıl tasvir edeyim?Bilmiyorum Bedenimde canımda yaralanmadık yer kalmadı ((Fuzuli//Divan)) Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar -Fuzuli Ey özzünün sırlarına akıl ermeyen; Suçumuza duamıza önem vermeyen Günahtan sarhoşum ama dilekten ayık Umudumu rahmetine bağlamışım ben ((Ömer hayyam//Dörtlükler)) Rahmetin var günah işlemekten korkmam Azığım senden yolda çaresiz kalmam Mahşerde lütfunla ak pak olursa yüzüm Defterim kara yazılmış olsun aldanmam ((Ömer hayyam//Dörtlükler)) Ama o ayyüzlü başka,çünkü dolaşmıyor burçlar arasında Çünkü Tekin katları yapılmaz asla ve kat’a Sen bir güzel hokkasın,her türlü esans ve güzel koku birleşmiş sende Sen güzel bir bahçesin,yemyeşil çimenlikler ve rengarenk çiçekler boyvermiş sende Sende ulaşmış güzellik ulaşabileceği en son haddine Senin gibi birinin olması mümkün değildir imkan dahilinde ((Arzuların tercümanı//Muhyddin Arabi)) Kiraz dudaklı al yanaklı bal akan ağzından Arıların şehadeti yaptıkları saf beyaz baldan Ayak bilekliklerindeki gümüş halkalar ay üzerindeki karartılar gibi Yanaklarında kızıl şafaklar tepelerindeki dallar gibi Türlü süslerle süslenmiş hiç evlenmemiş o sevgili Görünür gülünce kar gibi bembeyaz dişleri Gece kararmaya yüz tutsun hele bir kez Öteden beri herkesçe malumdur gecenin ardından gelir gündüz taptaze bir nefes gibi ((Arzuların tercümanı//Muhyddin Arabi)) O güzel sevgili görünmüş olsaydı gözüme elim ayağım dolaşırdı şaşırırdım O güzel sevgili gözümün önünden uzaklaşsaydı ölümüme neden olurdu Güzellik altından bir taç giydirdi o güzelin başına İşte sırf bundan dolayı aşığım ben o günden beri o altına İblis/şeytan görseydi Adem’de onun yüzündeki nuru ve güzelliği Hiç inat eder miydi hiç geri teper miydi Ademe secde etmeyi? İdris görseydi onun yanaklarında bu güzelliğin çizgilerini Kalkıp da bunca yazıları yazmaya hiç girişir miydi? Belkıs görseydi onun üzerinde oturduğu minderi Gönlünden ne tahtını ne de köşkünü geçirirdi ((Arzuların tercümanı//Muhyddin Arabi)) En naka da ban ağaçları altında birden göründü o güzel Saklanan en kıymetli incilerle süslenmiş o güzel Zatül Ada da gerisin geriye döndü o güzel Orada gizlenmiş duran aslandan korktu o güzel Zi selemde teslim etti kanımı canımı Öldüren bakışlarına yakıcı mı yakıcı Humada bekledi o güzel Livada eğlendi Açığa çıktı her şeyi geçersiz kılan o kararlı azmi Alicde durdu ayarladı tüm işlerini Ve bütün yırtıcı kuşların pençelerinden kurtulmak istedi Ve işte yükseliyor tahtırevanı semaya deliyor tavanı Yükseliyor ta burçlara erişemez artık ona yerdekilerin bakışları ((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı)) Birden aşık oldum ben Selma'ya Ecyad da oturan o güzeller güzeline Hayır hayır yanlış söyledim o ecyadda değil Canımın içinde gönlümün en gizli yerinde Güzellik bile şaşkına dönmüş görünce onun güzelliğini Misk amber ve safran kokusu ondan yayılmış sarmış evrenin çiçeklerini ((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı)) ------------ 2 En naka da ban ağaçları altında birden göründü o güzel Saklanan en kıymetli incilerle süslenmiş o güzel Zatül Ada da gerisin geriye döndü o güzel Orada gizlenmiş duran aslandan korktu o güzel Zi selemde teslim etti kanımı canımı Öldüren bakışlarına yakıcı mı yakıcı Humada bekledi o güzel Livada eğlendi Açığa çıktı her şeyi geçersiz kılan o kararlı azmi Alicde durdu ayarladı tüm işlerini Ve bütün yırtıcı kuşların pençelerinden kurtulmak istedi Ve işte yükseliyor tahtırevanı semaya deliyor tavanı Yükseliyor ta burçlara erişemez artık ona yerdekilerin bakışları ((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı)) Birden aşık oldum ben Selma'ya Ecyad da oturan o güzeller güzeline Hayır hayır yanlış söyledim o ecyadda değil Canımın içinde gönlümün en gizli yerinde Güzellik bile şaşkına dönmüş görünce onun güzelliğini Misk amber ve safran kokusu ondan yayılmış sarmış evrenin çiçeklerini ((Muhyddin arabi//Arzuların tercümanı)) Gücün suskun zarafeti Korkunun çığlığını bastırır Söz istemez sükunetle konuşur Yaraya dokunmaz kanı durdurur Yolda gördüğün bir çocuk vardı amca İşte O çocuk ölmek istiyormuş amca Artık kaybedeceği bir şey kalmamış Bakışları değişmiş Sen söylemişsin O gün Kader sayfalarını dile getirmiş Rüzgara fısıldamış Çocuğa bunun muhtevasını söylemişsin Tanrım ne gülüş ver ne de bir kahkaha ver Atlas ve ipek istemem artık çuha ver Kalbimde sevinç özlemi çoktan bitti Dertmiş ve acıymış daha ver birdaha ver ((Rubailer Dörtlükler//Ümit yaşar oğuzcan)) Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile. Sana çirkin demedim ben, kafir demedim Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin. Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek. Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek. FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL Anladım bu şehir başkadır Herkes beni aldattı gitti. Yine kamyonlar kavun taşır, Fakat içimde şarkı bitti. cahit külebi “ne ibrettir kızarmak bilmeyen çehren, bırak kardeşim tahsili; git önce edep, hayâ öğren!” Mehmet Akif Ersoy Soru işaretlerinden ibaretim Elime yüzüme bulaştırdım onca şeyi Aşk, sadakat, güven diye diye Rabbime değil de kime bu ibadetim Benim sana olan bu düşkünlüğüm Şimdiden değil ki ta ezelden Secdelerimde aşkla nuruna ereyim Bak yar yine senin hasretinle doldum Bir tek kelamına bin can vereyim Derdimde sensin dermanımda sensin Acı gönlüme de artık söyle bileyim Ölmeden vuslak yok sana dersen Bir an bile geçmesin şimdi öleyim Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla, Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla, Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla, Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla.. Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle, Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle. Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, Ama her defasında geri döndüm seninle. Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle? Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin, Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, Eksilmeyen çilemsin, Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin, Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, Çaresizim, çaremsin. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? ((Yavuz bülent bakiler)) ------ 3 “Fikren işkenceyim ruhen cezayım ben” Sanırım, insanların her suçunda ben varım; Günah uzun bir kervan, tâ ucunda ben varım ! ((Çile//NFK)) Hiç kalmadı soran; Ne var insanda ? Ben duvarda ezik bir böcek miyim ? Yoksa, pırıl pırıl, tek damla kanda, Kâinatı süzen bir mercek miyim ? ((Çile//NFK)) Yıkılan sarayımdan tek bir nakış kalmadı; Dışa mıhlandı gözler, içe bakış kalmadı. ((Çile//NFK)) Başım çığlıklı çocuk, onu nasıl avutsam ? Ne yapsam da ölümü bir saatcik unutsam ?.. ((Çile//NFK)) Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden; Soruversem: Haberin var mı öleceği-mden? ((Çile//NFK)) Nereye gitti Cennetin çardağının üstünü örten dün geceki Renkleri? Uykusunu yatıştıran sesler, Dünya'nın gizemi ve görkemi, Haz, sevinç? Ölgün gözleri Okyanustaki ayın gökteki aya bakışı kadar İfadesizce bakıyor boş manzaraya. Tatlı insan aşkının ruhu Uykusunda gizli bir görüntü gönderdi En sadık armağanlarını reddeden kişiye ((Yalnızlığın ruhu//Percy bysshe shelley)) Alırken dilenciyim, verirken de borçluyum; Kalmadı eşya ile aramda hiç bir uyum. Taş taş üstüne koysam bozuk diyorlar, devir! Bir ok çeksem, diyorlar; peşinden koş ve çevir! ((NFK//ÇİLE)) Senin gökyüzünde, benim yerim yoktu, Kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu. Senin toprağında, benim evim yoktu, Kader aynı sondu, yazdığı son hikaye buydu. " Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin. Su olsan kimse içmez, Yol olsan kimse geçmez, Elin adamı ne anlar senden ? " Olmaz mı ben seni sevsem dondurmacı kuyruğunda Ve üzülsek ikindi vakti Bir arabanın şerit ihlaline? sundurmada oturan çocuğun üşüyüşüne, Balkondaki çamaşır ipinin kısalığına, Ve yolların sabunla yıkanamayışına. Ne yani? Toplasak hepsini Senle ben, biz olmaz mı? Sardunyaları sarkıt pencereden Başka bir hayat dileyelim, Kimseye el etmeden Ne olur yani? ((Jehan barbur)) Umudumu öldürebilir misin? Benim umudum arsız ve yüzsüz. Ölsem ölmez, Hastalansam düşmez. Paramparça olsam da Bir zerrem bile seni bulacak. Söyle bana, Frezya... Rüyalarıma kim ket vuracak? HÜZÜN SELİ- RECEP YILDIRIM Bir gün gelecek kalmayacak mihnetimiz Son yaklaşıyor,eksiliyor kuvvetimiz Bir anlayacak çıkmadı,yıllar geçti Sanmam ki bilinsin giderek kıymetimiz ((Ümit yaşar oğuzcan//Rubailer)) “GönIümü çekse de yârin hayaIi Aşmaya kudretim yetmez cibaIi YoIcuyum bir kuru yaprak misaIi Rüzgârın önüne katıImışım ben” ((Han duvarları//Faruk nafiz çamlıbel)) İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışardan olan biteni? Leyla'nın yüzünü görenler bilir Mecnun'un kalbine batan dikeni! ((Şeyh sadi şirazi)) Beni Unutma Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma Çünkü ben her gece o saatlerde Seni yaşar ve seni düşünürüm Hayal içinde perişan yürürüm Sen de karanlığın sustuğu yerde Beni unutma O saatlerde serpilir gülüşün Bir avuç su gibi içime, ey yar Senin de başında o çılgın rüzgar Deli deli esiverirse bir gün Beni unutma Ben ayağımda çarık, elimde asa Senin için şu yollara düşmüşüm Senelerce sonra sana dönüşüm Bir mahşer gününe de rastlasa Beni unutma Halâ duruyorsa yeşil elbisen Onu bir gün benim için giy Saksıdaki pembe karanfilde çiğ Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen Beni unutma Büyük acılara tutuştuğum gün Çok uzaklarda da olsan yine gel Bu ölürcesine sevdiğine gel Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün Beni unutma ((Ümit yaşar oğuzcan//beni unutma)) Benden anlamadın şiirden anla Senin gülüşünle yaşadığımı Akşamı ettiğim senden kalanla Sabaha seninle başladığımı Benden anlamadın şiirden anla.. ((Nurullah genç)) Beni yağmura as fermanın varsa geçtim eleğinden acılı bir bekleyişin kesildi parmaklarım, tükendi kanım.. hangi ağıt anlatır ? ey benim geçmemiş geçmişim gözlerimin hülyası, uykularımın kadim rüyası beni biraz dinle zindana koşarken şaşırdım yolu gözlerim yokluğunla dolu, gönlüm seninle... Mehmet Taş Ben sensiz olanlara seni aratıyorum, Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum, Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum. Unutturmayacağım, seni yaşatacağım, Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım, Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça... Sen evreninde sana seni aratacağım. ((Çiçek senfonisi//Özdemir asaf)) Bir gün hepimiz kabre zamansız düşeriz Düştük mü riyasız ve yalansız düşeriz Bir rahme düşüşten nice yıllar sonra Can aldığımız toprağa cansız düşeriz ((Ümit yaşar oğuzcan//Rubailer dörtlükler)) Bir daha dünyaya gelsem Yine seni severdim Beni üzesin diye Beni deli divane edesin diye Biliyorum Sen de bir daha dünyaya gelsen Yine beni sevmezdin Kahrımdan öleyim diye ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi1)) Önce yaşadıklarımızı koy ortaya hatamızı ve sevabımızı anlat görelim nelere kahretmişiz bunca zaman nelere göğüs germişiz görelim bir bir ((Dövüşen anlatsın//Ahmet telli)) Sana şiirler okuyacağım, gitme güneşler doğacak yalnızlığımdan sana bir ışık getireceğim büyük aydınlığımdan sana bir dolu umut getireceğim küçük ellerine sığmayacak sana afrika gecelerini getireceğim sımsıcak sana çiçekler getireceğim bozulmuş güz bahçelerinden sana bir serinlik getireceğim yağmur tanelerinden sana avuç avuç yıldız getireceğim güneşimden başka sana engin denizlerin maviliğini getireceğim köpük köpük dalga dalga sana bir rüzgar getireceğim dağlardan, tepelerden gitme, sana zamanı getireceğim zamanın bittiği yerden Ümit Yaşar Oğuzcan Aşk seni harap etmez mi? Takatını tüketmez mi? Sendeki ateş yetmez mi? Yetmez mi gönül, yetmez mi? ((Sabahattin ali//Bütün şiirleri)) Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklara Sevmesem seni bir daha Paramparça etsem yüreğimi cam gibi Sonra yaksam Savursam küllerimi karlı dağlardan açık denizlerden Yine seni severdim toz toz Yine sana tapardım küllerimin ağırlığınca.. ((Ümit yaşar oğuzcan//Aşka dair nesirler)) “Merak etme, aşk akıllı kişiye nasip olmaz, Sevgilinin zülfünü elde etmek istiyorsan Akıldan vaz geç, bırak aklı…” ((Hafız divanı//Hafızı şirazi)) Bana günahtır, Nereye gidersem orası senin yurdun Çünkü aklımdan çıkmıyorsun... ((Sözü yormadan//İbrahim tenekeci)) Aklımızı aldılar önce Yarınımızı kırdılar dünden Hayallerimiz çalındı, Uykularımız kaçtı sonunda Aç gözlerimizin önünden Canlarımızı alıyorlar nicedir Göğün altını oydular. Toprağa akan, Durmak bilmeyen Gitmeyen sonbahardır, gecedir. Korkular çarptı yüzümüze Sevinçler ayrıldı günden Umut saklandı, haset kayırıldı Ve bölündük yaralarımızdan. ((Elden bittim//Birol namoğlu)) Sen benim yanı başımdaki uzağım Sen benim uzağımdaki en yakınım Dokunmam yasak sevmem yasak Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun. Sisli bir gecede ses olup da gel Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel Sen adını koyamadığım Senin adın kavuşmak olsun. Bu dalıp dalıp gitmeler, neden Neden bir alev tasta kaynayıp Her gün yenilenmek, eksilmeden Sonsuzluğa doğru bir yükseliş midir bu Söyle ey sevgiyle dolup taşan yürek Dünyaya yeniden geliş midir bu ((Şiir denizi1//Ümit yaşar oğuzcan)) Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum... Nazım Hikmet. Bu yaz da havalar sıcak Yine de akşamlar olacak, Yine canım çok sıkılacak, Dost dostu unutacak ((Bütün şiirleri//Cahit külebi)) “Ey saba rüzgarı, Allah aşkına sen Benim sevdiğimin yanından gelirken Kapısının toprağından biraz toprak Getir bana, yol arkadaşı kılarak…” ((Mem ile zin//Ehmede xani)) “Ey gönül, can çırasın' almadan gitme Karanlıktır ve yol bilmez körsün sen de Eğer ol canan senin amacın ise Canan senin canında saklıdır öyle…” ((Mem ile zin//Ehmede xani)) “Adını söylemek istemiyorum Her hecesi amansız bir kor dudaklarımda Her harfine yıllardır şimşeklerle Yarıştım Adını söylemek istemiyorum Rüveyda dediğim zaman Anla ki, senin için yürüyor kelimeler Çığlığımın atardamarlarından “ ((Siyah gözlerine beni de götür//Nurullah genç)) Döngüler içinde tıkanmış bir hayata Sövgüler içinde sessiz çığlıklar atıyorum Sevgiler içinde tutunmak varken dünyaya Sahteler içinde gerçek olmaya çalışıyorum Dengeli tutmam gerekirken mesafemi Dengesizlerin terazisinde alçalıyorum İğneli sözler yakarken masum kalbimi Şüpheli bakışlarımın hızını durduramıyorum Dengim değilken birçoğunun sohbeti Döngüm yüzünden zoraki dinliyorum Bendim o çılgınca hayallerin tek sahibi Söndüm bilemem ama hala bekliyorum Eylüldü. Dalından kopan yaprakların, sararan yanlarına yazdım adını. Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylüldü. Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız. Adımlarımızın kısalığı bundandı, bundandı gözlerimin durgunluğu. Sarı sıcak cümlelerde, sözün kadar yalan, ellerin kadar ıssız, sen kadar zamansız molalar veriyordum. Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz. Eylüldü. İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin... Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun. Çırılçıplak kalakaldım, sessizliğinin orta yerinde. Sonra, sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman. En çok sesini aradım. Gözlerinse, asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ. Gözlerini sildi zaman... Dedim ya… Eylüldü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin. ((Cemal süreya)) Deli olmayı severim ben. Gökyüzü bana bakar ve yıldız kayar gözlerimden. Hem kocamandır gözlerim. Venüs zannedilir kimi zaman. Ama bilmez kimse, Gözkapaklarımda dönerken dünya, İçimde küçük bir gezegen ağlar, Adını kimsenin bilmediği. Gülüşlerim, Yarım kalmış bir şiirin kenar süsüdür, Ne zaman ki sustum, O zaman anlar evren, Benimle konuştuğunu. Elleri ceplerinde yürüyen rüzgarlar var, Kime selam verirsem, O tarafa eser hafifçe. Bir deli, Kendine dokunduğunda neler görür bilir misin? Belki bir uçurum, Belki bir çocukluk resmi, Belki de sadece Kapatamadığı gözlerini… Maskem… düşüyor. Bir anda. Kalabalığın tam ortasında. Gülüşlerim siliniyor, yabancı bir yüz çıkıyor ortaya. Benden değil. Ama içimde saklı olandan. Sorular geliyor. Kelimelerim kısalıyor. Keskin, kırıcı. Bir bıçak kadar soğuk. Kimseyle konuşmak istemiyorum. Suskunluğum, en yüksek sesim oluyor. İçimde gölgede bekleyen biri var. Bir hayalet mi, yoksa asıl ben mi bilmiyorum. Ama kalabalık uykusunu bozuyor. Ve o, gözlerimden taşarak herkesi uzaklaştırıyor. Nefret ediyorum. İnsanlardan mı? Hayır. Onların içimde uyandırdığı yabancılaşmadan. O çürük maskeden. Ve o an… Ben değilim artık. Masadan kalkan, karanlığa bürünen başka biri oturuyor içimde. Seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm Yüzüne baktığımda tutuşup yandı ölüm Çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde Ellerine dokundum sana inandı ölüm O efsunlu,yağmurlu, hercai gözlerinden Uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm …. ((nurullah genç)) Şimdi bütün hallerim kapı ucunda Yıpratamadığım kelimeler boğazımda Bu gözyaşları hangi katlin sonunda Bir mutluluğa muhtacım da Canım tüm yalnızlıklarıyla darağacında... Seni sevmeyi dünyanın en güzel şiiri yapacağım Seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm Yüzüne baktığımda tutuşup yandı ölüm Çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde Ellerine dokundum sana inandı ölüm O efsunlu,yağmurlu, hercai gözlerinden Uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm …. ((Nurullah genç)) Gelgelelim, Beter, bize kısmetmiş. Ölüm, böyle altı okka koymaz adama, Susmak ve beklemek, müthiş Genciz, namlu gibi, Ve çatal yürek, Barışa, bayrama hasret Uykulara, derin, kaygısız, rahat, Otuziki dişimizle gülmeğe, Doyasıya sevişmeğe,yemeğe... Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri, Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret Ve asıl biz biliriz kederi. (AHMED ARİF) hiçbir yokluk seninkiyle boy ölçüşemiyor daha şimdiden ne çok yoksun… bir bilsen…ne çok yoksun sen ((Düşünmek yaşamın pasını silmektir//Tahsin özmen)) Küçük ben hâlâ içimde bir yerde , Kaçamam geçmişten , saklı defterde Yüzüm gülse bile , gözümde sis var Çoçukken kırıldım , içimde iz var ….. Küçük ben hâlâ içimde bir yerde , Kaçamam geçmişten , saklı defterde Yüzüm gülse bile , gözümde sis var Çoçukken kırıldım , içimde iz var ….. ((Cahit zarifoglu//Şiirler)) bilmemek bilmekten iyidir düşünmeden yaşayalım mâra günü ve saatleri ne yapacaksın senelerin bile ehemmiyeti yoktur seni ne tanıdığım günleri hatırlarım ne seneleri yalnız seni hatırlarım ki benim gibi bir insansın tanımamak tanımaktan iyidir seni bir kere tanıdıktan sonra yaşamak acısını da tanıdım bu acıyı beraber tadalım mâra Asaf Hâlet Çelebi Zağferan arzı mı Dünya mı Yoksa zelzele olan diyar mı Hiç olmazsa bu zalime aşık olmazdım Dünya hariç heryer bize mekandır -Serkan Gözlerime bulutları sürdüm. Ne vakit seni hissetsem, Yüreğime yıldırım düşer ağlarım. Gözlerime umutları sürdüm. Ne vakit seni düşünsem, Aklıma hayalin düşer ağlarım. Ben senin vicdanınla varım. Bu ayrılık beni de yarım bıraktı. Yüreğim o kadar yorgun ki… Sensiz yaşamak o kadar zor ki… Hiçliğin içinde bir yankıyım. Duvarlardan taşan bir gözyaşıyım. Sanki odam bana sesleniyor. Ağladıkça içimden pencere açılıyor. Perdeler senin siluetini gösteriyor. Sanki her şey önceden kurgulanmış. Sanki ben, ölmüşüm de başka bir dünyadayım. Ne yapacağımı bir türlü bilemiyorum. Kendimde ayrı bir ben buluyorum. Çünkü seni çok özlüyorum. Çünkü seni çok seviyorum. ((Karantina//Kudret alkan)) Gitme desem. Seni çok sevdiğimi söylesem. Gururumdan önce kalır mıydın? Kalbim dururken, nabzım olur muydun? ((Karantina//Kudret alkan)) Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin, için burkulur Sevmek ne imiş bir gün anlarsın. Bir gün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde Kendiliğinden... Ümit Yaşar Oğuzcan Seni duymayan biri için neden enerjini harcıyorsun? Konuşuyorsun, anlatıyorsun, çözmeye uğraşıyorsun. Sen zaten tek başına da çözersin; ama “birlikte çözmek” daha iyi değil mi, diye yaklaşıyorsun. Duymuyor. Sesindeki kırılmayı bile duymuyor. Susuyor… Susuyor… Susuyor… Ve bu sessizlik seni delirtmeye başlıyor; her sessizlik, damarlarında bir buz kristali gibi yayılıyor. Sonunda diyorsun ki: “Tamam, yokum artık. Vazgeçtim. Ben de susuyorum.” Kendi kendine telkin veriyorsun, rahatladığını sanıyorsun. Derken, bir ses: “Bir kahve içelim mi?” Şaşırıyorsun. Ne oldu şimdi? Ben görünmez miyim? Yok muyum? Varım ulan. Varım. Kanlı canlı buradayım. Gözlerinin içine bakıyorum, ama izin vermiyorsun. Ruhuna kadar girdim; hücrelerine dek yayıldım, damarlarında yankılandım, derinlerine, tırnak uçlarına kadar dolup taştım, ama sen farkında bile değilsin. Benim sessizliğimde bir okyanus var; senin boşluğunda bir çöl. Ben her nefesimde sana çarpan fırtınayım, her titrememde bir çığlık gibi. Ben buradayım, görünmezim, ama sen, sen hâlâ gölgeden ibaretsin. Sorarlar şimdi adama: Hangimiz yokuz? ((Delivenüs)) “Soramazsın Gökyüzü güneşliyken Yağmur yağacak mı diye soramazsın Beyin ölümü gerçekleşmiş Bir hasta için Acaba ayağa kalkar mı diye soramazsın Kalbimi binbir parça hale getirdikten sonra Nasıl geldin bu hale diye soramazsın Soramazsın işte” Kafam bir çamaşır makinesi. Dönüyor. Durmadan dönüyor. Renklilerle beyazlar aynı tamburun içinde. Ayırsam… yetim kalıyorlar. Bıraksam… birbirlerini solduruyorlar. Ne beraber yıkanabiliyorlar, ne ayrı kalmaya dayanabiliyorlar. Birlikte soluyoruz. Birbirimizi kirletiyoruz. Ama ayrı düştüğümüzde, her renk aynı çığlığı atıyor: “Nerede beni solduran o hayaletler?” Dönüyor. Durmuyor. Makine bizi öğütüyor. Temizlenmek için girdiğimiz yerde her turda biraz daha parçalanıyoruz. Ve biliyorum: Buradan kimse bembeyaz çıkmayacak. Makineden çıkış yok. Sonunda hepimiz aynı kirin içinde çürüyec ((Delivenüs)) Bazen sadece giden günü izlersin sessizce... Bazı günlerin bitişi elvedalı olmalı... Eylüle de zaten hep yakışan gitmeleri değil mi? Ne demişti şair: "Eylül toparlandı gitti işte, Ekim filan da gider bu gidişle, Tarihe gömülen koca koca atlar, Tarihe gömülür o kadar." Ey felek! Sana bir kastım garezim yoktu ki; Demi devranı bir an saymadın bana Demek bir Mem'i olsun çok gördün bana Ki benim suretimde bir nur yarattın Onunla Mem'in süveydasını yaktın. ((Mem ile zin//Ehmede xani)) Medet allahı seversen Gel imdi dilber gel imdi Hasretinden ciğerciğim Delindi dilber delindi ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Aklım aldın gözlerini süzeli Benzime düşmüşür ayva gazeli Sana derim behey adem güzeli İki leblerinden bir yanağından ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Aşkınla dolanıp dehri fenayı Muradın maksudun ararsın gönül Bulamadım derdime asla bir deva Gördün tabibe sorarsın gönül ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Göğsün gülşenine beni de kondur Susuzları leblerinden kandırır Asi kafirleri dine döndürür Gerdan üstündeki benlerin senin ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Yarda insaf yoktur bende yok derman Yazık ki işlerim Allaha kaldı Kaşları katlime yazıyor ferman Kanlı kirpikleri kalbime daldı ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ala gözlerini sevdiğim dilber Eğlenin de bizim ilde kalın mı Senin ile canı cana değişsek Kömür gözlüm beni üste alın mı ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Karacaoğlan der ki örülmüş başı Daha on beşine girmemiş yaşı Ok imiş kirpiği yay imiş kaşı Atarak sinemi yaktı da geçti ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Seyyah oldum gezdim gurbet illeri Kar etti bağrıma yeter ayrılık Söyleyeyim başa gelen halleri Çok çektim ölümden beter ayrılık ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Bir düğe diktirem göğsün ağ ise Etrafı da lale sünbül bağ ise Eğer güzel bende gönlün yoğ ise Benim işim minnet ile zor değil ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Gönül kuşu kalktı uçtu havaya İn gönül dedim de indiremedim Aşıp aşıp gider karlı dağlara Dön gönül dedim de döndüremedim ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ala gözlerini sevdiğim dilber Göster cemalini görmeğe geldim Şeftalin derde derman dediler Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ala gözlerini sevdiğim dilber uyuyup uykuya kanamaz oldum Deli miyim mecnun muyum ben neyim sırrımı yad ele veremez oldum ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Havayi de deli gönül havayi yükseğinden şahin örer yuvayı Tomurcuk memeli bırak edayı Göğsünün düğmesini çöz kara gözlüm ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Karacaoğlan der ki vay noldu bize Yandı ciğerciğim dert oldu bize Ellerin yüzünden çektiğim ceze Bir ben miyim şu alemi dolanan ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Yiğit olan yiğit dağda yaslanır Deli gönül böyle kalmaz uslanır Yar koynunda bir çift meme beslenir Birini yiğide vermen mi gelin ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Beri gel dedim de benden ıradın Siyah zülfü mah yüzüne taradın Sevmek değil imiş senin muradın Niçin beni ataşına yandırdın ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ben severim kara kaşın eğmesin Gönlüm almaz her güzeli sevmesin Çözüver sevdiğim göğsün düğmesin Tomurcuk memeler serilsin bu gün ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Er isen erliğin meydana getir Kadir mevlam noksanımı sen yetir Bana derler gam yükünü sen götür Benim yük götürür dermanım mı var ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Karacaoğlan der ki kendim öğeyim Taşlar alıp kara bağrım döğeyim Güzel sevme derler nasıl sevmeyim Kaşlar arasında çifte benler var ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ben bu gün yarimden ayrı düşeli Her günüm bir yıla döndü gidiyor Gene zindan oldu dünya başıma Sinem ataşlara yandı gidiyor ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Artık gözüm yaşı oldu revane Bir ataş koyuldu şimdi cihane Bir selam iletin bizim gülşene Halim bir mevlaya kaldı gidiyor ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Hezeli de deli gönül hezeli Sen düşürdün gül benzime gazeli Kötü söz mü duydun dünya güzeli Gözün bende ama kalbin yıkılmış ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Aştı gitti göremedim boyunu Çene tutmuş kaşlarının yayını Yeni belledim güzellerin huyunu Gel denmeyen yere varılmaz imiş ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Kaşları benzer de eğri kaleme El pençe de divan duram selama Bilmem ay mı doğdu gün mü aleme Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Başı al valalı sürmeli gelin ELinden bir bade doldur da yürü Sen beni düşürdün mihnete derde Çok ağlattın beni güldür de yürü ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Sabahtan uğradım ben bir güzele Yürü ey günahkar kul dedi bir kız Bu gün cellat olur kıyarım cana Hemen yoktur imdat bil dedi bir kız ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Güzeller önünde kitap okunmaz Göz görmeyince de gönül çekinmez Var git oğlan burda konuk eğlenmez İstersen derdimden öl dedi bir kız ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Çıkabilsem eyyubların dağına Canım kurbna olsün göğsün ağına Her sabah her sabah kuşluk tavına Gel de muradın al dedi bir kız ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Kaşların neden eğmişsin Kız sana nazar değmesin Ak göğsün çapraz düğmesin İzinn ile çöz ver bana ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Çemali gösteren beldir İhsan eyle beni öldür Biri rayhan biri güldür Ne hoş kokar memeleri ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Bahçende gülün güllenmiş Şeyda bülbülün dillenmiş Koynunda memen kirlenmiş Emilmeyi emilmeyi ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Eğlim eğlim yol olanın Seferine kul olanın Ak gerdanda ben olanın Yankları bal olma mı ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Sevmem güzelin ednasın Gayrıya gönül vermesin Ne çözebildim düğmesin Ne ak göğsün açabildim ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Bak şu dilberin boyuna Ak gül doldurmuş koynuna Geldi sarıldı boynuma Ne şeftali alabildim ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Çağır karacaoğlan çağır Taş düştüğü yerde ağır Güzel sevmek günah değil Dört kitapta yerin gördüm ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ahdın amanın var ise Gidelim yerin dar ise Kalbinde hile var ise Cehennem de yerin olsun ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Yavru geçersen elime Çekerim seni yemine Benim şimdiki halime Gülen benden beter olsun ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ben yarinen çok konuştum Elinden badesin içtim Göğsünden düğmesin çözdüm Ben murada erdim bu gün ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Gerdan açık benlerin çok Güzellikte menendin yok Kaşların yay kirpiğin ok Vurduğunu öldürürsün ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Annaçta bir güzel gördüm Perdelenmiş aya benzer Yanında bir kız oturmuş Destelenmiş güle benzer ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Evlerinin önü harman Padişahtan gelir ferman Al yanağın derde derman Em efendim deyip durur ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Gel gönül gurbete gitme Ya gelinir ya gelinmez Her güzele meyil verme Ya sevilir ya sevilmez ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Divane gönlümü eğlemek için Bir güzel isterim çalabım senden Düşmanlar bağrını dağlamak için Bir güzel isterim çalabım senden ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Bir gider de beş arkana bakarsın Gözlerinden kanlı yaşlar dökersin Bilmem küskün müsün yas mı çekersin Bir derdin var bilemedim kız senin ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Bir güzel isterim ahu bakışlı Gerdanı bir karış benli nakışlı İnci dişli olsun hem kara kaşlı Boynuna sarılıp yatmak isterim ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Güzel ben seni isteri Seni koynumda beslerim Yüzünü güzel göreyim Zülüfün kara değil mi ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Şimdiki beylerin sazı çalınmaz Az rüşver versem o da alınmaz Boynumuza farzdır beş vakit namaz Tanrının namazı kılnmaz oldu ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Şu dünyada hakka yarar yok işim Ecel yasdığına komuşum başım Hanı benim eşim dostum kardaşım Yol ver ecel ben sılama varayım ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Yeşil çimen ile donandı bağlar Kırmızı gül ile zeyn oldu bağlar Yüzüm güler amma gözüm kan ağlar Halimi ellere diyemiyorum ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Kadir mevlam senden bir dileğim var Ver bana bir civan gönlüm eğlesin Ellere vermişsin nedir günahım Ver bana bir civan gönlüm eğlesin ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Kadir mevlam ataş atma özüme Dünya malı görünmüyor gözüme Kadir mevlam sen bak benim yüzüme Cehennemin ataşıyla dağlama ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Yayla yolunda da yar hezel hezel Dökülmüş yaprağı kalmamış gazel Sana derim ey vefasız güzel Aşık mı dayanır nazına senin ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Seherden uğradım dostun köyüne. Hoş geldin sevdiğim in dedi bana. Tomurcuk memesin verdi ağzıma. Yorgunsun sevdiğim em dedi bana. ((Karacaoğlan//Bütün şiirleri)) Ne vakte dek duracaksın dedi, beni çağırıncaya dek dedim. Ne vakte dek coşacaksın dedi, kıyamet kopuncaya dek dedim. ((Mevlana//Divanı kebir)) Sessiz acılarım vardı benim. Hani ıslık çalan hayallerimin evinde. Pencereye küskün olan duygular. Sence gözyaşları ayrılıkta sağ kalır mı? Sence de seni seviyor muyum? Nerede ağlar hıçkırıklar? Nerede sabahlar yıllar? Bak yine beyaza büründü yollar. Bu sene de karlar kapladı şehri. Sen yine yanımda yoksun. Sen benim gittiğim yolsun. Sen benim en son umudumsun. Yalnız bir kalbin sancıları nereye kadar saklanır? Elbet kendini ele veren gerçekler yaşarsın. Bu hayatın yarısı mezar, yarısı yaşam. Merkezinde alev alan yollar sensin. Küllerin rengi senin nefesini taşıyor. Bendeki mevsimler hep seni anlatıyor. Söyle, nereye savrulur yıllar. Sen bana bir türlü gelmezken, Ben kendimi hangi ruh halinde ifade edebilirim? Sancı çeken gökyüzü değil midir? Benim bu dünyada kimselerim yok. Dertleşeceğim, bir anımı anlatabileceğim. Umudu son kez de olsa yaşayabileceğim. En kötüsü de sensizliği taşıyabileceğim. Kudret Alkan Kudret Alkan Üşüyor parmağı eli kızların İnce bel üstüne cevahir kemer Zıhgirden geçiyor beli kızların Irakta yitirsem yakında bulsam Mevla izin verse koynuna girsem Al yanaklarından bal deyi emsem Dudağından akan balı kızların Sevdiğimin gayet ince beli var Şekerle şerbetten şirin dili var Ak alnında deste deste gülü var Kokuyor başında gülü kızların Karac'oğlan der öldüğüm bilsinler Toplasınlar namazımı kılsınlar Mezarımı yol üstüne koysunlar Geçerken uğrasın yolu kızların Karacaoğlan “Şeb-i tîrîki mâh-ı tâbân nûr eder, Zehra misâli rûh-ı pâk zulmeti rüsvâ eder” “Karanlık geceleri parlak bir ay gibi aydınlatır; Zehra gibi temiz ruhu, karanlığı utandırır (ortadan kaldırır).” Tanrım ne gülüş ver ne de bir kahkaha ver Atlas ve ipek istemem artık çuha ver Kalbimde sevinç özlemi çoktan bitti Dertmiş ve acıymış daha ver birdaha ver ((Rubailer dörtlükler//Ümit yaşar oğuzcan)) Bir zamanlar sizi de sevmiştik hatırlar mısınız Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz Her gece ayla beraber çıkardınız gökyüzüne Gün olur güneşler doğardı aydınlığınızdan Gözlerinizin şavkı vururdu duvarlara Gün olur dağ rüzgârıyla gelirdiniz İnsanı büyüleyen bir havanız vardı Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz Tutunca avuçlarımızda eriyecek sanırdık ellerinizi Öyle beyazdılar, inceydiler anlatılmaz Ya dudaklarınız o yaban eriği kokulu İnsanı deli divane eden dudaklarınız Hiç öpmemiştik ama bilirdik tadını öpmüşçesine Zekiydiniz aklımızdan geçenleri bilirdiniz Bir Tanrı yüreğiyle severdik sizi Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz ((Şiir denizi 1//Ümit yaşar oğuzcan)) Bana benzeyen gözlerim kaldı Bir de kederli bakışlarım Düşüncemin olmadığı Aynalarda ben varım Yalan değil değiştiğim yalan değil Şimdi her şarkı beni ağlatır Deli eden insanı zaman değil Zamanı unutmamak kahrıdır Zamandı avuçlarımdan uçup giden Hayallerimin olmadığı yerde Zamandı düşünceme hükmeden İlk sevdiğim şimdi kim bilir nerde Önce hatıralarımı götürdü ölüm Zaman aynasında ölümü gördüm ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi1)) Ve bırak soksun beni akrepler Kemirsin fareler Oysun gözlerimi kargalar Ko ben toz olayim Ko ben sürüneyim mahşere kadar Ko ben yanayım, kül olayım Ko ben öleyim Yeter ki Kendini unuttur bana ey yâr Sapladığın şu bıçağı çıkar alnımdan Seni sevmekten beni kurtar ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi2)) Bir gün gelecek kalmayacak mihnetimiz Son yaklaşıyor,eksiliyor kuvvetimiz Bir anlayacak çıkmadı,yıllar geçti Sanmam ki bilinsin giderek kıymetimiz ((Ümit yaşar oğuzcan//Rubailer ve dörtlükler)) Beni Unutma Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma Çünkü ben her gece o saatlerde Seni yaşar ve seni düşünürüm Hayal içinde perişan yürürüm Sen de karanlığın sustuğu yerde Beni unutma O saatlerde serpilir gülüşün Bir avuç su gibi içime, ey yar Senin de başında o çılgın rüzgar Deli deli esiverirse bir gün Beni unutma Ben ayağımda çarık, elimde asa Senin için şu yollara düşmüşüm Senelerce sonra sana dönüşüm Bir mahşer gününe de rastlasa Beni unutma Halâ duruyorsa yeşil elbisen Onu bir gün benim için giy Saksıdaki pembe karanfilde çiğ Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen Beni unutma Büyük acılara tutuştuğum gün Çok uzaklarda da olsan yine gel Bu ölürcesine sevdiğine gel Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün Beni unutma ((Beni unutma//Ümit yaşar oğuzcan)) Gitmek mümkün olsa da gitsem uzaklara Sevmesem seni bir daha Paramparça etsem yüreğimi cam gibi Sonra yaksam Savursam küllerimi karlı dağlardan açık denizlerden Yine seni severdim toz toz Yine sana tapardım küllerimin ağırlığınca.. ((Aşka dair nesirler//Ümit yaşar oğuzcan)) Gerçi cennet de güzeldir Lıki hüsnün bi bedeldir Kısmet ı ruzi ezeldir Gönlüm seni özler seni Gayra bakmaz aşık gözü Sana doğrulmuştur özü Budur hüdayinin sözü Canım seni özler seni ((Aziz mahmud hudayi//Divan)) Sensiz yola girer isem çarem yok adım atmaya Gövdemde kuvvetim sensin başım götürüp gitmeye Aşık olan miskin olur hak yoluna teslim olur Her ne dersen boyun tutar çare yok gönül yıkmaya (yunus emre//Divan)) "Gül senin hasretinle kulağını yollara diksin, nergis gibi kıyamete dek beklemenin acısını çeksin." "Devran döner ya hani Beni bıraktığın yerde bulamayacaksınn Geçti artık sevgilim Birdaha dönmem geri Güldürmedin gözlerimi Sevdiğim günden beri" ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim Asaf Halet ÇELEBİ Bezmimizde ecel saki Oluruz Hakk'a mülaki Degil baki Abdülbaki Hüve'l-baki Hüve'l-baki A.Gölpınarlı ((Mimoza sürgünü//Nazan bekiroglu)) Siyah gözlerine kurban olduğum Ecelim gelmeden öldürme beni Gizlice uğrunca severim seni Sırrımı kimseye bildirme beni ((Karacaoğlan)) Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun Büyüsün çarşafların beyazlığı Gün görmemiş güzelliğinde vücudun Başlarken bir ölüm çıplaklığı Tutup saçlarımdan çek beni o derin sulara Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun Geceler boyunca sürsün bu manzara En güzel sabahlar koynunda olsun Sür o muhteşem saltanatını yorgunluğun Korkunç güzelliğinde ağarsın gölgeler Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun Kapansın kapılar insin perdeler Getir ne varsa çıldırtan perişan eden Çok çok özlemişçesine uzun uzun Ve tüketircesine zamanları hiç tükenmeden Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi1)) Boşuna deeğil Her dakika seni hatırlayışım Boşuna değil her akşam İçime bir garipliğin çökmesi Bu şehrin bütün sokaklarında Yana yakıla seni aramam boşuna değil Boşuna değil pazarları sevmeyişim Durup durup içimin kararması Gözlerimin dolması apansız Boşuna değil İnan boşuna değil sevdiğim Bu dalıp dalıp gitmeler Bu dayanlmaz özlem Bu sevda boşuna değil Kolu kanadı kırılmış bir serçeyim Senden uzakta Suyu kesilmiş bir çeşmeyim Bir gece lambasıyım kırılmış sönük Biliyorum Her şey seninle güzel Her şey seninle büyük İnan sevdiğim inan Yıllardır aradığımsın Ömür boyu beklediğimsin Ben bir martıyım yalnız,küçük Sen dalga dalga denizimsin Koşmak sana doğru Yaşamak senin için Ve katlanmak her şeye seninle Tek başına değil İnan sevdiğim inan Seni bunca sevmem Boşuna değil ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi2)) Ben hep ayrılık şiirleri söyledim Geri gelmeyecek sevgililer için Herkes bir şeyler koparıp gitti benden Ve bir gün yalnızlığıma sen geldin Tadılmamış mutluluklar verdin bana Unutturdun yalnızlığı kaç senedir Yokluğunda bile hep seni yaşadım Tek sende bilmedim ayrılık nedir Öyle yakınsın ki bana anlatılmaz Senden bir parçayım, benden bir parçasın Her zaman benimle ol, ayrılma e mi Yanında gecenin sabahı olmalısın Yaklaş, daha yaklaş, az daha, biraz daha Damarlarıma yayıl, yüreğimde vur Gitsen de ben bilmeyeyim gittiğini Dudaklarını bende bırak ne olur Ya da gözlerin, saçların kalsın benimle Güvercin beyazı küçük ellerin kalsın Her gün senin adınla başlar ömrümde Sen dilimden düşürmediğim bir duasın Senden hiç ayrılmayacağım, unutma Sensiz hiçbir güne aydınlık demeyeceğim Güle güle demeyeceğim sana Allahaısmarladık demeyeceğim. ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi2)) Bir Kere Soyundun Ya Öyleyse Hep Soyun Büyüsün çarşafların beyazlığı Gün görmemiş güzelliğinde vücudun Başlarken bir ölüm çıplaklığı Tutup saçlarından çek beni o derin sulara Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun Geceler boyunca sürsün bu manzara En güzel sabahlar koynunda olsun Sür o muhteşem saltanatını yorgunluğun Korkunç güzelliğinde ağarsın gölgeler Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun Kapansın kapılar insin perdeler Getir ne varsa çıldırtan perişan eden Çok çok özlemişçesine uzun uzun Ve tüketircesine zamanları hiç tükenmeden Bir kere soyundun ya öyleyse hep soyun ((Ümit yaşar oğuzcan//Şiir denizi 1 )) O kadar anlattım ki seni kendime Islandığımı anlamadığım yağmurdan Bileğime dişlerimle çizdiğim saat durmuş bilemedim Dedim şimdi buradasın ne iyi dünyanın bitimine oturup seni diledim ((Ölümdür sonunda//Emre demir)) Bugün bir renk olsa yeşil olurdu Ben gök cismi olsam sana tutulurdum Ben insan olsam yine sana Ellerime bak nasıl da edilgen yüzünde Sevmek eyleminin acemisiym affet ((Ölümdür sonunda//Emre demir)) Bir yolunu buluyor tüm gidenler Sana düşüyor matematiği yalnızlığın Çoğalıyor çarpıldıkça kapılar dışarıdan Eksiliyorsun eksiliyor eksi Fazla oluyor eksilmeler Güneşe üfleyince gölgem sendeliyor Söndürüyorum günü kara saçlarında Saçlarının dalgalarında yüreğim korsan Gemiysem sende batıyorum ((Ölümdür sonunda//Emre demir)) Haksızlık karşısında susan vicdanıyla konuşur mu? ((Ölümdür sonunda//Emre demir)) Bıçak kör Allah şahit Yerin kulağı keskin Sır düşerse ikimizin de yüreği kanar Hatır için kümeste tavuk bırakmayan dostlar Gün geldiğinde sofrada yoklar ((Ölümdür sonunda//Emre demir)) siz kimsiniz yoksa kimsesiz misiniz neden soğuk böyle soluk benziniz yoksa haftalardır 'tecrit'te misiniz kapı duvar sağır arayan soran yok o dipsiz boşluğa düşmekte misiniz? ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) ikinizden hanginizin nemli dudakları fuschia kirpikleri kaşlarına dolaşık ağzı fena halde aşık başladığı her öpüşte kalıyor ikinizden hanginizin neyi noksan neyi fazla ikinizden hanginize sorsan her defasında kendisini ötekisi sanıyor çok fena aldanıyor sahi siz hanginiz hanginizsiniz ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) sanki o karanfiller vazosunda duruyor boğaz’ın laciverdine aydan dağılan ışık eli saydam bir büyü elime dokunuyor ikimiz sanki hayal tepeden tırnağa âşık asla görülmeyecek bir filmde yaşamıştık bugün vardığımız yer gözümü korkutuyor o vücudunda rahat kendisiyle barışık ben kendime kısayım bu aşk bana sığmıyor neş’esi köpük köpük işi gücü taşkınlık taşıdığım tasayı besbelli taşımıyor benim varlığım her an korkudan aşınıyor vehimlerim bir orman ıssızlığa alışık ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) görünmez camlara mı çarptım dalgınlığın aynasında o akşam bambaşka bir şehre uçacaktım yıldız yağmurundan sırılsıklam yalnızlığımda o kadın bekliyordu yanlış bir hayalin şehrinde kaldım sevdiği ben değilim anlatamam o aşk bu değildi tasarladığım büyük bir tenhalık nasıl korkmam korkularım bir canavar doğurdu bilmem n'apsam nereye kaçsam yeşil karanlığında ağır tutsağım gözlerinden çıkmak başlıca tasam saçlarının zincirinde elim ayağım kirpikleri süngü takmış bir ordu bütün saatler bir anda durdu ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) Bu kız sevdiğim o kız değil Bir başka yüz takmışlar suratına Kendisiyle kavgalı sabah akşam Kirpikleri maviymiş dudakları mormuş ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) jilet mavisi bir kadın elinde purosu değdiği yer açılıyor çok fena keskin kim olduğunu bilen yok / işin doğrusu yüzünü kaybetmiş aynalarda arıyordu amerikan bara tünemiş sek vodka içiyor geçmişinden rusça bir şarkı arayarak sarhoş olmamak en büyük korkusu bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız elbet en kötüsü sokaklarda tutuklanmak hani bir kere iki yanınızda iki sivil polis beyoğlu'ndan çekilip nasıl koparılmıştınız nabız gibi vuran o kötü ve karanlık his yakanızı hala bırakmadı asla bırakmayacak bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) hangi bulutlara niçin sarındın gözlerindeki mavi kimin gökyüzü süheyla değildi başkaydı adın gülüşlerin donuk neş'e öksüzü o erken sonbahar görüntüsü inceden inceye boyanmaz mıydın kirpiklerinin lacivert örtüsü süheyla değildi başkaydı adın ellerin buz gibi ağzının büzgüsü kaç yalnızlığın gizli üzüntüsü ne yapsan ne etsen anlaşılmadın belki sebep kendini aşmak dürtüsü süheyla değildi başkaydı adın nabızlarında pişmanlığın gürültüsü gülümsemen soğumuş çiçek ölüsü ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) aydınlık neyin oluyor senin gökyüzü akraban filan mı beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı yüzünde yalazını gezdirdiğin saçlarından tutuşmuş orman mı akla ziyan bir şey elektriğin ayışığı mavisi dudaklarından mı o ışık zenginliği mi giyindiğin uzay tozları mı yıldızlardan mı elime dokunduğu an elin güneşler açıyorum sahi ondan mı aydınlık neyin oluyor senin ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersine döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insan insanı kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksikliğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın ((Attilla ilhan//Kimi sevsem sensin)) Şiir yorgunlukla yazılmaz.Kara bir sıkıntıyla nesneleri anlayamayız.İçimizden geçmeyen bir dünyanın müziği olmaz.Biri bize dokunmazsa ruhumuz ışıyamaz. Sözcükleri hayal gücümüzle büyütmezsek hayatla gönül bağımız kalmaz. İnsana inanmadan şiire inanamayız.Solgun mbir gönülle ölümü bile arzu edemez insan Sonu önceden bilinen sözün şiiri olmaz.Yaşlı bir zamanın tozunu yazıya düşürmemek gerek. ((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür)) Biz şarkımızı birisine söylemezsek dünyada sevgi olmaz. Kendimizi taşıyamayız.Arzumuz ruhumuza azap verir. Güzellik cezaya döner.Bize yaşama sevinci bağışlayacak bir gönül yaramız olmaz.Otları da yıldızları da ancak ölünce görürüz. Taşların bile aşkla soluk aldığını duyamayız.Birisi biiz sevmezse bizim insanlara söyleyecek sözümüz kalmaz Ölüm beklesin biraz- ((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür)) Gözyaşlarımla buraya yazıyorum hatice İnsan bir ölüye neden yalan söylesin öyle değil mi? Bir tek sen anlayacaksın bunu da biliyorum Benim senden başka alın yazım olmadı ((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür)) Tanrıyla yalnızlığı konuşacağım Dünyayı gösterip gözyaşlarımın içinden Yoksulluk sana hiç acı vermiyor mu diyeceğim Kadınlar diyeceğim sonra nasıl bu kadar güzel oluyor Sonra ne varsa Şuramda bir hazine gibi duran Acı,sevinç, kirpik, şarkı ,gamze şiir Hepsini bir bir unutacağım unutacağım unutacağım.. ((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür)) Bunlar çocuk dedi birisi radyodan tanrıya bakarak Bunlar kimsenin kötülüğünü isteyecek yaşta değil daha İnsan gençken yalnız kendi rüyasını görmez ki Dağ taş ölüm.Otlar bile mezara döndü Bu çaresiz merhametle hangi yara kabul eder bizi ((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür)) Konuştukça kalbimizde soğuyan Ruhumuzda taşa dönmüş Bir ana rahmi yalnızlığı Her sözümüzde bir ölüm ıslığı Saçaklı bir korku Ne rüyalarımızda başka bir hayat Ne evlerimizde bir sevgi hatırası Ne yıldızların şarkısı başımızı nüstünde Ölüm ne ki Yaşıyoruz.. ((Şükrü erbaş//İnsan eksik bir sözdür)) Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse… Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! -Hüseyin Nihal Atsız Dünyâya mağrûr kişi Tövbeye gel tövbeye Uçmadan ömür kuşu Tövbeye gel tövbeye Ey halk içinde ulu Olmuş nefsinin kulu İşit hey yaman havli Tövbeye gel tövbeye Sakalına baka bak Kara iken oldu ak Dünya sana kurdu fak Tövbeye gel tövbeye Ulu kıyâmet kopa Düz ola dere tepe Niceler yoldan sapa Tövbeye gel tövbeye Kaça gide cân kuşu Kuru kala ten dahî Yûnus Emre sen dahî Tövbeye gel tövbeye Yûnus Emre Gün gibi doğarsın her sabah üstüne kalbimin., Eş değer en güzel manzarayı izlemek seni Gül yeşerir o an gönlümün solmuş, çiçekleri Silinse resmi dünyanın bir anda gözlerimden, İnan fazla değil, ansızın ölsem özleminden... {} Sanki bir şiir den ,alıntı gözlerin Özlemim denizler, en güzel deniz gözlerin.. Kayboldum derinlerinde bölünmez Bir yerde'yim Değerli bir elmas gibi ışıldardı, gözlerin..⁠♡ Gül yüzünde sanki pembelikleri, tüm güllerin {} En güzel kelimeseydi adın, bütün dillerin, Çözülürdü dizlerim karşımda, bulunca seni Sözler hep dilimde rehin Anlatsam bitiremem seni...⁠♡} Daha kapanmayan sayfalarım var Benim her mekanda kavgalarım var Selam söyle abilerine Benim onlardan delikanlı ablalarım var… Marsss (Göremezsin) An gelir, yine beni acıtır yara Derin bıçağının yeri sırtıma, Kader çevirir dostunu düşmana Satranç gibi oynatır sormadan, Gün gelir final hamlem şahına Zaferim dönüşür yara bandıma… Senin tusinami bana sakin gelir…” Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçimsıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin ((Attilla ilhan)) bir kadın düşünürdüm / balarısı gülüşü bir çağlayan güneşle yıkanıyor içinize ışık sıvanır bir kere duysanız yıllar boyu bu kadınla yaşadım ben her baktığım duvarda sanki o resim yumuşacık kaşlar biçimli bir ağız yüzü birden sonbahar düşünceliyken hani utanmasam sizdiniz diyeceğim bu cür'etimi bilmem bağışlar mısınız ((Elde var hüzün//Attila ilhan)) Nedir göklerden bana senden gelen? Ayağında mektup Ya'fur mudur, hüdhüd mü? Gafil otururken tahtımda üzerindeki senin mührün mü? Duydum inşa edermişsin gönül mabedimi beyti maktiste Bendim bu diyarlarda hakim bendim melike Boyun eydi şimdi ben gibi sana yemen halkı ve sebe Şaşırdım kaldım billur köşkte kudretini görünce Oysa inanmamıştım ilkin tahtımı isteyince Hükümdarlığım olsun sana feda olsun bu Kasem Çağlar boyu anlatacak aşkımızı bu Hatem Ve sen hep diri kalacaksın ruhumun saraylarında Kemirse de asanı yokluk düşmezsin kalbimin imarlarında Senden bana kalan hatıra işte orda ağlama duvarında Ve selamlıyor her sabah güneş onu mescidi aksada Şimdi gelse yıkamaz aşkımızı ne Babil ne Yehuda Savaşırım ben hiçbir şeyim olmasa da sapan taşlarında Seni yaşatacağım ey Süleyman heder olana dek melheme-i kübrada.. Şüheda Kutlu suheda.kutlu . Ruhum sesleniyordu iç benliğimden.. Ve onu bir kere duymaya başlayınca her şey değişti hayatımda.. Sonra diğer seslere kapattım kulaklarımı.. Anlamadılar.. Ruhumun dilini ancak ben biliyordum.. Onlar da bilmeliydi kendi dillerini.. Lafızlarla değil, kelamını kalbini.. Izliyordum bir feleğin kuyruğunda otururken alemi.. Fânustaki insanların telaşelerini.. O yüzden mi duyamadılar kendi ruh seslerini.. Ve o yüzden mi anlamadılar beni.. Aralamadılar mı henüz gözlerindeki perdeleri? Nefes alamayacaklarını düşünürken başka misallerde, Aslında nefesleri daralıyordu fânusun içinde.. Özgürlüğü hiç tadmamıştı çünki sıkışan ruhları bedenleri içinde.. Seyahat etmemişlerdi geceleri evrenin sonsuzluklarında.. Sonsuzluğun ufkuna dalmamışlardı odalarında sıkışıp kalanlar rüyalarında. Evet oturdum bir feleğin kuyruğunda bu gece.. Gözledim alemi ve anladım alem benmişim.. Şüheda Kutlu Mantık Budalası Her şeyde akıl arayan akılca noksandır.. Âlemde zerre olan acziyeti ile kibriyâya düşen o kişi; Meydanlarda gülünç sebebi olan meddah ile yeksandır.. Inanmak isteyen için vardır enva-i delâlet; Ancak aslolan kıymet 'ayn' ile görmeden olan imandır.. Bilir misin ki ilâhi intizamdan gâfil Ey kul! Bunlar aklın üstünde bir akıl ile olan nizamdır.. Geldi ise sana bir nişâne; Efdal olan kalbin ile görüp, sükût edip susmandır.. Unutma ben bilirim şiârı apaçık mizâc-ı şeytandandır.. Ve genelde hâkikatı bilenler kâl dilinden uzaktır.. Şüheda Kutlu "Her şeyde akıl arayan akılca noksandır.. Âlemde zerre olan acziyeti ile kibriyâya düşen o kişi; Meydanlarda gülünç sebebi olan meddah ile yeksandır.. Inanmak isteyen için vardır enva-i delâlet; Ancak aslolan kıymet 'ayn' ile görmeden olan imandır.. Bilir misin ki ilâhi intizamdan gâfil Ey kul! Bunlar aklın üstünde bir akıl ile olan nizamdır.. Geldi ise sana bir nişâne; Efdal olan kalbin ile görüp, sükût edip susmandır.. Unutma ben bilirim şiârı apaçık mizâc-ı şeytandandır.. Ve genelde hâkikatı bilenler kâl dilinden uzaktır.. Hangi gün bilmedim dedim; O gün bilmeyi bildim." Şüheda Kutlu "Kurb ile imtihan olmayan kurbiyyet kazanamaz Yakini ile etrafi ile imtihan olmayan Allah yakinli
··2 alıntı·
7,4bin Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Serkan KAYA
Gönderi Sahibi